Güncel Haber, Gündem, Mücadele

Almanya’da Yeni Seçim Aldatmacası ve Komünistlerin Görevleri!

Serdar Okan

Almanya seçimleri emek sermaye çelişkisini nasıl ortaya koyuyor

Seçimler sonuçları, SPD ve Yeşilleri kazananlar olarak göstersede ve büyük ihtimalle kurulacak olan ‘Lamba koalisyonu‘; çeşitli konu başlıklarında, “sosyal iyileştirme” beklentisi yaratsa da, Alman ve çok uluslu tekellerin istekleri doğrultusunda, emperyalist devletlerin içinde olduğu kaçınılmaz bunalım ve krizler açısından bu süreci emekçilerin aleyhine işletecektir.

Aşırı üretim…sermaye yoğunlaşması, rant hırsı, yüksek kar oranları ve buna bağlı alım gücü azalan tüketicilerin durumu, önümüzde ki sürecte radikal değişikliklerin olacağını gösteriyor.

Almanya’da 26 Eylül’de gerçekleşen Parlamento seçimleri beklenildiği gibi sonuçlandı. 2005’ten itibaren Merkel’siz ilk seçimine giren Hristiyan Demokrat Birlik CDU/CSU’nun büyük oranda oy kaybetmesi ve 2002’den beri,  ilk kez birinci parti olarak seçilen sosyal demokrat SPD’nin çıkması sürpriz bir sonuç olmadı. Hükümet kurma ve koalisyon tartışmaları da önümüzdeki üç beş ay boyunca Almanya’da gündemi oluşturacak.

Bu seçimlere öncekilere nazaran daha özgün koşullarda girildiği belirtilebilir. 2020 mart ayından itibaren karşı karşıya kalınan pandemi kaynaklı kapanma ve kısıtlamalar, ekonomik sonuçlar kadar siyasal sonuçlar da doğurdu. Pandemi ve kısıtlamaları, kapitalizmin yapısal krizinin zirve yaptığı dönem de ve burjuva toplum krizinin ortasında yakaladı. Pandeminin arttırdığı ekonomik krizin boyutu kapitalist aşırı plansız üretime ara vermeksizin, Pandemi nin kısıtlamalarını işçilere karşı işsizleşme riski ve giderek artan ölçüde taşeron işgücü üzerinden maliyetleri düşürme, ve ucuz işgücü  vurgunları ile artı değer elde edenlerin avantajına dönüştürülürken, tüm krizin faturası işçi emekçilere yüklendi. Siyasal bir kriz olmaması içinde büyük monopoller alternatif olarak burjuva sol seceneği Berlin merkezli belirlediler.

Almanya emperyalist tekelci düzeni, batmakta olan tekellerine devasa kurtarma paketleri açarak ulusal ve uluslararası rekabeti stabilize ederken, tüm  işçi ve emekçilerin üzerinden el koyduğu artı değeri pandemi döneminde şirketleri kurtarmak için gasp etti. Geniş emekçi yığınlara, işçi ve işsizlere düşen ise yüksek vergiler, pahalı gıda ve temel ihtiyaçlara mahküm, sessiz sedasız korkularıyla evlere kapanmaktır.

Aşırı sağcı ve Irkçı hareketin, taban kazanmaya çalıştığı aşı ve korona engellemeleri karşıtı gösteriler sokak eylemlerine dönüşerek yaygınlaştı. Bugün için de başta AFD olmak üzere faşistler, kitlelerin yasaklara ve güvencesizliğe karşı tepki ve öfkesini manüpüle ederek güce tahvil etmeye çalıştı.

Yine Göçmen ve mülteci karşıtlığı… yabancılara yönelik potansiyel suçlu algısı ile Alman milletine tehlike oluşturduğu, faşistlerin, bu seçim döneminde en temel siyasal kampanyalarıydı.

Yine gelecek kaygısının derinleşmesi, iklim krizinin etkileri, hayat pahalılığı, sel felaketinde CDU hükümetinin yetersizliği ve benzeri olgular, burjuva partilerin oy oranında değişimlere yol açtı.

SPD, yirmi yıl sonra, birinci parti olurken, Yeşiller ve FDP  oy oranını arttırdı.

Yine sanayi ve emekçilerin yoğunlaştığı ve merkezileştiği metropollerde, SPD-Yeşiller yüksek oy alırken, daha küçük kentlerde ve kasabalarda Sağ partiler cephesinin oylarını artırdığı görülüyor.

Sol Parti ise tabanının yarısını kaybederek baraj altında kaldı. Ancak Alman seçim yasasına göre üç direk Milletvekili farklı bölgede seçilirse o parti aldığı oyları kadar parlamentoda temsil ediliyor. Baraj altında kalmasına rağmen Berlin ve Leibzig direk adayları sayesinde 39 vekil ile temsil edilecek.

Seçim sonuçlarını aktaralım ve bakış açısını derinleştirelim:

Katılımın yüzde 76,6’yla bir önceki seçimden daha fazla olduğu Almanya’daki genel seçimlerden Sosyal Demokrat Parti birinci çıkarak oyların yüzde 25,7’sini aldı.

20. genel seçimlerde oyların yüzde 25,7’sini aldı. 2017 seçimlerine göre oyunu 5,2 puan artıran SPD, 2002’den sonra ilk kez sandıktan birinci parti çıktı.

Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet’i başbakan adayı gösteren Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ise yüzde 24,1’lik oy oranıyla ikinci sırada yer aldı.

CDU ve Bavyera eyaletinde teşkilatlanmış kardeş parti konumundaki Hristiyan Sosyal Birlik Partisi’nden (CSU) oluşan CDU/CSU’nun oy oranı 2017’deki seçimlere göre 8,9 puan azaldı.

CDU/CSU, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yapılan genel seçimlerde en düşük oy oranını almış oldu.

Yeşiller Partisi oy oranını 4 yıl önceki seçimlere göre 5,8 puan arttırarak 14,8 ile üçüncü olurken oy oranını 0,7 puan yükselten Hür Demokrat Parti (FDP) yüzde 11,5 ile dördüncü sırada yer aldı. Yeşiller Partisi, şimdiye kadarki genel seçimlerde en yüksek oy oranını yakaladı.

Göçmen ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) partisi ise 2017’ye göre oy oranında 2,3 puan düşüş yaşayarak 10,3 ile beşinci parti oldu.

Sol Parti de bir önceki seçimlere göre 4,3 puan oy kaybederek 4,9 ile altıncı parti çıktı.

Yüzde 5’lik seçim barajını geçememesine rağmen en az 3 bölgeden milletvekili çıkaran Sol Parti Alman Seçim Yasası’na göre elde ettiği oy oranında milletvekili kazandı ve gelecek yasama döneminde mecliste grup olarak temsil edilecek.

Geçici resmi sonuçlara göre meclisteki milletvekili dağılımı şu şekilde oldu: SPD 206, CDU/CSU 196, Yeşiller 118, FDP 92, AfD 83, Sol Parti 39.

Ayrıca Danimarkalı azınlığın kurduğu ve özel düzenlemeyle seçim barajından muaf tutulan Güney Schleswig Seçmen Birliği (SSW) de 1 milletvekili ile mecliste yer alacak. (Kaynak: Federal Seçim Kurulu)

Seçim sonuçları neyi gösteriyor ? İşçi ve emekçileri ne bekliyor?

Almanya’da son yıllarda ezilenlerin seslerini yükseltmeye başladığını görüyoruz. Hamburg G-20 eylemlerinden, anti-kapitalist eylemlere; işsizlerin iş ve hak isteme taleplerinin sokaklara yansıması; Hanau’dan  George Floyd eylemlerine; Futures for fridays ile birçok çevre eylemleri; sağlık sektörü çalışanların isyanları; kadın ve gençlik örgütlerinin ciddi örgütlemelerine kadar bir dizi eylemler çoğalmaktadır. Ekonomik krizin faturasını ödemek istemeyen işçi ve ezilenler sınıfının daha bilinçli talepleri kendisini hayatın her alanında sergilemekte. Ancak antifaşist ve antikapitalist güçlü bir sınıf bilinçli örgütlenmesi ya da ezilenler sınıfının cephenin kurulamaması sorunu, açığa çıkan dinamiklerin daha ileri mücadelelere kanalize olamamasına beraberinde getiriyor.

Die Linke partisi, sistemin güçsüzleştiği ve krizler sonucu yönetilemeyen dönemlerde, sistemin tekelleri ve medyası tarafından, sokağa taşan kitlelerin öfkesini dindirmek için dalga kıran olarak ele alınırken. Proğramı da daha çok kapitalizmde daha neler sosyal ve güzel olur üzerine yazılmıştır. Kautsky‘ci, Bernsteinci, Trockistçi, Krusçewci, Deng‘çi ve MLM karşıtı tüm modern revizyonist, revizyonist, sağoportunist bir “demokratik sosyalist” barışçıl hizipler koalisyonudur. Proletarya ideolojisinden fersah fersah sapması ve tasfiyeci son yapılanmalarıyla da bu seçimde epey hüsrana uğradılar.

Anayasal olarak kurulan, MLPD ve benzeri devrimci Partiler ve sisteme alternatif örgütlenen KlasseKampf, Jugendwiederstand, Trotz Alledem vd. ile  göçmen devrimci örgütlenmelerde bu çoğalan öfkeyi ve hoşnutsuz olan kitleleri, sınıf bilinçli iktidar perspektifli sınıfsal örgütlemeye kanalize edememektedir ve tam tersine kendi yapılarını bile sınıfsal konumlayamamaktalar.

Devrimci dalganın yükselişinin ve kitlelerin öfkesinin, sınıf savaşımı için sosyalist kitlesel bir örgütlemeye kanalize edilememesi, her sosyalist olma iddiasında ki Parti ve  Grubun sorunu olarak durmaktadır.

Almanya seçimlerinde ortaya çıkan tablo ve güncel politik durum

Bugün işçi sınıfı ve ezilenlerin ciddi bölümü, reformlardan halen umutluyken, belli bir bölümü umudu reform ve reformistlerde görmemekte ve tepkisini sandığa gitmeyerek, doğal  boykot olarak yansıtmaktadır.

Özellikle, 2008 krizinden son Pandemi dönemi krizine kadar büyük tekellerin ve çoğu orta şirketlerin zararlarının düzenli olarak emperyalist Alman kapitalizminin jokerleri,  CDU ve SPD tarafından finanse edilerek iflastan kurtarmaları ve tüm faturaları ezilenlere yüklediği her kesim tarafından günden güne daha çok bilince çıkarılmaktadır.

Bu kapitalist sömürü biçimi, 13 yılda kendisini ele verirken, emekçi kesimlerinin tepkisinin gelişmesini bu seçim sonuçları dahi engelleyemiyecektir. Halkın gelir düzeyi ve alım gücü düştükçe, işsizlik arttıkça sokaklarda kitlelerin ayak sesleri daha çok kendini hissettirecektir.

Bugün, Almanya işçi sınıfı ve ezilenler, daha çok hak mücadeleleri için sokağa çıkmaktalar. Emperyalist Tekeller, bunun bir sosyal direnişe dönüşmemesi için, kotardığı bu seçimler, sonuçları itibarıyla geçici bir nefes aldırma süresi kazandırmıştır. İşçi sınıfı ve halk kitleleri, yaşam pahalılığı, konut kiralarında ki fahiş artış, İşsizlik artışı, iklim, Çevre ve Kent sorunları  noktasında hak alma bilinci ile halen bir hayalet olarak tekellerin üzerlerinde varlığını hissetirmektedir.

Sınıf bilinçli, iktidar perspektifli ve Devrim stratejisinden yoksun, esasen bir proletarya partisinin olmayışı, sömürücü sınıfın işini rahatlatmakta ve ezilenlerin enerjisini sistem içi kulvarlarda eritilmesine neden olmaktadır..

Almanya işçi sınıfı, ancak ve ancak  MLM bir parti oluşumuyla,tekrar devrimi gündemleştiren mücadele rotasına girecektir. Proleter Dünya Devrimi ile diyalektik bağını doğru kuran bir Devrimci Program ve Strateji, hemen kapıda olan kendiliğinden patlamaların önderliğini kazanabilir.

Almanya sınıf bilinçli proletaryası, Komünist devrimciler, Bugün tarihsel ve somut koşullar üzerine tek başarı örneği 17 Ekim Devrimi olan Toplu Ayaklanma Stratejisinin mekanik yorumları ile güç biriktirme, fırsat kollama anlayışını, sağ yorumlarla yükselen devrimci dalga da dahi mücadeleyi geliştirecek ve derinleştirecek devrimci tarza dönüştürmek yerine Tekellerin ahırı olan Parlamento kapılarında kürsü elde etme şansı için ömür tüketmekmeyi, militanların bir ömrün tamamını kapsayan ajitasyon propağanda ve seçim kısır döngüsüne mahküm ederek kötürümleştirmeyi devrimcilik sayan anlayışları aşmalıdır.

Parti ve devrimin diğer güçlerini, doğacak fırsatlara bırakmayan hazırlıklarla ve kitle mücadelelerinin gelişimine bağlı olarak, Partiyi güçlendirecek ve mücadeleyi yükseltecek Partizan mücadele  biçimleri ile zenginleştirme, Kent gerillası ve devrimin temel gücünün ordulaşmasını, Proletarya Partisinin gelişimini ve İşçi sınıfının politik kitle ve silahlı kitle grev ve ayaklanmalarının güvenceleyecek şekilde  bir mücadele perspektifiyle ele almalıdır.

Almanya Tekelci Kapitalizminin, manüpülasyona ve devlet aygıtlarına dayalı gücü, sömürünün yoğunlaşmasından doğan emek.sermaye çelişkisini büyüttükçe sarsılacaktır.Bu güç, şimdilik çoğu kesimi, seçimlerle bağlayarak oyalamayı başarsada… bu gidişatı doğru temellerde inşaa edilecek bir Maoist Parti, doğru strateji ve kitle çizgisi ile kökten değiştirme şansına sahip olacaktır.

Almanya‘nın güçlü bir Marksist Leninist mücadele geleneği vardır. Karl Liebnecht ve Rosa Lüxemburg şahsında 100 yıl önce komünistlerin kuşandığı cüreti kuşanmak için Sınıf biliminin eriştiği Marksizm, Leninizm, Maoizm bileşimine, Maoizm le ulaştığı 3. Ve yüksek seviyesine hakim bir teorik kavrayışla, Dünya, AB ve Almanya koşullarını kavrayış düzeyine çıkaran MLM’lerin kendilerini prangalayan, her türden reformist, revizyonist, troçkist, anarşist etkilerden bağımsız, yeniden parti inşaa sürecinin gerekliliği ve görevlerini bilince çıkarması, olması gerekendir.

Bu ülkede yaşamlarını göçmen olarak sürdüren ve geldikleri ülkelerdeki sınıf mücadeleleri ve deviminde deneyim kazanmış çeşitli nedenlerle ülkelerine dönme olasılığını yitirmiş devrimcilerin, yaşadıkları ülkelerde ki işçi sınıfına ve varsa KP’sine yoksa bu Partiyi sınıfa kazandırma görevinde enternasyonal sorumluluğu vardır. Hiç kimse dar sosyal şoven saiklerle bu enternasyonal sorumluluğu gölgöleyemez, inkar edemez.

Enerjilerini ya politik mücadele duyarlılığı yada göçmen toplumunun ihtiyaçları gibi demokratlık bilinci ile reformist, revizyonist, sağ oportunist  partiler için, seçimden seçime yada hak eylemleri ile sınırlı bir eylem çizgisinden malül kulvarlarda harcamak yerine sınıfın partisini oluşturmak için her milletten sınıf bilinçli işçi ve komünist kadın ve erkeklerle omuz omuza verin.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Translate »