Kategorie: Gündem

Dünya, Güncel Haber, Gündem, Makaleler, Ölümsüzlerimiz
Aufruf zur Beteiligung und gedenken von Präsident Gonzalo in Ludwigsburg, Deutschland

In Deutschland und in verschiedenen Ländern Europas finden Gedenkveranstaltungen für Präsident Gonzalo, den unbeugsamen Krieger des Weltproletariats und der Kommunistischen Partei Perus, statt.

Organisiert wird die Veranstaltung zum Gedenken an Präsident GONZALO am Sonntag (26. September) in Stuttgart/Ludwigsburg, der südlichen Region Deutschlands, vom Alevitischen Kulturzentrum, der Süddeutschland Partisanen und Revolutionären Demokratie für das Volk.

Der kommunistische Führer Präsident Gonzalo, der am 12. September 1992 durch eine gemeinsame Operation des peruanischen faschistischen Staates und der CIA inhaftiert wurde und 29 Jahre lang in Einzelhaft unmenschlicher Isolation ausgesetztwar und am 11. September 2021 getötet wurde, gehört MLM-Organisationen und revolutionären Kräften auf der ganzen Welt und wird von ihnen gefeiert.

Eine der Veranstaltungen zum Gedenken an Präsident Gonzalo findet an diesem Wochenende – 26. September 2021 – um 14.00 Uhr im ludwigsburger AKM local statt.

Indem sie präsident Gonzalos Leichnam nicht einmal an seine Familie verschenkte, zeigte die peruanische Regierung, die das grundlegendste Recht verletzte, wie viel Angst sie vor Gonzalo und den Massen hatte, ihn zu beanspruchen, mit ihrer mörderischen und brutalen Politik, den Körper von Präsident Gonzalo durch ihr Sondergesetz zu verbrennen und zu zerstören. Präsident Gonzalo wird jedoch im rechtmäßigen Widerstand des internationalen Proletariats und der unterdrückten Völker am Leben erhalten werden, und keine reaktionäre und faschistische Praxis wird dies verhindern.

 Präsident GONZALO Gedenkveranstaltung am Sonntag (26. September) organisiert von der Süddeutschland der Partisanen und Revolutionäre Demokratie für das Volk im Alevitischen Kulturzentrum Ludwigsburg um Stuttgart/Ludwigsburg, Süddeutschland;

* Die Hommage wird mit Präsentationen der Synergie und der organisationsorganisierenden Institutionen gehalten, die Gonzalos MLM-Wissenschaft und seine Ansichten über die historische Bedeutung der Volkskriegslinie für die proletarische Weltrevolution synthetisierten, einschließlich Auszügen aus dem peruanischen Volkskrieg und dem Kampf von Gonzalo.

Die Gedenkveranstaltung wird von Süddeutschlands der Partisanen– und Revolutionären Demokratie  organisiert; Wir laden alle revolutionären Institutionen, revolutionär-demokratischen Individuen und Kreise ein und rufen das Denkmal des Widerstands, den Kommunistischen Führer Präsident Gonzalo, auf, eigentum zu beanspruchen.

Güncel Haber, Gündem, Mücadele, Ölümsüzlerimiz, Yazarlar
MLM Önder…Komutan Baba Erdoğan’ın Anısı Mücadelemizin Yolunu Aydınlatıyor!

Serdar Okan

Bir ırmaktır o gürül gürül akar…

“…Baba Erdoğan’ı proleterya saflarında bu denli yüce kılan ve bir o kadar sembolleştiren politik gelişmeler neydi diye sorulursa.

Verilecek yanıt:

Ezilen azınlık milleyete ve inanca mensup olmasına rağmen, her mücadeleyi sınıf perspektifi ile ele alması…

İrade ve eylemlerde ki inisiyatifi…

Ezilenler cephesine sevgi ve saygıyı yayması…

Yoldaşlarına ve siper yoldaşlarına hoşgörülü olduğu gibi, düşmana karşı acımasız oluşu…

Zindanlarda tutsaklığa her şart altında sınıfsal karşı koyuş…

Eylemlerde planlı ve hızlı tarz…

Parti çizgisi ve disiplinini halksavaşı’nda uygulamak…

Tüm hayatı boyunca mücadelesini verdiği sınıf mücadelesinde, faaliyet yürüttüğü alanlar ve örgütlemelerde her kesimin saygı ve sevgisini kazanmıştır.

Baba Erdoğan Parti içinde de disiplinli ve proğramlı mücadelede her alanı bir sınıf savaşımı olarak örgütlemiş ve istikrarlı ve kararlı duruşuyla gün yüzüne daha çıkmayan Halksavaşının teori ve pratik uyumunu üzerinde somutlayan kadrosu olmuştur. Her gelişme ve çelişkiyi yeni mevziler ve alanlar yaratma çabası “kitlelerden kitlelere” şiarını sembolize etmektedir.

Dersimde karakol baskınları…Kandıra baskını… Karadeniz’e ülke halklarının kurtuluşunun şah damarını oluşturan gerilla savaşının ve gerilla birliğinin başında ilk kez çıkartma yapan Komünist bir önder olarak not düşebiliriz.

Halk savaşı stratejisinin yılmaz  bir kadrosu ve önderidir Baba Erdoğan. Ülkemizin devrim ve silahlı mücadele tarihine büyük harflerle ismini yazdıran ihtilalcı komünist liderdir Baba Erdoğan.

Kırlarda köylü gerilla savaşının ustası, Kentlerde kitlelerin üzerini kaplayan pasifikasyonun ölü külünü silkeleyen silahlı propağanda’nın komutanıdır.

Çocukluk yılları:

Baba Erdoğan nüfus kayıtlarına göre 2 ocak 1960 tarihinde Dersim’in Hozat ilçesine bağlı bir dağ köyü olan Sırtkan’da doğdu. Yoksul bir Dersimli ailenin 8 çocuğundan 6.sı idi. Çocukluk yılları 1937/38 soykırımı ve akabinde bu katliamın anılarını dinlemekle geçti. Dedelerinin ve Nenelerinin direniş döneminin anılarını dinleyerek büyüyen Babil (gerçek ismi) köylerinde ilkokulun 1968’de açılmasıyla okula başlar. Kendisinden büyük olan ağabeyleri, hem iş hemde üniversite eğitimlerinden dolayı başka şehirlere yerleştiklerinden dolayı, Babil hem okula gider, hemde köydeki günlük işleri yaparak, tarlada ekin biçer, dağlarda çobanlık yapar… diğer tüm Dersim’li gençler gibi.

Babil ilkokulu köyünde bitirdikten sonra 1973’de Elazığ’da ki büyük ağabeyinin yanına giderek ortaokula başlar. Gittiği ortaokul eski adıyla devrim ortaokulu diye bilinen, faşistlerle mücadelenin yoğun olduğu bir okuldur. Babil burada ilk kez devrimci düşüncelerle tanışır. Dev-Genç ‘e sempati duymaya başlar. Bu dönemde spora olan merakından dolayıda boks kurslarına başlar. Babil artık Devrim ortaokulu’nda faşistlerle kavgada öne çıkan isimlerden biridir.

Gençlik yılları;

Babil 1976’da ortaokulu bitirdikten sonra, liseyi okumak için Erzurum Horasan’da lise öğretmeni olan diğer ağabeyinin yanına gider. Buraya gittikten kısa bir süre sonra ağabeyinin evinin faşistler tarafından silahla taranmasından sonra, ağabeyinin tayini istanbul’a çıkar. Babil’de ilk kez geldiği istanbul’da, Güngören’de ki İzzet Ünver lisesine kaydını yaptırır. Bu dönemde bazen lise öğretmeni olan ağabeyinin evinde kalırken, daha çok üniversite öğrencisi olan diğer ağabeyinin kaldığı Site öğrenci yurdunu kendine mekan eder. Burada İstanbul üniversitesi öğrencisi olan ağabeyi ve çevresindeki devrimci arkadaşlarından etkilenerek Dev-Genç sempatizanı olarak geldiği İstanbul’da İbrahim Kaypakkaya’nın düşünceleriyle tanışır. Babil kanlı 1 mayıs 1977 olaylarında taksim meydanında Partizan saflarında ki yerini alır. Lise 2 ve 3. sınıfı okumak için tekrar Hozat’a döndüğünde Babil artık İbrahim Kaypakkaya’nın düşüncelerini savunan kararlı bir Partizan’dır.

Karizmatik kişiliği ile doğallığını ve şakacı yanını birleştirince gençlik içerisinde sevilen bir önder olarak sivrilir. Babil liseyi okurken, bir yandan köy işlerini yaparken, diğer yandan eylemden eyleme koşturur. Bu dönemde 1977 sonbaharında annesini kaybeder, ve daha sonra evlenir. liseyi 1979 yılında bitirmesiyle, artan sorumlulukları gereği köye yerleşir. Bir yandan köy işleri ile uğraşırken diğer taraftan ileri sempatizan olarak aktif faaliyette bulunur.

Deşt toprak işgali, Dersim’de ki olaylı 1 mayıs eylemi gibi dönemin meşhur eylemlerinde yeralır. Köyde yaşadığı için gerillayla içiçedir. Çok sevdiği yoldaşlarından biri olan Orhan Bakır ( Armenak Bakırcıyan ) ‘ın Karakoçan’da devrime bedel olduktan hemen sonra doğan oğluna Orhan adını verir. İleri sempatizan olarak üzerine düşen tüm görevleri fazlasıyla yerine getirir.

Aktif Partili yılları;

1985 yazında gerillaya katılan Babil, bir yandan askeri yönüyle sivrilirken, diğer taraftan siyasi olarak hızla gelişir. Konferans tartışmalarının yoğunlaştığı bu dönem, aynı zamanda kırsalda ağır kayıplarında yaşandığı bir dönemdir. 1987 yılında TKP(ML) içinde Dabk – Konferans ayrımı yaşandığında, Babil Dabk kanadından yana tavrını koyarak, 1987 eylül’ünde Dabk yönetim kadrosu içerisinde DABK sekreter yardımcısı olarak yerini alır. Daha sonra ki süreçte bölge komutanlığını üstlenerek 1980 sonrası sadece ihbarcı cezalandırmaktan ve sürekli kayıp vermekten ibaret olan gerilla pratiğinde sıçrama yaratır. 1987 sonbaharında Hozat cezaevi baskını, Çemişgezek askerlik şubesi baskını, seçim sandıklarının imha edilmesi gibi başarılı eylemlere imza atar. 1987 aralık sonlarında, 12 eylül sonrası sessizliğin hüküm sürdüğü şehirlerdeki bu sessizliği kırmak ve Partimizin önceli TKP(ML) ‘nin adını duyurmak için Manuel Demir’in sorumluluğu altında ki Marmara bölgesine gelir.

Kandıra 196.piyade alayı’nı 10 ocak 1988’de silah olarak yanlarında sadece bir tabanca ile Parti üyeleri, Parti Aday üyeleri ve İleri sempatizanlardan oluşan 8 kişilik bir gerilla birliği ile basar. Gece girdikleri alayda askerleri ve subayları teslim alarak silahlara el koyarlar. Manuel’in komutasında ki grup, silahları alıp yola çıkarken, Babil’in komutasındaki diğer grup, zaman kazandırmak için alay’da kalırlar. Kendisi baskın sırasında ayağından yaralanmasına karşın asker ve subaylara kötü davranmadan, onlara birkaç saat boyunca devrim ve parti propagandası yaparlar. Bu olay o zamana kadar devrimcileri tanımayan askerleri öyle etkiler ki, sonraki süreçte mahkemelere tanık olarak çağrıldıklarında, mahkeme salonunda Babil’i teşhis etmiyeceklerdir. Salon dışında da Babil’in yakınlarına ona duydukları saygıyı dile getireceklerdir. Ocak ayı sonunda, başka bir eylem sonrası yakalanan bazı sempatizanların çözülmesiyle başlayan operasyon, TKP(ML) Önder kadrosu Manuel Demir’in kurşuna dizilerek katledilmesi ve Baba Erdoğan’ın yakalanmasıyla sonuçlanır. Baba Erdoğan yakalandığı ilk günlerde, gözaltında olduğu kabul edilmez ve bir hücre evinde çıkan çatışma sonrası ağır yaralı olarak kaçtığı yönünde günlük gazetelerin baş sayfalarında uydurma haberler çıkar. Böylece Manuel yoldaş gibi Babil’i de öldürmek için zemin oluşturulmaya çalışılır. Emniyette de kendisine Manuel gibi katledileceği söylenir. Bu dönemde gerek ailesi, gerekse yoldaşlarımız, yurt içinde ve yurt dışında aktif bir kampanya başlatarak, Baba Erdoğan’ın gözaltında kaybedileceğini basına ve kamuoyuna çeşitli eylemliliklerle, işgallerle taşırlar. Böylece İstanbul Polisi Baba’nın ellerinde olduğunu açıklamak zorunda kalır. daha sonra ise cezaevi süreci başlar.

Baba Erdoğan emniyet ve sonrası mahkeme sürecinde önderi ibrahim kaypakkaya gibi aktif direnme ve savunma çizgisini benimseyerek, karşı devrim güçlerine karşı TKP(ML) yi savunmuştur. Cezaevi sürecinde sadece kendi yoldaşlarının değil, aynı zamanda diğer devrimci yapılarında saygısını ve güvenini kazanmıştır.

Cezaevine giren Baba Erdoğan firar perspektifindedir. Cezaevi Parti örgütünü bu yönde hazırlar. Firar, Partiyi güçlendirme ve Karadenizi gerillaya açma Baba ve yoldaşlarının düşü haline gelmiştir. Bu düşüncelerle Sağmalcılar cezaevi içi ve dışında ki zayıf noktaları araştırma çalışmalarına başlar. Başarısızlıkla sonuçlanan birkaç tünel girişiminden sonra idare tarafından gardiyanlara zimmetlenir.

Baba Erdoğan Firar çalışmalarının yanısıra parti sorunlarıyla da aktif olarak ilgilenir. Cezaevi Parti üyeleri başta olmak üzere, savaşçıların ve sempatizanların ideolojik eğitildiği, teorik ve siyasi çalışmaların yine bu kapsamda kültürel çalışmanın özenle yürütüldüğü bir kamptır. İçerde ki herkes Dağ ve silahlı mücadele perspektifi ile şekillendirilir. Baba Erdoğan bu süreçte CPK ile DGM’de yapılan Kandıra davasında Parti adına yapılan savunma ve Parti konferansına yönelik Parti Birliği, Kürdistan’daki gelişmeler ve Halk savaşının geliştirilmesi noktasında araştırma ve incelemelere yoğunlaşır. Ordu tüzüğüne temel teşkil eden çalışmayı yapar. Parti, 1989’da yapılan DABK 3.konferansında Baba Erdoğan’ı fahri mk üyeliğine getirir. Bu dönemde Merkez Komite’sine ulaştırdığı yazılarında TKP(ML) güçlerinin birliği için somut öneriler sunar. Bir taraftanda “bir dersim yetmez, hedef bin dersim” olmalı şiarıyla öncelikle Karadeniz bölgesinin gerilla mücadelesine açılması için daha Cezaevinde iken altyapı çalışmalarına başlar.

1990 mayıs’ında Devrimci Sol’un örgütlediği bir firar eylemiyle, aralarında Dursun Karataş ve İbrahim Erdoğan’ın bulunduğu 4 Devrimci Sol önderi ile birlikte, devletin sırrını çözemediği bir yöntemle Bayrampaşa cezaevinden firar ederler. Baba, Dersim’e ulaştığında, devlet güçleri günlerce onun firarından bile habersizken, O 1 haziran 1990’da Ovacık Çalbaşı köyünde, bir yüzbaşı komutasındaki askeri birliğin köy içinde kuşatılması eylemine komuta eder. Faşist TC güçleri öyle acizleşirki, gün boyunca köylüleri kendilerine siper ederek, köy evlerinin dışına çıkamazlar. Baba Erdoğan yoldaş Dersim köylüleri tarafından öylesine çok sevilen bir gerilladır ki, cezaevi firarı sonrası gittiği 42 köyde kendisine kurban kesilerek karşılanmıştır.

Haziran 1990’da yapılan TKP(ML) MK olağanüstü toplantısında Genel sekreter yardımcılığı ve MK – SB üyeliğine atanır. Babil hiç vakit kaybetmeden, Ağustos 1990’da, (daha cezaevindeyken altyapı çalışmalarını sürdürdüğü) Karadeniz bölgesine geçiş yapar ve gerilla mücadelesini başlatır.

Karadeniz de Gerilla alanı açarak TKP(ML) tarihinde bir ilke imza atar. Bu bölgede, kısa sürede gerilla birliğinin arazi tanıma ve kitle çalışmasından sonra, Sivas ve Tokat’da yol kesme, kimlik kontrolu ve Parti propagandası yapma, devlet şantiyelerini basarak dinamit gibi araç ve gereçlere el koyma gibi eylemliliklere komuta eder. Gerilla birliğine yeni katılımlar olmasına karşın, silahlanma sorunu vardır. Bu silahlanma sorununu çözmek için 16 eylül 1990’da Tokat – Almus – Gümelönü köyü karakolu’nu basar. Bir astsubayın öldüğü, bir askerin yaralandığı bu baskın Baba yoldaşında son baskınıdır. Baba yaralı olarak karakoldan uzaklaştırılır. ilk yapılan açıklamalarda Baba yoldaşın tek başına karakola girip, askerleri teslim aldıktan sonra, arka tarafta saklanan bir subay tarafından vurulduğu ve ilerleyen saatlerde 16-17 eylül gecesi kan kaybından devrime bedel olduğudur. Ancak 1996 yılında Kongre Hazırlık Konfreansı sonrası MK tarafından yapılan yeni bir açıklamada ise; Baba Erdoğan yoldaşın karakol içinde askerleri teslim aldıktan sonra ajan Laz Nihat tarafından sırtından vurulduğu belirtilir.

1960’da hozat’ın bir dağ köyünde dünyaya gözlerini açan Babil, 21 eylül 1990’da yine kendi köyünde kalabalık bir kitlenin katılımıyla, sloganlar eşliğinde, köyün karşısındaki Munzurlara karşıdan bakan yüksek bir tepenin doruğunda toprağa verilir.

Baba Erdoğan yoldaş Parti tarihimizin kuşkusuz kendi döneminin en atılgan ve siyasi cüretin önder kadrosudur.

Türkiye – Kürdistan devrimini, gerek şehir gerillası gereksede köy gerillası olarak Halk Savaşı stratejisini laikiyle geliştirmiştir. Bu dönemde bu büyük gelişmeleri omuzlayan ve ileriye taşıyan tüm yoldaşlar devrimde Halk Savaşı pratiğini en üst seviyesi ile tesis etmişlerdir. Ve Baba Erdoğan çeşitli dönemlerde Parti içinde tasfiyeci revizyonist-sağoportunist koronun, ‘yapılamaz’, ‘uygulanamaz’ çığırtkanlığı yaptığı herşeyin Maoist önderlik var ise nasıl yapılabileceğinin sembolü olmuştur. Parti ne zaman Maoist kadroların yol göstericiliğinde hareket ettiyse politik, askeri ve kitlesel olarak gelişmiş; ancak ne zaman tasfiyeci -revizyonist-sağ oportunist koro önderliği ele geçirmişse, kendiliğindencilik, reformizm, ekonomizm ve kitlelerin Partiden uzaklaşması/uzaklaştırılması biçiminde dağınıklık başgöstermiştir.

Partinin MLM’lerin önderliğinde ki dönemlerde, üç aşamalı ele alınan Halk Savaşı stratejisi, birinci aşamasında daha stratejik savunma ve gerilla bölgelerinin örgütlenmesinde, Partiyi öncelikle ideolojik olarak silahlandırarak, pratik te savaş örgütü haline getirdiler. Yeni alanlara açılırken, kırsal esas alanlarda devrimci üsler kurma, kentlerde silahlı propaganda ve kitle eylemleri ile güç biriktirme, fırsat kollama taktiği izlediler. Parti tarihinde MLM’lerin , Gerilla bölgelerini boşaltma, silahlı güçleri topluca yurtdışına çıkartma ‘taktiği’ görülmemiştir. Bu daha çok ustaları aşma hevesine kapılmış, Avenkian, Prachanda, Kruscev, Teng öykünücülerinde başgösteren bir özelliktir. Bugün yasalcılıkla silahlı reformizm arasında bir o tarafa bir bu tarafa savrulanlar, komünist olma yerine önemi kendinden menkul, nomenklaturistler olarak tarih sahnesinden silinmeye mahkümdurlar.

Ancak tasfiyecilerin geçici etkilerine karşın, Parti kadro ve ileri sempatizanların önemli bir kısmı Halksavaşına göre şekillendikleri için… halen yıllar geçsede o dönemin kadro ve sempatizanları devrim saflarında ve yılmayan devrim hamallarıdırlar.

Proleter dünya devrimi perspektifli sosyalizm ve Halksavaşı mücadelesine ışık tutan Baba Erdoğan ve O’nun kimliğinde cisimleşen devrimin kadro tipini selamlıyor. Yaşamlarını feda eden yoldaşlarımızı minnet ve saygıyla anıyoruz.

Onların devrim ideallerini Yeniden inşaa perspektifiyle MKP olarak günümüz şartları ve gelişmelerini göz önünde bulundurarak, daha ileriye taşıyacağımıza söz veriyoruz. Biz onların yoldaşlarıyız. Bu Çelik aldığı suyu unutmayacak.

Dünya, Güncel Haber, Gündem, Mücadele
MKP MK-SB: ¡La confianza de Gonzalo, la bandera roja del proletariado seguirá flotando en el Perú y en el Mundo!

 MKP MK-SB: ¡La confianza de Gonzalo, la bandera roja del proletariado seguirá flotando en el Perú y en el mundo!

 RedMaster Hace 44 minutos0COMPARTECuotaPíoImpresión PDF libro electronico 

Centro de Noticias: El Buró Político del Partido Comunista Maoísta / Comité Central (MKP MK-SB) hizo una declaración escrita sobre el líder comunista, el presidente Gonzalo, el líder del PKP, quien estuvo bajo fuerte aislamiento durante 29 años y fue asesinado por el estado fascista peruano en octubre. 11, al prevenir la progresión de su enfermedad y prevenir su tratamiento.

Las siguientes declaraciones fueron incluidas en la declaración firmada por el MK-SB del Partido Comunista Maoísta, que llegó a nuestro periódico por correo electrónico.

“Las maniobras políticas del capitalismo imperialista, como la explotación, la ocupación, las guerras injustas y las masacres naturales, que son el resultado natural de la anarquía de la producción, han perdido su impulso de vez en cuando golpeando el muro de acero del proletariado mundial.

La determinación de la lucha, que abrió el camino a la victoria final del proletariado, fue tratada de ser frustrada y aplastada por diversos ataques político-políticos del imperialismo. Armados con la ciencia del marxismo, leninismo y maoísmo en muchos centros del mundo, los partidos comunistas demostraron a la clase trabajadora, al campesinado trabajador y a todos los segmentos oprimidos que un mundo sin fronteras, guerras y explotación es posible con sus luchas de sangre y vida. .

Subrayando que nuestra época es la era de las revoluciones proletarias, el líder comunista del proletariado, Lenin, dijo: „Es el deber principal del partido revolucionario revelar la interrelación de clases“, y afirmó que la tarea de cumplir las tareas de la época descansa sobre los hombros de los partidos comunistas. La Guerra Popular y la Gran Revolución Cultural Proletaria, que obtuvo la victoria bajo el liderazgo del presidente Mao en China, tienen un papel extremadamente importante en el resurgimiento de los movimientos comunistas mundiales en su propio país, y en el empoderamiento y revelación de los comunistas. líderes.

Nuestro líder comunista İbrahim Kaypakkaya, fundador y teórico del partido maoísta en Turquía y Kurdistán del Norte; Cuando dijo, “Nuestro movimiento es producto de la Gran Revolución Cultural Proletaria”, afirmó que el inicio y las tareas de la época están sobre los hombros de nuestro partido. Y cuando fue asesinado, subrayó que, con la guía de la ciencia MLM, la liberación del proletariado y los sectores oprimidos y explotados del pueblo en Turquía y Kurdistán del Norte sería absoluta con la victoria de la Guerra Popular, y que tal una carga estaba sobre los hombros de su partido.

El sol del marxismo, el leninismo, el maoísmo derritió los icebergs del imperialismo en manos del proletariado en Turquía y Kurdistán del Norte, India, Nepal, Filipinas y Perú. En muchas partes del mundo, los partidos comunistas maoístas que prepararon las guerras populares para la victoria bajo la dirección del proletariado contra el servidor jurado del imperialismo, los aparatos estatales fascistas de los países semifeudales y semicoloniales, conservaron su existencia vital. pagando un alto precio.
La revuelta del proletariado y de las capas populares contra la explotación, la opresión y el bandolerismo imperialista en el Perú también reveló la agonía del nacimiento del partido comunista marxista, leninista y maoísta. En medio de todos estos gritos, el Partido Comunista Peruano tomó su lugar en el escenario de la historia vistiendo la ideología del marxismo.

PKP MLM es un partido, y su fundador y teórico, el Presidente Gonzalo, insistió en “MLM no necesariamente maoísmo” y procedió a aplicar la Guerra Popular a condiciones únicas, que sacudieron profundamente al estado esclavista peruano, especialmente al imperialismo estadounidense. El Partido Comunista Peruano, que se arraigó en el pueblo en poco tiempo, comenzó a sacudir a Washington desde la capital, Lima, con las huellas de la revolución bajo la dirección del proletariado.
A medida que los movimientos estratégicos y los
esfuerzos del presidente Gonzalo para desarrollar la Guerra Popular Maoísta, que él sostuvo , comenzaron a dar frutos, la ofensiva del enemigo y los movimientos de circuncisión
cobraron impulso .

El presidente Gonzalo, mientras dirigía el PKP, también estaba
mostrando a los pueblos de América Latina y del mundo el camino hacia la verdadera liberación. Reveló que estamos en la 3ª etapa y superior de la Ciencia Proletaria, con
la síntesis de UKH de la realidad histórica y contemporánea clásica de Mao traída a la conciencia, junto con la hábil aplicación de la ciencia MLM en las condiciones peruanas
. UKH también luchó
y consiguió que lo aceptaran. Es esta
realidad la que distingue al presidente Gonzalo de cualquier líder comunista del CICR . Hay que estudiar y comprender la obra del presidente Gonzalo. Dirigió el
partido comunista teórico-político con el proletariado peruano desde 1980 hasta el 12 de septiembre de 1992, cuando fue encarcelado.
convirtió a su pueblo en súbdito de la Guerra Popular. Pero eso no es todo. Con
su comprensión de las dimensiones universales de la guerra popular
, aclaró que el proletariado tiene una fuerte estrategia militar hacia la revolución proletaria mundial . La misión del presidente Gonzalo en la historia
será abordada y puesta en marcha por MLM con estas contribuciones.

Su ingenio rápido y sus movimientos estratégicos maoístas
crearon las condiciones „normales“ para que él fuera el principal enemigo del estado fascista peruano y de los bandidos imperialistas . Los ataques del enemigo y la reducción del círculo
dieron sus frutos , y el 12 de septiembre de 1992, el presidente Gonzalo y muchos de sus compañeros fueron hechos prisioneros. Sus enemigos esperaban
desenmascarar y
humillar al presidente Gonzalo en una jaula ante la prensa mundial el 28 de septiembre, y aprisionar al proletariado mundial y sus pueblos en los muros del miedo con estas imágenes
.

Él, en cambio, lanzaba su puño de “jaula” con barrotes de hierro en la
cara de los bandidos imperialistas en nombre del proletariado mundial y de los pueblos y naciones oprimidos y extinguidos, gritando con la fuerza que obtuvo de su ideología;
¡Viva el marxismo, el leninismo, el maoísmo, viva la victoria de la guerra popular! El
clima neblinoso que el enemigo quería crear con desprestigio, demagogia y manipulaciones
fue destruido por el PKP y la Guerra Popular liderada por él.

Abimael Guzmán
Reynoso, quien estuvo detenido en la Base Naval del Callao , primero a muerte y luego a cadena perpetua agravada ,
fue un defensor de la ciencia MLM hasta su último aliento como presidente Gonzalo, líder del PKP y uno de los líderes de la UKH . La hospitalización del camarada Gonzalo el 20 de julio y el
hecho de que el Estado fascista peruano no compartiera información concreta sobre su salud
trajo consigo serias preocupaciones sobre su vida . Compañeros maoístas de muchos países del mundo
organizaron campañas para defender la salud y la vida del presidente Gonzalo y tomaron acciones en muchos países
.

Durante 29 años de severo aislamiento, el líder comunista
continuó infundiendo miedo al imperialismo y su lacayo nativo, el estado fascista peruano . El 11 de septiembre Gonzalo fue declarado muerto.
El camarada Gonzalo, asesinado por el Estado peruano , dejó su huella en la historia como
un
combatiente comunista , un líder indomable, dedicado al proletariado mundial, especialmente al proletariado peruano , y a los pueblos oprimidos , con la línea de la Guerra Popular, a pesar de todo tipo de ataques .

Seguirá siendo un arma en manos del proletariado mundial, una antorcha insaciable en su conciencia. Hacemos un llamado a
las fuerzas y al pueblo maoístas, especialmente de Turquía y Kurdistán del Norte, a
abrazar la memoria comunista de las fuerzas comunistas-revolucionarias internacionales Presidente Gonzalo y
apoyar firmemente los eventos de conmemoración que se llevarán a cabo . Debemos asumir nuestro deber de cumplir con nuestras
responsabilidades revolucionarias
, conociendo nuestro rencor de clase y actuando con la conciencia de responsabilizarnos por el asesinato del camarada Gonzalo a las potencias imperialistas y al estado fascista peruano .

¡El líder comunista Gonzalo es inmortal!
¡Viva la Victoria de la Guerra Popular!
¡Viva el internacionalismo proletario!
¡Viva el marxismo, el leninismo, el maoísmo! „

Güncel Haber, Gündem, Ölümsüzlerimiz, Perspektif
MKP MK-SB: Gonzalos Vertrauen, das Rote Flag des Proletariats wird in Peru und auf der ganzen Welt Schweben!

„Die politischen Manöver des imperialistischen Kapitalismus, wie Ausbeutung, Besatzung, ungerechte Kriege und natürliche Massaker, die die natürliche Folge der Anarchie der Produktion sind, haben von Zeit zu Zeit an Schwung verloren, indem sie die Stahlmauer des Weltproletariats getroffen haben.

Die Entschlossenheit zum Kampf, die den Weg zum endgültigen Sieg des Proletariats ebnete, wurde durch verschiedene politisch-politische Angriffe des Imperialismus zu frustrieren und zu zerschlagen versucht. Bewaffnet mit der Wissenschaft des Marxismus, Leninismus und Maoismus in vielen Zentren der Welt haben die kommunistischen Parteien der Arbeiterklasse, der werktätigen Bauernschaft und allen unterdrückten Teilen bewiesen, dass eine Welt ohne Grenzen, Kriege und Ausbeutung mit ihren Blut- und Lebenskämpfen möglich ist .

Der kommunistische Führer des Proletariats, Lenin, unterstrich, dass unser Zeitalter das Zeitalter der proletarischen Revolutionen sei, sagte: „Es ist die Hauptpflicht der revolutionären Partei, die Wechselbeziehungen der Klassen aufzudecken“, und er erklärte, dass die Aufgabe der Erfüllung der Aufgaben des Zeitalters ruht auf den Schultern der kommunistischen Parteien. Der Volkskrieg und die Große Proletarische Kulturrevolution, die unter der Führung des Vorsitzenden Mao in China den Sieg errungen hat, spielen eine äußerst wichtige Rolle bei der Wiederbelebung der kommunistischen Weltbewegungen in ihrem eigenen Land und bei der Ermächtigung und Enthüllung der kommunistischen Führer.

Unser kommunistischer Führer İbrahim Kaypakkaya, der Gründer und Theoretiker der maoistischen Partei in der Türkei und Nordkurdistan; Als er sagte: „Unsere Bewegung ist das Produkt der Großen proletarischen Kulturrevolution“, sagte er, dass der Beginn und die Aufgaben des Zeitalters auf den Schultern unserer Partei liegen. Und als er ermordet wurde, betonte er, dass die Befreiung des Proletariats und der unterdrückten und ausgebeuteten Bevölkerungsschichten in der Türkei und Nordkurdistan unter der Führung der MLM-Wissenschaft mit dem Sieg des Volkskrieges absolut wäre, und dass solche eine Last lag auf den Schultern seiner Partei.

Die Sonne des Marxismus, Leninismus, Maoismus ließ die Eisberge des Imperialismus in den Händen des Proletariats in der Türkei und Nordkurdistan, Indien, Nepal, den Philippinen und Peru schmelzen. In vielen Teilen der Welt haben die maoistischen kommunistischen Parteien, die unter der Führung des Proletariats die Volkskriege zum Sieg gegen den eidesstattlichen Diener des Imperialismus vorbereiteten, die faschistischen Staatsapparate der halbfeudalen, halbkolonialen Länder, ihre vitale Existenz bewahrt indem man einen hohen Preis zahlt.
Die Revolte des Proletariats und der armen Bevölkerungsschichten gegen Ausbeutung, Unterdrückung und imperialistische Banditentum in Peru offenbarte auch die Geburtswehen der marxistischen, leninistischen und maoistischen kommunistischen Partei. Inmitten all dieser Schreie nahm die peruanische Kommunistische Partei ihren Platz auf der Bühne der Geschichte ein, indem sie die Ideologie des Marxismus anlegte.

Die PKP MLM ist eine Partei, und ihr Gründer und Theoretiker, Vorsitzender Gonzalo, bestand auf „MLM nicht unbedingt Maoismus“ und wandte den Volkskrieg auf einzigartige Bedingungen an, die den peruanischen Sklavenstaat, insbesondere den US-Imperialismus, zutiefst erschütterten. Die peruanische Kommunistische Partei, die sich in kurzer Zeit im Volk festsetzte, begann Washington mit den Spuren der Revolution unter der Führung des Proletariats aus der Hauptstadt Lima zu erschüttern.
Als Präsident Gonzalos strategische Schritte und
Bemühungen zur Entwicklung des maoistischen Volkskrieges, den er unterstützte , Früchte trugen,
gewannen die Offensive und Beschneidungsbewegungen des Feindes an Dynamik .

Während Präsident Gonzalo die PKP anführte,
zeigte er den Völkern Lateinamerikas und der Welt auch den Weg zur wahren Befreiung. Er enthüllte, dass wir uns in der dritten und höheren Stufe der proletarischen Wissenschaft befinden, mit der
Synthese von Maos klassisch-historischer und zeitgenössischer Realität
durch das UKH zusammen mit der meisterhaften Anwendung der MLM-Wissenschaft unter peruanischen Bedingungen . UKH kämpfte auch
und bekam es akzeptiert. Es ist diese
Realität , die Präsident Gonzalo von jedem kommunistischen Führer im IKRK unterscheidet . Die Arbeit von Präsident Gonzalo muss studiert und verstanden werden. Er führte
von 1980 bis zum 12. September 1992, als er inhaftiert wurde, die theoretisch-politische kommunistische Partei mit dem peruanischen Proletariat.
machte sein Volk zu Untertanen des Volkskrieges. Aber das ist nicht alles. Mit
seinem Verständnis der universellen Dimensionen des Volkskrieges
stellte er klar, dass das Proletariat eine starke militärische Strategie gegenüber der proletarischen Weltrevolution verfolgt . Die Mission von Präsident Gonzalo in der Geschichte
wird von MLMs mit diesen Beiträgen angesprochen und umgesetzt.

Sein schneller Witz und seine maoistischen strategischen Schritte
schufen die „normalen“ Bedingungen dafür, dass er der Hauptfeind des peruanischen faschistischen Staates und der imperialistischen Banditen war . Die Angriffe des Feindes und der schrumpfende Kreis
zahlten sich aus, und am 12. September 1992 wurden Präsident Gonzalo und viele seiner Kameraden gefangen genommen. Seine Feinde hofften ,
Präsident Gonzalo am 28. September in einem Käfig vor der Weltpresse zu entlarven und zu
demütigen und mit diesen Bildern das Weltproletariat und seine Völker in den Mauern der Angst einzusperren
.

Auf der anderen Seite schlug er
den imperialistischen Banditen im Namen des Weltproletariats und der unterdrückten und ausgelöschten Völker und Nationen seine eiserne „Käfig“-Faust ins Gesicht und schrie mit der Kraft, die er aus seiner Ideologie schöpfte;
Es lebe der Marxismus, Leninismus, Maoismus, es lebe der Sieg des Volkskrieges! Das
Nebelwetter, das der Feind mit Diskreditierung, Demagogie und Manipulationen schaffen wollte,
wurde von der PKP und dem von ihr geführten Volkskrieg zerstört.

Abimael Guzman
Reynoso, der auf dem Marinestützpunkt Callao zunächst zu Tode und dann zu schwerer lebenslanger Haft festgehalten wurde ,
war bis zu seinem letzten Atemzug ein Verteidiger der MLM-Wissenschaft als Präsident Gonzalo, Führer der PKP und einer der Führer des UKH . Die Einweisung des Genossen Gonzalo am 20. Juli ins Krankenhaus und die
Tatsache, dass der faschistische peruanische Staat keine konkreten Informationen über seinen Gesundheitszustand teilte,
brachten ernsthafte Sorgen um sein Leben mit sich . Maoistische Genossen aus vielen Ländern der Welt
organisierten Kampagnen zur Verteidigung der Gesundheit und des Lebens von Präsident Gonzalo und ergriffen in vielen Ländern Aktionen
.

Nach 29 Jahren schwerer Isolation versetzte der kommunistische Führer
dem Imperialismus und seinem einheimischen Lakaien, dem faschistischen peruanischen Staat, weiterhin Angst. Am 11. September wurde Gonzalo für tot erklärt.
Genosse Gonzalo, der vom peruanischen Staat ermordet wurde , hat sich in der Geschichte als
kommunistischer
Kämpfer, ein unbeugsamer Führer, der dem Weltproletariat, insbesondere dem peruanischen Proletariat, und den unterdrückten Völkern gewidmet ist , mit der Linie des Volkskriegs, trotz alle Arten von Angriffen .

Es wird weiterhin eine Waffe in den Händen des Weltproletariats sein, eine unauslöschliche Fackel in seinem Bewusstsein. Wir rufen
die maoistischen Kräfte und Völker, insbesondere aus der Türkei und Nordkurdistan, auf,
das kommunistische Gedenken an den internationalen kommunistisch-revolutionären Kräften Präsident Gonzalo
zu begrüßen und die abzuhaltenden Gedenkveranstaltungen nachdrücklich zu unterstützen. Wir müssen unserer Pflicht zur Erfüllung unserer
revolutionären Verantwortung
nachkommen, indem wir unseren Klassengroll kennen und im Bewusstsein handeln, für die Ermordung des Genossen Gonzalo durch die imperialistischen Mächte und den faschistischen peruanischen Staat zur Rechenschaft gezogen zu werden.

Der kommunistische Führer Gonzalo ist unsterblich!
Es lebe der Sieg des Volkskrieges!
Es lebe der proletarische Internationalismus!
Es lebe der Marxismus, Leninismus, Maoismus!“

MKP MK-SB

eine Antwort schreiben

Angemeldet als RedMasterAusloggen?

Kommentar

Güncel Haber, Gündem, Mücadele
¡CON LA JUSTICIA PROLETERIAL, LOS MLM SUPERARÁN TODO TIPO DE LEY REACCIONAL BOURIOSA / REVISIONISTA E INJUSTICIA Y DEBERÁN HISTORIA PARA EL DESPERDICIO!

Debido a nuestra responsabilidad revolucionaria, colocamos el llamado a la justicia proletaria enviado por el MKP vía correo postal en nuestro sitio web. Democracia revolucionaria

 “La actitud de un partido político ante sus propios errores es uno de los criterios más importantes y fiables para que podamos determinar si este partido es serio o no y si realmente cumple con sus deberes hacia su clase y las masas trabajadoras. Admitir con sinceridad su error, buscar sus causas, analizar las circunstancias que lo llevaron, escudriñar los medios para corregirlo: estos son los signos de un partido serio.

La adhesión a la historia, armando el arma de la crítica y la autocrítica, y los estrechos vínculos con las masas aceleran y enriquecen los desarrollos revolucionarios. Aunque todas las funciones tienen un papel en la determinación de la naturaleza de los movimientos MLM, el principal determinante es la ideología proletaria. Esta capacidad y calidad, accesible a través de la teoría, la práctica y la educación revolucionarias; no solo para que los cuadros adquieran conocimientos teóricos; También es extremadamente importante en términos de determinar que sus vidas deben basarse en una base revolucionaria y consciente de clase.

El pensamiento crítico, que es una condición importante para tener una ideología proletaria, es un requisito previo para conducir la lucha de clases sobre el terreno ideológico correcto. Nuestro partido ha ganado un contenido bastante rico desde 1972. Si bien las diversas diferencias y desacuerdos (dos líneas) entre las definiciones y teorías desarrolladas podrían traer vitalidad a la vida del Partido, desafortunadamente la mayoría de las veces, la lucha de dos líneas no se manejó con el método correcto, lo que llevó a quedarse atrás del punto en que debería estar en la lucha de clases. Desviaciones del MLM, insuficiencias en su implementación creativa, esfuerzos para responder a las necesidades de la lucha de clases, y en muchos procesos duros de ataques y derrotas dentro de esta dialéctica, así como las duras condiciones de la lucha de clases, Durante los esfuerzos por preservar su existencia, además de las lecciones y los éxitos que arrojan luz sobre el futuro, las deficiencias y los fracasos son los hechos de nuestra historia. Otro hecho nuestro es que nuestro Partido continúa su lucha en el vasto mar de la lucha de clases, consciente de su responsabilidad revolucionaria con nuestros pueblos, especialmente con el proletariado internacional, superando todos los obstáculos y dificultades sin rendirse.

Hoy se puede decir que con el III Congreso de nuestro Partido MKP se ha logrado un nivel colectivo de actitud y entendimiento estratégico, que puede ser un indicador del desarrollo del pensamiento crítico. Este desarrollo naturalmente refuerza la idea de que las competencias de pensamiento se pueden desarrollar a través de la lucha de clases y la lucha y la educación en el ambiente del Partido, por un lado, y sienta las bases para el avance de métodos y técnicas para el desarrollo del pensamiento MLM, por el otro. mano.

El liderazgo estratégico revolucionario es un proceso que requiere habilidades basadas en la acumulación intelectual científica. Este proceso, en el que se obtienen resultados en base a análisis y evaluaciones MLM; percepción-comprensión-conciencia o pensamiento se desarrolla en una serie de tres funciones: investigación y toma de decisiones. El propósito principal de la función de pensamiento es atribuir la cientificidad a los eventos en nuestra lucha de clases, clasificar estos eventos en categorías y aplicarlos a la vida de una manera única.

Nuestras acciones como juzgar, comprender, analizar, explicar, definir, comparar y llegar a una síntesis tienen lugar en el ámbito de esta función de indagación. La ciencia MLM, por su parte, funciona como criterio para evaluar los momentos revolucionarios creados a través de la reflexión y las luchas de clases, para que veamos nuestros errores, depresiones, debilidades, etc. como resultado de esta contabilidad y evitemos repetirlos. En cuanto a la contabilidad, también proporciona la energía revolucionaria que necesitamos para actuar en consonancia con nuestros posibles objetivos del socialismo. A partir de esta energía, el cuadro revolucionario se dirige a las necesidades de la organización revolucionaria y la lucha revolucionaria.

Existe una interacción dependiente y dinámica de la organización revolucionaria y el pensamiento de uno con estas funciones de lucha. Sin embargo, funcionalmente, el papel de la „teoría revolucionaria“ es más decisivo que los demás. Porque PK y el cuadro como sujetos pueden organizarse a la luz de esta teoría y dirigir la práctica. Hoy, el sistema de pensamiento MLM es la culminación ideológico-política más avanzada de la correcta intervención en la lucha de clases como función; Los sistemas de pensamiento ecléctico, liquidacionista-revisionista, espontáneo, que no presentan las mismas características, conducen a la desorganización y la corrupción, no a organizar a las masas y acumular poder. Por otro lado, solo el MLM, especialmente aquellos con maoísmo, tiene la función de abrir los canales de organización y desarrollo que corresponden al proceso, ordenando la lucha de clases en línea con la ideología proletaria y corrigiendo los errores.

De hecho, la intervención de nuestro Partido en el proceso y la energía que generó con las decisiones del 3er Congreso del MKP, y el llamado al Partido a reconstruirse de acuerdo con los principios del MLM y el programa y estrategia maoísta, puso a nuestra organización en el centro de atención. El hecho de que los oprimidos lo consideren realista y cada vez más una fuente de interés es el resultado de la forma en que usamos el MLM para la misión de liderazgo proletario que nuestro movimiento revolucionario necesita en nuestra geografía.

En otras palabras; Si nuestro acercamiento a nuestras deficiencias y errores históricos no cumple la función de la lucha de dos líneas, la línea de masas, el centralismo democrático y la correcta aplicación de la democracia intrapartidista, recrear el Partido como base ilegal y armada. la organización de lucha para regularnos y corregirnos a nosotros mismos y al movimiento revolucionario de masas como Partido Dirigente; Nuestra visión de nuestra historia y nuestros errores se vuelve oportunista y antirrevolucionaria, lo que llamamos “revisionismo liquidacionista”.

El revisionismo liquidacionista no es solo una acusación infundada para los intereses de nuestro grupo. De hecho, vamos a consultar nuestro Documento de ideología del 1er Congreso para ver si esta nomenclatura es un eslogan vacío que acabamos de descubrir.

“ Las negatividades encontradas en el desarrollo histórico de nuestro partido después de Kaypakkaya, y las distancias del MLM están en la raíz de las crisis enfrentadas. Subestimar la importancia de la Gran Revolución Cultural Proletaria, de la que somos producto, significa romper con nuestros cimientos. Todas las crisis y derivas han existido sobre la base de esta ruptura. El problema principal es comprender y disolver el vínculo principal. En cambio, las discusiones sobre tal o cual resultado erróneo, algunos pasos positivos y verdades que se deben tomar no son suficientes para llegar a soluciones radicales. Se ha visto que una mano está en la revolución cultural y la otra es otra postura, que solo conduce a un camino ecléctico-centrista. El principal motivo de esta deriva es la gran revolución cultural proletaria o la lucha por los resultados, en lugar de ver la distancia con el maoísmo y encontrar claridad resolviendo el tema que es el eslabón principal, no arraigado – es una lucha parcial. La lucha de línea real no se puede manejar así. ¿Maoísmo o revisionismo? Ese es el problema principal “. (Página: 61)

Una perspectiva revolucionaria realista sobre nuestras acciones en el proceso revolucionario pasado y nuestros errores derivados de él, por otro lado, sin duda requiere avanzar en una línea científica. Este proceso consiste en hacer preguntas sobre un tema controvertido; investigando la información necesaria para la respuesta, desarrollando comentarios e inferencias para soluciones; Esta investigación sigue un camino científico colectivo, interrogativo y revolucionario, basado en la indagación, que conduce a conclusiones revolucionarias y síntesis de hallazgos y conclusiones.

Tal curso de acción, que hace que nuestra acción esté en línea con las normas y políticas de MLM, es posible con las habilidades para resolver los procesos problemáticos en nuestro pasado, adquiridas a través del aprendizaje de la ciencia y la experiencia. En investigación e investigación, el cambio metodológico cambia directamente los criterios de análisis, y el cambio en los problemas cambia directamente el método de solución, y todo sucede en una acción de pensamiento / práctica de esta manera; Es vital que nuestros resultados cumplan con las normas maoístas de justicia y derecho.

En este contexto, en nuestros 49 años de historia del Partido, ha habido muchos problemas relacionados con los procesos relacionados con la lucha. Algunos de ellos son los problemas que surgen por diferenciaciones ideológico-políticas o en ocasiones como consecuencia de errores metodológicos organizacionales, o los problemas de ideología, organización y derecho que surgen como consecuencia de decisiones inadecuadas o apresuradas en su manejo.

Si bien nuestro partido ha encontrado soluciones en algunas épocas, a través de congresos y conferencias que ha realizado, o con las prácticas de los liderazgos que ha asignado para solucionar estos procesos al final de estos procesos, ha sobrevivido hasta la actualidad debido a graves errores e injusticias políticas, como en algunos casos, se ha mantenido de forma continuada. El partido del proletariado, que también tiene la responsabilidad de ser partido en este sentido, actuará / actuará con el entendimiento de la justicia proletaria siempre que escuche la voz de las masas, conozca los problemas y las solicitudes.

En cualquier parte de nuestro proceso organizativo, si alguno de nuestros compañeros ha sido sometido a un período injusto, como nuestras deficiencias y errores ideológicos, políticos, tenemos la obligación de abordar estos procesos con cuidado y encontrar una solución con nuestra investigación maoísta. y método de investigación. En este sentido, nuestra historia de MLM nos ha dado un trasfondo ideológico competente y una comprensión de la justicia proletaria. Con esta confianza, invitamos a nuestros compañeros y amigos, en especial a nuestros compañeros y amigos, quienes han encontrado actitudes injustificadas por diversos problemas, formas y métodos o prácticas equivocadas que son incompatibles con sus procesos organizativos, relaciones y aportes al Partido, que es nuestro producto de trabajo colectivo, para comprometernos con nuestro partido y aplicar sin dudarlo.

Nuestro grupo examinará e investigará los problemas considerando los hechos y en la relación tiempo-espacio. En términos de los resultados de esta investigación, el proceso, el comportamiento y las actividades del solicitante en nuestra organización revolucionaria serán investigados de manera integral. Se tomará en cuenta la sinceridad en las aplicaciones, la apertura, las condiciones en el surgimiento de los problemas, la posición y participación del Partido y del individuo frente al problema, y ​​este proceso también será considerado como un proceso educativo sobre el tema. base de ganar. Los problemas se abordan con este enfoque. Descuidando la dialéctica, la ley del cambio, la orientación positiva-negativa, estática, conservadora, tomando alimento no de la ciencia sino de la cultura social atrasada, linchamiento, goygoy, Nos apoyamos en muchas enseñanzas del camarada Mao Zedong, especialmente en el liberalismo, y en las enseñanzas científicas sobre las contradicciones, el chisme y los enfoques basados ​​en la estructura de clase burguesa egoísta. Sobre la base de nuestra comprensión de la justicia proletaria, estamos decididos a no favorecer un enfoque fuera de clase que no sean los intereses del comunismo y la revolución.

En este sentido, todos deberían revisar su planteamiento sobre las siguientes reflexiones del Documento de Ideología del I Congreso de la historia de nuestro Partido:

“Para cubrir grandes distancias (cualitativamente) entre el partido y el pueblo, es fundamental estar consciente de estos hechos, no solo de las palabras. La práctica de una persona consciente también es sólida. También une a los elementos intermedios para ganar a los que se quedan atrás poniendo en acción a los elementos conscientes y activos del partido y al pueblo como motor de unidad. Siempre muestra una solución a quienes cometen errores. Les ayuda a arreglar. El castigo dentro del partido y del pueblo es prevenir errores similares en el futuro y sensibilizar a la gente sobre ellos. Y su contenido principal es la educación. Lo contrario es la línea de la venganza. Aquellos que están encerrados en la victoria de los trabajadores serán meticulosos en el principio maoísta de unidad-crítica-unidad. Mao dice:

„Tratar a tus camaradas como al enemigo es adoptar el comportamiento del enemigo“. La revolución nunca puede aceptar ser como el enemigo. Ésta es la alienación de la revolución de sí misma, su inversión. Quienes se desvían en la línea de la violencia en el manejo de los problemas públicos sufren de tal alienación, digan lo que digan ”(p. 56-57). 

¿Qué se siente al parecer un enemigo? Dejar a la gente bajo sospecha durante años sin hacer ninguna acusación ni revelar justificaciones concretas, o culpar y sin necesidad de justificación y prueba, son planteamientos que se quedan atrás incluso de la ley burguesa, como „yo te culpé, tú mismo razonaste“. Este método es inaceptable para el partido maoísta y su justicia. Estas son las prácticas que perjudican en lo más mínimo a la revolución. Los cuadros e incluso sus partidarios que objetan y critican su línea ideológica, que se atreven a expresarla, llevan décadas inactivos tratándolos de „criminales“ con excusas triviales; camarilla, liquidacionista, actitudes y entendimientos intrigantes. Con tales prohibiciones, cortar las relaciones organizacionales y utilizar el hogar y las oportunidades financieras de uno,

Es una especie de prohibición a la política aplicar castigos reales en forma de apolitizar y aislar a muchos activistas que han contribuido al trabajo colectivo en cargos de cuadros, comandantes, militantes, combatientes y simpatizantes, que alguna vez apoyaron las actividades del Partido, humillándolos como „de mentalidad DABK“.

Con ejemplos y formas más reproducibles, será ser el vocero voluntario o linchador de los discursos liquidacionistas de la camarilla gobernante contra sus compañeros víctimas de las políticas de la camarilla liquidacionista, ser el representante / representante de las formas y métodos burgueses que son ajenos. a la ideología proletaria y la cultura partidaria. Sacar el cuero cabelludo de los problemas vividos en este contexto, los problemas de nuestra gran masa del Partido, que el liquidacionismo fue puesto en orden y apresuradamente de izquierda y derecha, causó los problemas, las fracturas, las influencias fuera de clase, especialmente la intimidación, la desesperación, degeneración, etc. Nos basamos en la actitud de seguir la línea de masas y ser un ganador sin ignorar las enfermedades.

Por supuesto, de alguna manera se las arregló para ser un hombre de todas las épocas; Los jefes que han desfalcado puestos clave con gran destreza en todos los procesos, guardando celosamente el ‚derecho burgués a la vida‘, deambulando como Culuk no están dentro de nuestro alcance. El piso del partido del proletariado no debe ser un hábitat al que se aferren camaleones de todo tipo.

Especialmente después de nuestro 3er Congreso, nuestros compañeros, que realizaron muchas actividades anteriores y fueron liquidados por diversos motivos, quieren dar sus hombros a nuestro proceso de construcción. Organizamos a quienes quieran participar en la actividad sometiendo a todos los compañeros aspirantes a una investigación e investigación revolucionarias. Una organización sólida hecha de acero solo es posible con escepticismo científico y una teoría / práctica revolucionaria con integridad.

La Operación Snowdrop, realizada por algunos de nuestros compañeros que se postularon verbalmente o por escrito, confiando en nuestra justicia y ley revolucionarias, antes / después de nuestro 3er Congreso del MKP, es uno de los procesos en los que los miembros de la Célula Contrarrevolucionaria fueron aplastados. ; Se investigaron los procesos problemáticos de los compañeros que fueron agraviados por diversas razones de algunos de los procesos posteriores, y se hizo la autocrítica a los agraviados de acuerdo con nuestra moral y ley proletarias, y se les restituyó su dignidad y derechos.

Así como abrazamos con orgullo y orgullo nuestras gloriosas luchas de clases en nuestra historia, autocriticamos nuestras debilidades y errores en nuestra historia con gran modestia comunista. La autocrítica no nos hace más pequeños, al contrario, asegura que no volvamos a cometer errores similares.

Nuestro Partido Proletario está formado por personas. También es consciente de la continuidad de la existencia de enfermedades feudales burguesas en la clase obrera y las clases y estratos medios de los diferentes sectores de la población y el objetivo de transformarlos con la ideología y la cultura proletarias. Ha habido y habrá errores debido a estas influencias fuera de clase, desviaciones ideológicas y entendimientos atrasados. Nuestras fuerzas de lucha están luchando contra el sistema capitalista-imperialista colaborativo / monopolista de la clase dominante de oposición, bajo la dirección de nuestro Partido en línea con el MLM, con la perspectiva de la revolución mundial proletaria. Nuestro Frente y Ejército Popular liderado por el Partido derrocará la estructura socio-económica capitalista semicolonial y establecerá una estructura social socio-económica socialista. MKP, en la lucha por la Revolución Mundial Proletaria y la Revolución Socialista, y en el futuro, incluidas las condiciones de la Dictadura del Proletariado,

¡Viva el marxismo-leninismo-maoísmo!

¡Viva nuestro proceso de reconstrucción del Partido!

¡Viva la Guerra Popular!

MKP MK-SB

Septiembre 2021

Eylül 2021

Güncel Haber, Gündem, Tarihimizden, Yazarlar
WITH THE PROLETERIAL JUSTICE, MLM’S WILL OVERCOME ALL KINDS OF BOURIOUS/REVISIONIST REACTIONAL LAW AND INJUSTICE AND SHALL HISTORY TO THE WASTE!

Due to our revolutionary responsibility, we place the call for proletarian justice sent by the MKP via post on our website. Revolutionary Democracy

 “The attitude of a political party towards its own mistakes is one of the most important and reliable criteria for us to determine whether this party is serious or not and whether it really fulfills its duties towards its class and the working masses. To sincerely admit his error, to seek out its causes, to analyze the circumstances that led to it, to scrutinize the means of correcting it: these are the signs of a serious party.

Adherence to history, arming the weapon of criticism and self-criticism, and close ties with the masses accelerate and enrich revolutionary developments. Although all functions have a role in determining the nature of MLM movements, the main determinant is Proletarian ideology. This ability and quality, accessible through revolutionary theory, practice and education; not only for cadres to gain theoretical understanding; It is also extremely important in terms of determining that their lives should be based on a revolutionary and class-conscious basis.

Critical thinking, which is an important condition of having a proletarian ideology, is a prerequisite for conducting the class struggle on the right ideological ground. Our party has gained quite a rich content since 1972. While the various differences and disagreements (two lines) between the definitions and theories developed could bring vitality to Party life, unfortunately most of the time, the two-line struggle was not handled with the right method, leading to falling behind the point where it should be in the class struggle. Deviations from MLM, inadequacies in its creative implementation, efforts to respond to the needs of class struggle, and in many heavy attacks and defeat processes within this dialectic, as well as the heavy conditions of the class struggle, During the efforts to preserve its existence, besides the lessons and successes that shed light on the future, inadequacies and failures are the facts of our history. Another fact of ours is that our Party continues its struggle in the vast sea of ​​class struggle, being aware of its revolutionary responsibility to our peoples, especially to the international proletariat, by overcoming every obstacle and difficulty without giving up.

Today, it can be said that a collective level of attitude and strategic understanding has been achieved with the 3rd Congress of our Party MKP, which can be an indicator of the development of critical thinking. This development naturally strengthens the idea that thinking competencies can be developed through class struggle and struggle and education in the Party environment, on the one hand, and lays the groundwork for the advancement of methods and techniques for the development of MLM thought, on the other hand.

Revolutionary strategic leadership is a process that requires skills based on scientific intellectual accumulation. This process, in which results are obtained based on MLM analysis and evaluations; perception-comprehension-consciousness or thinking takes place in a series of three functions: research and decision making. The main purpose of the thinking function is to attribute scientificity to the events in our class struggle, to classify these events into categories and to apply them to life in a unique way.

Our actions such as judging, comprehending, analyzing, explaining, defining, comparing and reaching a synthesis take place within the scope of this function of inquiry. MLM science, on the other hand, functions as a criterion in evaluating the revolutionary moments created through reflection and class struggles, so that we see our mistakes, depressions, weaknesses, etc. as a result of this accounting and avoid repeating them. As for accounting, it also provides the revolutionary energy we need to take action in line with our possible goals of socialism. Based on this energy, the revolutionary cadre turns to the needs of revolutionary organization and revolutionary struggle.

There is a dependent and dynamic interaction of revolutionary organization and one’s thinking with these functions of struggle. However, functionally, the role of „revolutionary theory“ is more decisive than the others. Because KP and cadre as subjects can organize themselves in the light of this theory and direct the practice. Today, the MLM system of thought is the most advanced ideological-political culmination of correct intervention in the class struggle as a function; Spontaneous, liquidationist-revisionist eclectic systems of thought, which do not show the same characteristics, lead to disorganization and corruption, not to organize the masses and accumulate power. On the other hand, only MLM, especially those with Maoism, has the function of opening the channels of organization and development that correspond to the process, arranging the class struggle in line with the proletarian ideology and correcting the mistakes.

As a matter of fact, our Party’s intervention in the process and the energy it created with the decisions of the 3rd Congress of the MKP, and the call for the Party to rebuild in line with MLM principles and Maoist program and strategy, put our organization in the center of attention. The fact that it is found realistic by the oppressed and increasingly a source of interest is a result of the way we use MLM for the proletarian leadership mission that our revolutionary movement needs in our geography.

In other words; If our approach to our historical shortcomings and mistakes does not fulfill the function of the two-line struggle, the mass line, democratic centralism and the correct application of intra-party democracy, to re-create the Party as an illegal basis and an armed struggle organization to regulate and correct ourselves and the revolutionary mass movement as the Leading Party; Our view of our history and mistakes becomes opportunist and anti-revolutionary, which we call “liquidationist revisionism”.

Liquidationist revisionism is not just an unfounded accusation for our group interests. In fact, let’s refer to our 1st Congress Ideology Paper to see if this nomenclature is an empty slogan that we have just discovered.

“The negativities encountered in the historical development of our party after Kaypakkaya, and the distances from MLM lie at the root of the crises faced. The underestimation of the importance of the Great Proletarian Cultural Revolution, of which we are the product, signifies a break from our foundations. All crises and drifts have existed on the basis of this break. The main issue is understanding and dissolving the main link. Instead, arguments over this or that erroneous result, some positive steps and truths to be taken are not enough to reach radical solutions. One hand is in the cultural revolution, the other is another stance that only leads to an eclectic-centrist path. The main reason for this drift is the great proletarian cultural revolution or the struggle over the results, instead of seeing the distance from Maoism and finding clarity by solving the issue that is the main link, not rooted – it is partial struggle. The real line struggle cannot be handled like that. Maoism or revisionism? That’s the main issue.“(Page: 61)

A realistic revolutionary perspective on our actions in the past revolutionary process and our mistakes arising therefrom, on the other hand, undoubtedly requires proceeding along a scientific line. This process consists of asking questions on a controversial topic; researching the information necessary for the response, developing comments and inferences for solutions; This research follows a collective, interrogative and revolutionary scientific path, based on investigation, leading to revolutionary conclusions, synthesis of findings and conclusions.

Such a course of action, which makes our action in line with MLM norms and policy, is possible with the skills to solve the problematic processes in our past, gained through learning from science and experience. In research and investigation, the methodological change directly changes the analysis criteria, and the change in the problems directly changes the solution method, and everything happens in a thinking/practice action in this way; It is vital that our results comply with Maoist norms of justice and law.

In this context, in our 49-year history of the Party, there have been many problems related to the processes related to the struggle. Some of these are the problems that arise due to ideological-political differentiations or sometimes as a result of organizational methodological mistakes, or the problems of ideology, organization and law that arise as a result of inadequate or hasty decisions in their handling.

Even though our party has found solutions in some periods, through congresses and conferences it has held, or with the practices of the leaderships it has assigned to solve these processes at the end of these processes, it has survived to the present day due to serious political mistakes and injustices, as in some cases, it has remained on a continuous basis. The party of the proletariat, which also bears the responsibility of being a party in this regard, will/will act with the understanding of proletarian justice as long as it listens to the voice of the masses, knows the problems and upon applications.

In any part of our organizational process, we have to address our ideological, political inadequacies and mistakes, and if any of our comrades have experienced an unfair period, we have to deal with these processes carefully and find a solution with our Maoist research and investigation method. In this regard, our MLM history has given us a competent ideological background and understanding of Proletarian justice. With this confidence, we invite our comrades and friends, especially our comrades and friends, who have encountered unjustified attitudes due to various problems, wrong ways and methods or practices that are incompatible with their organizational processes, relations and contributions to the Party, which is our collective labor product, to engage with our party and apply without hesitation.

Our party will examine and research the problems by considering the facts and in the time-space relationship. In terms of the results of this research, the process, behavior and activities of the applicant in our revolutionary organization will be investigated comprehensively. Sincerity in the applications, openness, conditions in the emergence of the problems, the position and share of the Party and the individual in the face of the problem will be taken into account, and this process will also be considered as an educational process on the basis of winning. Issues are addressed with this approach. Disregarding the dialectic, the law of change, positive-negative orientation, static, conservative, taking food from backward social culture, not science, lynching, goygoy, We rely on many teachings of Comrade Mao Zedong, especially on liberalism, and scientific teachings on contradictions, about gossip and approaches based on the selfish bourgeois class structure. On the basis of our understanding of proletarian justice, we are determined not to favor an out-of-class approach other than the interests of communism and the revolution.

In this regard, everyone should review their approach on the following thoughts in the Ideology Document of the 1st Congress in our Party history:

“In order to cover serious distances (qualitatively) between the party and the people, it is essential to be aware of these facts, not just the words. The practice of a person who is conscious is also sound. It also unites the middle elements in order to win those who are left behind by putting the conscious, forward-active elements in the party and the people as the engine of unity. He always shows a solution to those who make mistakes. It helps them fix. Punishment within the party and the people is to prevent similar mistakes in the future and to sensitize people to them. And its main content is education. The reverse is the line of revenge. Those who are locked in victory for the working people will be meticulous in the Maoist principle of unity-criticism-unity. Mao says:

“To treat your comrades as to the enemy is to adopt the behavior of the enemy.” The revolution can never accept being like the enemy. This is the revolution’s alienation from itself, its reversal. Those who stray into the line of violence in dealing with domestic problems suffer from such alienation, whatever they may say.” (p. 56-57) 

What is it like to look like an enemy? Leaving people under suspicion for years without making any accusations or revealing their concrete justifications, or accusing people without the need for justification and proof, are approaches that fall behind even the bourgeois law, such as „I blamed you, you reasoned yourself“. This method is unacceptable for the Maoist party and its justice. These are the practices that harm the revolution in the slightest. The cadre and even its supporters who object to and criticize your ideological line, who dare to express it, have been inactive for decades by treating them as „criminals“ with trivial excuses; clique, liquidationist, scheming attitudes and understandings. With such prohibitions, to cut off organizational relations and to use one’s home and financial opportunities,

Implementing actual penalties in the form of apoliticizing and isolating many activists who have contributed to and contributed to the collective labor in positions of cadres, commanders, militants, fighters and sympathizers who once supported the activities of the Party, by humiliating them as „DABK-minded“, is a kind of ban on politics.

With more reproducible examples and forms, it is to be the voluntary spokesperson or lynchman of the ruling clique liquidationist discourses against his comrades who are the victims of the liquidationist clique policies, to be the representative / representative of the bourgeois ways and methods that are foreign to the proletarian ideology and party culture. Scalping the problems experienced in this context, the problems of our large Party mass, which the liquidationism is put at the ready and hurriedly to the left and right, the fractures they suffered, the out-of-class influences, especially the intimidation, despair, degeneration, etc. We are based on the attitude of following the mass line and being a gainer without ignoring the diseases.

Of course, he somehow managed to be a man of every era; Chiefs who have embezzled key positions with great dexterity in every process, jealously guarding the ‚bourgeois right to life‘, wandering around like Culuk are not within our scope. The floor of the party of the proletariat must not be a habitat for chameleons of all kinds to cling to.

Especially after our 3rd Congress, our comrades, who carried out many previous activities and were liquidated for various reasons, want to give their shoulders to our construction process. We organize those who want to participate in the activity by putting all applicant comrades through a revolutionary research and investigation. A solid organization made of steel is possible only with scientific skepticism and revolutionary theory/practice integrity.

The Snowdrop Operation, carried out by some of our comrades who applied to us verbally or in writing, trusting our revolutionary justice and law, before/after our MKP 3rd Congress, is one of the processes in which the Counter-Revolutionary Cell members were crushed; The problematic processes of the comrades who were wronged for various reasons from some of the later processes were investigated, and self-criticism was made against those who were wronged in accordance with our proletarian morality and law, and their dignity and rights were restored.

Just as we proudly and proudly embrace our glorious class struggles in our history, we self-criticize our weaknesses and mistakes in our history with great communist modesty. Self-criticism does not make us smaller, on the contrary, it ensures that we do not make similar mistakes again.

Our Proletarian Party is made up of people. It is also aware of the continuity of the existence of bourgeois-feudal diseases on the working class and the classes and middle strata of the different sections of the population and the aim of transforming them with proletarian ideology and culture. There have been and will be mistakes due to these out-of-class influences, ideological deviations, and backward understandings. Our struggle forces are fighting against the collaborative/monopoly capitalist-imperialist system of the ruling opposition class, under the leadership of our Party in line with the MLM, with the perspective of the Proletarian World revolution. Our Party-led People’s Army and Front will overthrow the semi-colonial capitalist socio-economic structure and establish a socialist socio-economic social structure. MKP, in the struggle for the Proletarian World Revolution and Socialist Revolution, and in the future, including the conditions of the Dictatorship of the Proletariat,

Long live Marxism-Leninism-Maoism!

Long live our process of rebuilding the Party!

Long live the People’s War!

MKP MK-SB

September 2021

Güncel Haber, Gündem, Perspektif, Yazarlar
MLM’LER PROLETER ADALETİ İLE HER TÜRDEN BURJUVA/REVİZYONİST GERİCİ HUKUK VE ADALETSİZLİK UYGULAMALARINI AŞACAK VE TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖNDERECEKTİR!

 ‘‘Bir siyasal partinin kendi yanılgıları karşısında ki tutumu, bu partinin ciddi olup olmadığını, kendi sınıfına karşı ve emekçi yığınlara karşı görevlerini gerçekten yerine getirip getirmediğini saptayabilmemiz için en önemli ve en güvenilir ölçütlerden biridir. Yanılgısını içtenlikle kabul etmek, nedenlerini arayıp bulmak, bu yanılgıya yol açan koşulları tahlil etmek, yanılgıyı doğrultma yollarını dikkatle incelemek: işte ciddi bir partinin belirtileri bunlardır.‘‘ Lenin

Tarihine bağılılık, eleştiri-özeleştiri silahını kuşanmak, kitlelerle sıkı bağlar devrimci gelişmeleri hızlandırır, zenginleştirir. MLM hareketlerin niteliğinin belirlenmesinde bütün işlevlerin rolü varsa da asıl belirleyici olan Proleter ideolojidir. Devrimci teori, pratik ve eğitim yoluyla ulaşılabilir olan bu yeti ve nitelik; kadroların yalnızca teorik kavrayışı kazanması açısından değil; yaşamlarının devrimci ve sınıf bilinçli bir temele dayandırılmasını belirlemesi açısından da son derece önemlidir.

Proleter ideolojiye sahip olmanın önemli bir koşulu olan eleştirel düşünme, sınıf mücadelesinin doğru ideolojik zeminde yürütülmesi için ön koşuldur. Partimizde, 1972’lerden günümüze oldukça zengin bir içerik kazanmıştır. Geliştirilen tanım ve kuramlar arasındaki çeşitli farklılık ve uzlaşmazlıklar (iki çizgi) Parti yaşamına canlılık getirebilecekken ne yazıkki çoğu zaman iki çizgi mücadelesinin doğru bir yöntemle ele alınmaması sonucu, sınıf mücadelesinde olunması gereken noktanın gerisine düşülmesine yol açmıştır. Sınıf mücadelesinin ağır koşulları kadar, MLM den sapmalar, yaratıcı uygulamasında yetersizlikler, sınıf mücadelesinin ihtiyaçlarına yanıt olma çabaları ve bu diyalektik içinde bir çok ağır saldırı ve yenilgi süreçlerinde, yol alma, varlığını koruma çabaları esnasında geleceğe ışık tutan dersler ve başarıların yanısıra yetersizlikler ve başarısızlıklarda tarihimizin gerçekleridir. Bir başka gerçeğimizse Partimiz canla başla yılmadan her engeli ve zorluğu aşarak başta enternasyonal proletaryaya olmak üzere, halklarımıza karşı devrimci sorumluluğunun bilincinde olarak sınıf mücadelesinin engin denizinde mücadelesine devam etmektedir.

Günümüzde eleştirel düşüncenin gelişim göstergesi olabilecek yeterliliğe, Partimiz MKP’nin 3. Kongresi ile tutum ve stratejik kavrayışa ilişkin kollektif bir düzeyin yakalandığı söylenebilir. Bu gelişme de doğal olarak bir yandan düşünme yeterliliklerinin, MLM örgütlenmenin sınıf mücadelesi ve Parti ortamında mücadele ve eğitim yoluyla geliştirilebileceği düşüncesini güçlendirmekte, öte yandan da MLM düşüncenin gelişimine yönelik yöntem ve tekniklerin ilerletilmesine temel oluşturmaktadır.

Devrimci stratejik önderlik, bilimsel entelektüel birikime dayalı beceriler gerektiren bir süreçtir. MLM analiz ve değerlendirmelere dayalı sonuçlar elde edilen bu süreç; algı-kavrama-bilinç veya düşünme, araştırma ve karar vermek üzere üç işlevli bir dizi içerisinde gerçekleşir. Düşünme işlevinin temel amacı, sınıf savaşımımızda olaylara bilimsellik yüklemek, bu olayları kategoriler halinde sınıflandırmak ve özgün bir biçimde hayata uygulamaktır.

Yargıda bulunma, kavrama, çözümleme, açıklama, tanımlama, karşılaştırma ve bir senteze ulaşma gibi eylemlerimiz sorgulamanın bu işlevi kapsamında gerçekleşir. MLM bilimi ise, düşünme ve sınıf mücadeleleri yoluyla yaratılmış olan devrimci momentleri değerlendirme de kriter işlevini görür ki, hatalarımızı, bunalımlarımızı, zaaflarımızı vb tutumlarımızı  bu muhasebe sonucunda görür ve tekrar etmekten kaçınırız. Muhasebeye gelince, o da olası sosyalizm hedeflerimize uygun eylemleri gerçekleştirmek için gereksindiğimiz devrimci enerjiyi sağlamaktadır. Bu enerjiye dayanarak, devrimci kadro, devrimci örgütlenme ve devrimci mücadele gereksinimlerine yönelir.

Devrimci örgütlenme ve kişinin düşüncesinin, mücadelenin bu işlevleri ile bağımlı ve dinamik bir etkileşimi söz konusudur. Ancak, işlevsel açıdan “devrimci teori”nin rolü diğerlerine göre daha belirleyicidir. Çünkü özne olarak KP ve kadro, bu teorinin ışığında kendini örgütleyebilir ve pratiğe yön verebilir. Günümüzde MLM düşünce sistemi, bir işlev olarak sınıf mücadelesine doğru müdahalenin en gelişkin ideolojik-politik zirvesidir; aynı özellikleri göstermeyen, kendiliğindenci, tasfiyeci-revizyonist eklektik düşünce sistemleri, kitleleri örgütlemeye, güç biriktirmeye değil dağınıklığa ve çürümeye yol açmaktadır. Buna karşın yalnızca MLM, özellikle Maoizm’e sahip olanlar sürece denk düşen örgütlenme ve gelişme kanallarını açıp sınıf mücadelesini proleter ideoloji doğrultusunda düzenleyip, hataları düzeltme işlevine sahiptir.

Nitekim Partimiz MKP’nin 3. Kongre kararları ile sürece müdahalesi ve yaratttığı enerji, Partinin yeniden MLM ilkeler ve Maoist proğram ve strateji doğrultusunda inşaası çağrısı kitleler içinde örgütlememizi dikkat merkezine oturttu. Ezilenlerce gerçekçi bulunması ve giderek ilgi kaynağı olması, tümüyle coğrafyamız devrimci hareketimizin ihtiyaç duyduğu Proleter önderlik misyonu için MLM’i kullanım biçimine bağlı bir sonuçtur.

Bir diğer deyişle; tarihsel eksiklik ve hatalarımıza yaklaşımda, Öncü Parti olarak kendimizi ve  devrimci kitle hareketini düzenleme ve düzeltme için iki çizgi mücadelesi, kitle çizgisi, demokratik merkeziyetçilik ve parti içi demokrasinin doğru uygulaması, Partinin illegal temeli ve silahlı mücadele  örgütü olarak yeniden yaratılması işlevini gerçekleştirmiyorsa; tarihimize ve hatalarımıza bakışımız oportunist ve anti-devrimci bir nitelik kazanır ki, bu yaklaşımın ulaştırdığı niteliğe “tasfiyeci revizyonizm” adını vermekteyiz.

Tasfiyeci revizyonizm salt grupsal çıkarlarımız için havadan ortaya atılmış bir temelsiz suçlama değildir. Hatta bu isimlendirme bizim yeni keşfettiğimiz içi boş bir sloğan olup olmadığını anlamak için 1. Kongre İdeoloji Belgemize başvuralım.

‘‘Partimizin Kaypakkaya sonrası tarihi gelişiminde karşılaşılan olumsuzluklar, yüz yüze gelinen krizlerin temelinde, MLM’den uzaklaşmalar yatmaktadır. Ürünü olduğumuz Büyük Proleter Kültür Devriminin öneminin küçümsenmesi, kuruluş temellerimizden bir kırılmayı, savrulmayı ifade eder. Tüm kriz ve savrulmalar bu kırılma temelinde var olmuşlardır. Esas mesele, asıl halkanın kavranması ve çözülmesidir. Bunun yerine şu veya bu hatalı sonuç üzerindeki münakaşalar, atılacak bazı olumlu adımlar ve doğrular, köklü çözümlere ulaşmaya yetmez. Bir el kültür devriminde, diğeri başka bir duruş görüldü ki, sadece eklektik-merkezci bir yola sürüklemektedir. Bu sürüklenişin temel nedeni olan, büyük proleter kültür devrimi ya da Maoizm’den uzaklaşmayı görüp, esas halka olan meseleyi çözerek netliğe ulaşmak yerine, sonuçlar üzerindeki boğuşma, köklü değil- kısmi cebelleşmedir. Gerçek çizgi mücadelesi böyle ele alınamaz. Maoizm’mi?, revizyonizm’mi? Temel mesele budur.‘‘(Sayfa: 61)

Geçmiş devrimci süreçteki hareketlerimize ve ordan doğan hatalarımıza gerçekçi devrimci bir bakış açısı ise, hiç kuşkusuz bilimsel bir çizgide yol alınmasını gerektirir. Bu süreç, tartışmalı bir konu üzerinde sorular sorulmasından; yanıt için gerekli bilgilerin araştırılmasına, çözüm yollarına yönelik yorum ve çıkarımların geliştirilmesinden; bu araştırma, soruşturma üzerine kurulmuş devrimci sonuçlar elde edilmesine, bulgu ve sonuçların sentezine uzanan kollektif sorgulayıcı ve devrimci bilimsel bir yolu izler.

Eylemimizi MLM normlara ve politikaya uygun kılan böyle bir hareket tarzı, bilim ve tecrübelerden öğrenme yoluyla kazanılmış, geçmişimizde ki problemli süreçleri çözme becerileri ile olanaklıdır. Araştırma soruşturma da yöntemsel değişimin çözümleme ölçütlerini, problemlerdeki değişimin ise çözüm yolunu doğrudan değiştirdiği, herşeyin bu minvalde bir düşünme/uygulama eylemi içinde gerçekleşmesi; sonuçlarımızın Maoist adalet ve hukuk normlarına uygunluğu açısından hayati önem taşımaktadır.

Bu bağlamda, 49 yıllık Parti tarihimizde, mücadele ile bağlantılı süreçlerle ilgili bir çok sorunlar yaşanmıştır. Bunlardan kimi ideolojik-politik farklılaşmalar nedeniyle yada kimi zamanda örgütsel yöntemsel yanlışlar sonucu ortaya çıkan sorunlar ve veya bunların ele alınışında ki yetersiz veya aceleci kararların sonucunda doğan ideoloji, örgüt ve hukuk sorunlarıdır.

Partimiz, kimi dönemlerde, gerçekleştirdiği kongre ve konferanslarla, veya bu süreçlerin sonunda çözümüyle görevlendirdiği önderliklerin pratikleriyle,  esas olarak çözümlere kavuşturmuşsa da kimi örneklerde olduğu gibi sürgit sürüncemede kalmasından dolayıda ciddi siyasi hatalar ve haksızlıklarda günümüze kadar gelebilmiştir. Bu konuda da parti olmanın sorumluluğunu taşıyan proletarya partisi, kitlelerden gelen sese kulak vererek, sorunlara vakıf oldukça ve başvurular üzerine, proleter adalet anlayışı ile hareket edecektir/etmektedir.

Örgütsel sürecimizin herhangi bir kesitinde, ideolojik, politik yetersizliklerimiz ve hatalarımızın üzerine gittiğimiz gibi her hangi bir yoldaşımıza haksız bir dönem yaşatılmışsa, bu süreçleri itina ile ele alarak, Maoist araştırma soruşturma yöntemimizle çözüme ulaştırma zorunluluğumuz vardır. Bu konuda MLM tarihimiz bize yetkin bir ideolojik birikim ve Proleter adalet anlayışı kazandırdı. Bu güvenle, partimizin örgütsel süreçlerinde, çeşitli sorunlar nedeniyle gerekçeli gerekçesiz tavırlarla karşılaşmış, yanlış yol ve yöntemlerle yada hukuksuz bir şekilde örgütsel süreçleri, ilişkileri ve kolektif  emek ürünümüz olan Partiye katkıları ile bağdaşmayan uygulamalarla karşılaşmış başta yoldaşlarımız ve dostlarımızı çekincesiz partimizle ilişkilenme ve başvurmaya çağırıyoruz.

Partimiz olgulardan hareketle ve zaman mekan ilişkisi içinde ele alarak sorunları inceleyecek, araştıracaktır. Bu araştırmanın doğurduğu sonuçlar açısından başvuran bireyin devrimci örgütlememizdeki süreci, davranışları, faaliyetleri kapsamlı olarak soruşturulacaktır. Başvurulardaki samimiyet, açıklık, sorunların ortaya çıkışındaki koşullar, Parti ve bireyin sorun karşısındaki konum ve payları dikkate alınacak ve bu süreci aynı zamanda kazanma temelinde bir eğitim süreci olarak ele alınacaktır. Sorunlar bu yaklaşımla ele alınmaktadır. Diyalektiği, değişim yasasını, olumlu- olumsuz yönelimi dikkate almayan, statik, tutucu, gıdasını bilimden değil geri toplumsal kültürden alan, linççi, goygoycu, dedikodu ve bencil burjuva sınıf yapısından alan yaklaşımlar hakkında özellikle Mao Zedung yoldaşın başta liberalizm üzerine olmak üzere bir çok öğretisini ve çelişkiler üzerine bilimsel öğretisini esas almaktayız. Proleter adalet anlayışımızın temelinde Komünizmin ve devrimin çıkarları dışında bir sınıf dışı yaklaşıma prim vermeme noktasında kararlıyız.

Bu konuda, Parti tarihimizde 1. Kongre İdeoloji Belgesinde yer alan şu düşünceler üzerinde herkes yaklaşımlarını gözden geçirmelidir:

‘‘Parti ve halk içi birlikte ciddi mesafeler (nitelik olarak) katetmek için lafzını eden değil, bu gerçeklerin de bilincinde olmak şarttır. Bilincinde olan insanın pratiği de sağlam olur. Bilincinde olan, parti ve halk içinde ileri-faal unsurları birliğin motoru olarak devreye sokarak geride kalanları da kazanmak için, orta unsurları da birleştirir. Hata yapanlara daima çözüm yolu gösterir. Düzelmelerine yardımcı olur. Parti ve halk içerisinde cezalandırma, gelecekte benzer hataları önlemek, bunlara karşı insanları duyarlı kılmak içindir. Ve temel içeriği de eğitimdir. Tersi, öç alma çizgisidir. Emekçiler için zafer kazanmaya kilitlenenler, Maoist birlik-eleştiri-birlik ilkesinde titiz olurlar. Mao şöyle der;

“Yoldaşlarına düşmana davranır gibi davranmak, düşmanın davranışını benimsemek demektir.” Devrim, düşmana benzemeyi asla kabul edemez. Bu, devrimin kendisine yabancılaşması, tersine dönüşmesidir. Halk içi sorunların ele alınmasındaki şiddet çizgisine savrulanlar ne derlerse desinler böyle bir yabancılaşmadan muzdariptirler.‘‘  (Sf 56-57) 

Nedir düşmana benzemek? Herhangi bir suçlama yapmadan ve veya somut gerekçelerini ortaya koymadan insanları yıllarca şaibe altında bırakmak, yada suçlayıp gerekçe ve delillendirme ihtiyacı duymadan ‚‘‘ben suçladım sen kendini akla‘‘ gibi burjuva hukukunun dahi gerisine düşen yaklaşımlardır. Bu metot Maoist parti ve onun adaleti açısından kabul edilemezdir. Bunlar en hafifi devrime zarar veren uygulamalardır.  İdeolojik çizginize itiraz eden, eleştiren bunu dile getirme cüreti gösteren kadro ve hatta taraftarları havadan sudan bahanelerle on yıllarca‚ ‘‘suçlu‘‘ muamelesi ile atıl tutarak fiilen siyaset yasağı uygulayarak geliştirilen tasarruf; klikçi, tasfiyeci, entrikacı tutum ve anlayışlardır. Bu tür yasaklarla örgütsel ilişkileri kesip, buna karşın evini, maddi olanaklarını kullanma, yasal siyaset için kurum olarak destek sunduğun zeminlere mahküm etme pratiği, işte bu en kötüsünden prağmatizm ve ne yaptığını bilmemek olur.

Bir dönem Parti faaliyetlerine omuz vermiş kadro, komutan, militan, savaşçı, sempatizan konumlarda kolektif emekte katkısı ve payı olan nice faaliyetçiyi , “DABK kafalı” diye aşağılayarak,  apolitize etme, izole etme biçiminde fiili cezalar uygulamak bir çeşit siyaset yasağı uygulamaktır.

Daha çoğaltılabilir örnekler ve biçimlerle, tasfiyeci klikçi politikaların mağduru olan yoldaşlarına karşı, egemen klikçi tasfiyeci söylemlerin gönüllü sözcüsü yada linçcisi olmak, proleter ideoloji ve parti kültürüne yabancı, burjuva yol ve yöntemlerin temsili / temsilcisi olmaktır.  Bu bağlamda yaşanan sorunlara neşter vurmak, tasfiyeciliğin hazıra konduğu ve hovardaca sağa sola savurduğu geniş Parti kitlemizin sorunları, uğradığı kırılmalar, sınıfdışı etkilerle başta yılgınlık, umutsuzluk, dejenarasyon vb. hastalıkları da gözardı etmeksizin kitle çizgisi izleme, kazanımcı olma tutmunu esas almaktayız.

Elbette her dönemin adamı olmayı bir şekilde başaran; her süreçte büyük bir kıvraklıkla kilit mevkileri kendine zimmetlemiş, ‘burjuva yaşam hakkını‘ kıskançlıkla koruyarak ortalıkta Culuk gibi kabara kabara dolaşan şefçikler, kapsama alanımıza girmemektedir. Proletarya partisinin zemini her türden bukalemunun yapışacağı bir yaşam alanı olmasa gerek.

Özellikle 3. Kongremiz sonrası bir çok eski faaliyette bulunan ve çeşitli bahanelerle tasfiyeye uğrayan yoldaşlar inşa sürecimize omuz vermek istemekte. Tüm başvuran yoldaşları devrimci bir araştırma ve soruşturmadan geçirerek faaliyete katılmak isteyenleri örgütlemekteyiz. Çelikten sağlam bir örgütleme ancak bilimsel kuşkuculuk ve devrimci teori/pratik bütünlüğüyle mümkündür.

MKP 3. Kongremiz öncesi/sonrası, devrimci adalet ve hukukumuza güvenerek bize sözlü/yazılı başvuran yoldaşlarımızdan kimi partimizce gerçekleştirilen Kardelen Harekatı, Karşı Devrimci Hücre elemanlarının başının ezildiği sürecinden; kimi sonraki süreçlerden çeşitli nedenlerle haksızlığa uğrayan yoldaşların problemli görülen süreçleri araştırılmış ve haksızlığa uğrayanların proleter ahlak ve hukuğumuz gereği kendilerine özeleştiri yapılmış ve itibarı ve hakları iade edilmiştir.

Tarihimizdeki şanlı sınıf mücadelelerimizi nasıl gururla ve onurla sahipleniyorsak, tarihimizdeki zaaflarımızın ve hatalarımızın özeleştirisini de büyük bir Komünist mütevaziliğiyle veririz. Özeleştiri bizi küçültmez, tam tersine bir daha benzeri hatalar yapmamamızı sağlar.

Proletarya Partimiz insanlardan oluşmaktadır. İşçi sınıfı ve farklı halk kesimindeki sınıf ve ara tabakaların üzerindeki burjuva -feodal hastalıkların varlığı ve bunların proleter ideoloji ve kültürle dönüştürülmesi ereğinin de sürekliliğinin bilincindedir. Bu sınıfdışı etkiler, ideolojik sapmalar, geri kavrayışlardan kaynaklı hatalar oldu ve olacaktır. Mücadele güçlerimiz MLM çizgisindeki Partimizin önderliğinde, Proleter Dünya devrimi perspektifi ile hakim karşı sınıfın işbirlikçi/ tekelci kapitalist-emperyalist sistemine karşı savaşmaktadır. Parti önderliğindeki Halk Ordumuz ve Cephemiz yarı sömürge kapitalist sosyo ekonomik yapıyı yıkarak sosyalist sosyo ekonomik toplumsal yapıyı kuracaktır. MKP, Proleter Dünya Devrimi ve Sosyalist Devrim mücadelesinde ve ilerde Proletarya Diktatörlüğü şartlarınıda kapsayacak şekilde, bu savaşım içinde burjuva sınıfdan‚ ‘ödünç’ alınmış her yanlışın özeleştirisini işçi sınıfına vererek Proleterya ya uygun ilkeleri kuşanarak mücadelenin şanlı yoluna devam ediyor ve edecektir.

Yaşasın Marxizm-Leninizm-Maoizm!

Yaşasın Partiyi yeniden inşaa sürecimiz!

Yaşasın Halk Savaşı!

MKP MK-SB

Eylül 2021

Dünya, Güncel Haber, Gündem, Mücadele, Tutsaklar
Actions for Chairman Gonzalo from Swiss Maoists

Swiss Communists quickly responded to the MKP’s call to the International Communist Movement from Turkey and Northern Kurdistan, and greet them both with their written responses and their actions.

The continuation of these actions by MLMs from the Swiss Communist Party/Red Fraktion is expected from other World Communist Parties and Groups. According to the information received by our newspaper Devrimci Dağıtım, Ecuadorian MLMs, known as PCR/SR within UKH, have acted sensitively by making a parallel call to this call. Calls to defend President Gonzalo’s life and content of greeting the MKP in German, Kurdish and Turkish are seen in the articles.

The news, including the developments and correspondences that constituted the subject of these calls, were published in Turkey and Kurdistan, in our newspaper Revolutionary Democracy, Switzerland’s RedFlag, India‘ Bannedthougt, Germany’s DemVolkeDienen, Turkey’s YeniDemokrasi, and the International Magazine Communist International.

The issue in question is Abimael Guzman Reynoso, known as President Gonzalo, the leader of the Peruvian Revolution and the Peruvian Communist party, who has been forced to live in prison conditions for the longest time among political prisoners.

The Peruvian fascist State had been keeping the Peruvian MLM leader in a solitary cell for 30 years under severe isolation conditions, violating all humane rules and fundamental rights, and keeping him away from the necessary conditions and treatment for his health, and was doing psychological and physiological torture.

Under these conditions, Pedro Castillo, as the President of Peru, on behalf of the new administration of Peru, who hastily hospitalized President Gonzalo, who was ill, despite his protest and resistance, in order not to bear the political responsibility that would occur in his cell in case of his death. bears responsibility for violations of human rights and unlawfulness.

MLMs, who have always been sensitive to defend their reactions to these developments in the world, to defend the life of President Gonzalo, the Leader of the Peruvian Revolution, are calling for an international campaign for the life of President Gonzalo today, as was the active campaign within ICAD yesterday, to protect the life and freedom of President Gonzalo. They want to gain the conditions to realize the most appropriate treatment.

We greet the actions of Swiss MLMs as the first cores of an international campaign.

Posted in EARTHLATEST NEWSAGENDAMAOIST MEDIASTRUGGLE

Dünya, Gündem, Makaleler, Yazarlar
Röportaj / Rob Wallace ile pandemilerin ekonomi politiği üzerine

“Rob Wallace bir evrimcidir.ABD’de yaşayan biyolog ve halk sağlığı filocoğrafyacısı. Yazıları, ölümcül COVID-19 salgınının patlak vermesi nedeniyle uluslararası ilgi gördü. Wallace, bu yüzyılın başından beri dünyayı ölümcül pandemilerin patlak vermesi konusunda uyaran birkaç epidemiyologdan biri. Yazıları, bulaşıcı hastalıkların kökeni ve yayılması konusundaki ortodoks anlayışa meydan okuyor. Derinlere iniyor ve tehlikeli patojenlerin vahşi yaşam rezervuarlarından insan yaşam alanlarına yayılmasının arkasındaki sosyolojik nedenleri ortaya çıkarıyor. Şöyle yazıyor: “COVID-19 ve diğer bu tür patojenlerin nedeni, yalnızca herhangi bir bulaşıcı ajanın nesnesinde veya klinik seyrinde değil, aynı zamanda sermaye ve diğer yapısal nedenlerin kendi başlarına sabitlediği ekosistemik ilişkiler alanında da bulunur. kendi avantajı. Wallace ve meslektaşları, kapitalist üretim tarzının radikal bir eleştirisini yapıyorlar. Bir epidemiyolog olarak, Ebola, Zika ve domuz gribi (H1N1 gribi) dahil olmak üzere zamanımızın diğer bazı ölümcül bulaşıcı hastalıklarının yayılmasını da araştırdı. Wallace, büyük çiftliklerin, serbest ticaret anlaşmalarının, küresel sermaye devrelerinin ve ormansızlaşmanın “Büyük Grip” ve diğer ölümcül salgınlara nasıl yol açtığına dair kapsamlı bir araştırma çıktısı üretti.

Wallace ve bir dizi ortak yazar tarafından yazılan Dead Epidemiologist: On the Origins of COVID-19 , mevcut pandeminin kökenleri hakkında en eklektik kitaplardan biridir. “COVID-19 salgını dünyayı şok etti. Olmamalıydı. Bu yüzyılın başından beri, epidemiyologlar yeni bulaşıcı hastalıklar konusunda uyardılar. Yine de, kendi uyarılarına rağmen, araştırmacıların çoğu, sanki ‚gördükleri‘ karşısında ölmüşler gibi, hastalığın gerçek doğasını anlayamamış görünüyorlar” diye yazıyor kitapta. Bunun yerine, “salgının ardındaki apaçık gerçeği ortaya koyuyor: küresel sermaye, bizi yeni patojenlere maruz bırakan ormansızlaşma ve gelişmeyi tetikledi”.

Wallace’ın 2016 kitabı Big Farms Make Big Flu , başlığı kadar ilgi çekici. Yazar Mike Davis kitabın bir incelemesinde şunları söyledi: “Politik ekolojinin geniş açılı lensini kullanan Rob Wallace, tüm gezegene kuş gribi ve tehdit eden diğer pandemilerin evriminde fabrika çiftçiliği ve fast-food endüstrilerinin merkezi rollerini gösteriyor. .“

2009’da domuz gribi patlak verdiğinde, Wallace bunu Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’na bağlayan NAFTA gribi olarak adlandırdığı birçok yazı üretti. Burada, neoliberal bir serbest ticaret anlaşması ile sermaye ve patojenler döngüsü arasındaki karşılıklı bağlantıyı ortaya koyuyor. Wallace, tarım ticaretinin halk sağlığı ile savaş halinde olduğunu ve ileriye giden yolun insanlığın gezegensel metabolizma ile uzlaşması olduğunu söylüyor.

Wallace, New York Şehir Üniversitesi Lisansüstü Merkezi’nde biyoloji alanında doktora derecesi aldı ve moleküler filogeninin kurucusu Walter Fitch ile birlikte California Üniversitesi, Irvine’de doktora sonrası çalışma yaptı. Halen Agroecology ve Rural Economics Research Corps’ta evrimsel bir epidemiyologdur. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ile istişarelerde bulundu. Wallace, Clear-Cutting Disease Control: Capital-Led Ormansızlaşma, Halk Sağlığı Kemer sıkma ve Vektörle Bulaşan Enfeksiyon kitabının ortak yazarıdır .

Bu onun Hint medyasıyla ilk röportajı ve COVID-19’un kökenleri ve geleceği, evrensel aşılama, tarım ticareti ve halk sağlığı, sermaye devreleri, patojenlerin yayılması ve insanlığın geleceği hakkında konuşuyor.“

Dünya bir yıldan fazla bir süredir koronavirüsle yaşıyor. Farklı aşılar mevcut olmasına rağmen, ülkeler hala virüsü kontrol altına almayı başaramadı. Gelecek hakkında ne düşünüyorsun?

COVID-19, muhtemelen yeni varyantlar geliştirerek önümüzdeki yıllarda da ortalıkta dolaşmaya devam edecek. Patojen sonunda daha az ölümcül bir klinik seyir gösterebilir, ancak yıllar hatta on yıllar alabilir. Virüsün tehlikesi, evrimini tahmin edemememizdir. Bu nedenle, virüsün art arda duyarlı bir popülasyon bulduğu için tekrarlanan çıkışının önüne geçmek için küresel dayanışma çekicini indirmeliyiz. Çin ilk. ABD dün (ve aşıyla bile bugün en yoksul bölgelerinde). Bugün Hindistan ve Brezilya (yaygın aşı olmadan), belki yarın küresel Güney’deki diğer ülkeler. Sonra Çin ve ABD’ye dönelim Dünyanın her yerinde birlikte çalışmak tek seçeneğimiz.

Bu uçuş planı, hazırlanmakta olan diğer SARS benzeri [şiddetli akut solunum sendromu] koronavirüslerle (bir veya ikisi şu anda muhtemelen insan popülasyonlarında dolaşmaya başlamış bile) konuşmuyor bile. Ya da bir sonraki Ebola türü. Veya Nipah virüsü. Veya Afrika domuz nezlesi. Ya da eski dostlarımız, kuş ve domuz gribi.

Kapitalizm sürecin her iki ucunu da yönlendirir. Küresel kamulaştırma, arazi kullanımını ve ormansızlaşmayı, bizi yeni ölümcül patojenlerle rahatsız eden hastalık yayılma olaylarına yol açıyor. Ve milyonlarca insanı biyomedikal profilakslerle ve maskeler ve işten ücretli izinler gibi en basit farmasötik olmayan [müdahaleler] ile korumayı reddetmeye neden oluyor. Nüfuslar sadece pazarlar olarak kabul edilir. Ve tıbbi ürünler (veya tatil zamanı) için ödeme yapamayan pazarlar insan olarak düşünülmez.

Patojenler bu tür ihmallerde omuzlarını silkerler. Böcekler, sermayenin korumayı reddettiği herkese bulaşır, sadece en zenginlere bile geri sıçrar. [Brezilya Başkanı Jair] Bolsonaro, [eski ABD Başkanı Donald] Trump, [Birleşik Krallık Başbakanı] Boris Johnson ve dünyanın dört bir yanındaki bu tür liderler, nekropolitik ölüm kültlerini bir araya getiren kötü niyetli kötü niyetli kişilerdir. Ancak kapitalist sosyopatiye de bağlı olan alternatifler sadece biraz daha iyi. Bizim „ilerici“lerimiz, sermaye döngülerinin sunağında tapınırlar.

sermaye tanrısı

Bu son cümleyle ne demek istediğinizi açıklar mısınız?

İbadet bir tanrıya itaat veya tapınmayı ifade ediyorsa, pek çok liberal sermayenin tanrısına boyun eğer. Kapitalizm, liberalizmden en iğrenç faşizme kadar tüm burjuva siyasetinin etrafında döndüğü karanlık yıldızdır. Sermaye sadece bir referans noktası değildir. İnsanları her gün an be an etkiler. Başka bir metafor eklemek gerekirse, sermaye bir asit gibidir. İşgücünü yeniden üretmenin bir aracı olarak aileyi bile daraltarak tüm insan ilişkilerini tüketir. Her şey kendi şartlarında iyi ve iyi olsa da, insan hakları, bireyci hümanizm ve parlamentarizm, büyük ölçüde, mal muamelesi görmeye itiraz eden çeşitli nüfusların – feodal köylülerden demirlenmemiş bir emek ordusuna dönüştüğünden, eski kölelere ve ilkel birikimle topraklarından mahrum bırakılan milyonlara – katlanabileceği pazarlık fişleri olarak ortaya çıktı. üretime geri döndü. Bu tür kamulaştırma, sanki şeylerin doğal düzeniymiş gibi ele alınır.

Birçok bilim adamı, hatta Marx’tan önce bile, böyle bir düzenin toplumsal kökenlerini tanımladı. O iş devam ediyor. Daha yakın tarihli araştırmalar arasında, sosyolog Marc Aziz Michael, dünya çapında milyonlarca insanı açlık veya libido gibi içgüdüsel bir içgüdü gibi pazar tarafından mülksüzleştirilmelerini kabul etmeleri için eğiten sıkı çalışmayı anlattı. Sıradan insanların böyle bir iç çıkarmayı kabul etmesi üç yüzyıl sürdü. Paranın kendisi üremenin biyolojik zorunluluğunu devraldı ve kendisini milyonlarca insanın hayatından bile önce koydu. Bu temel noktayı kavramak için Hindistan’ın yalnızca [Başbakan Narendra] Modi ve [İçişleri Bakanı] Amit Shah gibi kendi salgın kalıntılarına bakması gerekiyor, evet, ama aynı zamanda tarihçi Tithi Bhattacharya’nın tanımladığı gibi,

Daha yoğun bir enfeksiyon dalgasının gelmesini bekliyor musunuz? Çeşitli aşı geliştirme programları ve aşılama konusunda ne kadar iyimsersiniz?

COVID-19’un geleceği parlak ve parlak. Virüsün bulaşması gereken daha milyonlarca insan var. Geliştirilen aşılar işe yarıyor, ancak küresel Kuzey ülkeleri, dünyaya mümkün olduğu kadar hızlı aşı yaptırarak insanlığı korumaktansa kurumsal patentlerini korumaya daha istekli. Aşılar, kısmen küresel Güney’deki insanlar üzerinde test edilerek geliştirilse bile.

Çeşitli varyantlar geliştikçe ve yayıldıkça, kendilerini aşılara karşı direnç geliştirebileceklerini zaten gösteriyorlar. B.1.351 varyantı [ilk olarak Güney Afrika’da belgelenmiştir ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yeni terminolojisine göre Beta varyantı olarak adlandırılmıştır] AstraZeneca aşısına ve kısmen de Pfizer aşısına karşı neredeyse tamamen dirençlidir. Brezilya’daki P.1 [Gama varyantı] da Pfizer aşısına karşı bir miktar direnç gösteriyor. Ankete katılan Amerikalıların çoğu, aşı bileşenlerinin ve tariflerin Hindistan’da ve başka yerlerde jenerik geliştirme için teslim edilmesi gerektiği konusunda hemfikir. Ancak Amerikan halkı mutlaka hükümetlerini yönetmez. Şirket için şirket tarafından daha fazla yönetişim.

Bu tür entrikalar, epidemiyologların neden aşı etkinliği ile aşı etkinliği arasında bir ayrım yaptığını açıklıyor. İlki, aşının vücutta işe yarayıp yaramadığı hakkında konuşuyor. İkincisi, aşının vücut politikasında işe yarayıp yaramadığına değiniyor. Aşıyı dünya çapında teslim edebilir miyiz? Açgözlü kapitalizm altında, cevap hayır gibi görünüyor.

Evrensel aşılama davası

Şu anda, birkaç aşı kullanıma sunulmuştur. Her yerde aşı çalışmaları sürüyor. Bu gezegendeki neredeyse herkesin COVID-19 tehdidinden kurtulmak için aşı olması gerekiyor. Peki, size göre krize karşı evrensel bir aşı politikasına sahip olmanın önemi nedir? Bir önceki cevabınızda belirttiğiniz gibi, küresel Kuzey’in bazı ülkeleri aşı “patenti” konusunu gündeme getiriyor. Nasıl bakıyorsun? Şu anda aşılar ve bu gezegendeki herkes için kullanılabilirliği konusunda daha fazla neye ihtiyaç var?

Evrensel aşılama iki açıdan kritiktir. Birincisi, tek başına, neyin işe yaradığı konusunda birleştiğimize göre herkese aşı bulmak küresel bir adalet meselesidir. Herkesin, özellikle nispeten basit bir şeyle COVID-19’u yenme hakkı vardır: kolda iki [iğne]. Nüfusu korumanın tek yolu aşılar değil elbette. Hükümetler, tıbbi bir profilaksi mevcut olmadığında bile bir virüsü geri püskürtmeye yardımcı olmaktan sorumludur. Çeşitli hükümetler, hataları ne olursa olsun, önce nüfuslarının refahını yerleştirmeyi seçti ve başarılı bir şekilde “çekiç” müdahalelerini uyguladı: sıkı karantinalar, maske zorunlulukları ve temaslı izleme ve vaka izolasyonu ile salgınlara karşı çekici indir. Birkaç hafta içinde salgınları kontrol altına alındı. Diğer hükümetler önce kendi ekonomilerini seçtiler; yani, uzun zamandır etrafında örgütledikleri milyarder kârlarını ana direktifleri olarak seçtiler. Bu tür ülkelerin çoğu hem canlarını hem de paralarını kaybettiler. Anlaşıldığı üzere, insanları COVID’in ağzına sokmak iyi bir ekonomi değildi.

Ayrıca, farmasötik olmayan müdahalelerin lojistiğinin yerine getirilememesinin, muhtemelen aşı dağıtım lojistiğinin başarısız olması anlamına geldiği ortaya çıktı. Aşının etkinliği, kolunuza takılan şeyin herhangi bir hasta üzerinde işe yarayıp yaramadığının çok ötesine uzanır. Etkililik bir nüfus ölçüsüdür ve bir ülkenin halk sağlığı altyapısına ve kurumsal bilişine bağlıdır: bir ülkenin bir krizle ilgili kararları nasıl aldığına ve halkına nasıl çözümler sunduğuna. Neoliberal ve sağcı yönetişim modelleri, bu kapasitenin ortadan kaldırılması etrafında örgütleniyor.

Evrensel aşılamanın gerekli olmasının diğer nedeni daha çok teknik açıdan görünüyor, ancak gerçekte küresel adalet temasının bir varyasyonu. Tanım olarak pandemiler sınırlara saygı duymaz, bu nedenle herhangi bir yerde devam eden bir salgın her yerde bir tehdit görevi görür. COVID-19 virüsü olan SARS-CoV-2, yenilerinin birçoğunun aşı koruması karşısında artan bir çoğalma kapasitesi gösterdiği bir yıldız patlaması varyantına dönüşüyor. Şu anda, aşıların çoğu, varyantların çoğunu işleyebilir. Alttan gelişen suşlar için, aşılar hala enfekte olanların çok büyük bir çoğunluğunu gerçekten hasta olmaktan koruyor. Bu harika. Ancak değindiğimiz gibi, bazı aşılar bazı varyantlarla sorun yaşıyor.

Ve bu, grip ve diğer hızlı gelişen RNA virüslerini araştıran hiç kimseyi şaşırtmayan bir eğilim olarak devam edecek gibi görünüyor. Virüs, antijenik kartografisi yoluyla bir önceki yılın korumasının altından evrimleştiğinden, insan gribi için yıllık güçlendiricilere ihtiyacımız var. Vax karşıtı propagandayı geri püskürtmek için halk sağlığı görevlileri kendi propagandalarının bir kısmını empoze etme riskiyle karşı karşıyadır. Evet, aşılar işe yarıyor ama bu, yakın inceleme gerektiren dinamik bir durum. Ve SARS-CoV-2 grip kadar hızlı bir evrimci olmasa da, bu kadar çok insanın hala enfekte olması, virüse genetik olanaklarını keşfedebileceği geniş bir havuz sağlıyor.

Kamu finansmanıyla geliştirilen aşıların patentleri, utanç verici olduğu kadar COVID ile mücadeleye de zarar veriyor. Başkan [Joe] Biden, Dünya Ticaret Örgütü’nden aşının fikri mülkiyet haklarına ilişkin kurallardan feragat etmesini istemeye hazır olduğunun sinyalini verdi, ancak bu, AB’nin [Avrupa Birliği] kabul edeceği veya ilaçların da dahil olduğu sektörlerdeki lobicilerin kazandığı anlamına gelmiyor. ‚ böyle bir anahtarın temsil edeceği önceliği engellemeyi başaramaz. Şu anda ABD yönetimi, ABD’nin Amerikan halkına vermeyi reddettiği 60 milyon AstraZeneca dozu da dahil olmak üzere, korkunç bir güvenlik siciline sahip bir fabrikadan dünyaya 80 milyon aşı vaat ediyor. 8 milyar insana yaklaşan bir gezegende 80 milyon o kadar da büyük bir sayı değil.

Öte yandan, Hindistan’ın kendi sorunları var, çünkü bu sektör birkaç kişi için kâra doğru çekilmeye başlıyor. Ayrıca yalnızca bir planlama başarısızlığının üretebileceği bir karışıklık vardı. Hindistan’ın kendisi evrensel aşılama konusunda bir darboğaz görevi görüyor gibi görünüyor. Korkunç salgın karşısında kendi ülkesinin aşı ihtiyaçlarını öngörmeyi başaramayan Hindistan, WHO’nun [diğerleriyle birlikte COVID-19 aşılarının adil bir şekilde dağıtılmasını sağlamak için] çabası olan COVAX’ın küresel Güney’deki diğer ülkeler için yerli üreticilerden sipariş ettiği şeyi almaya başladı. Şimdi Hindistan bu ülkeleri aşı kuyruğunun arkasına yerleştirdi.

Büyük resim, küresel aşı kampanyasının bir tökezlemesi, artan COVID varyantlarının çeşitliliğinin henüz aşılanmamış milyonlarca insanın bağışıklık sistemleri üzerinde deneyler yapmasına izin veriyor. Aşılanmamış insanların büyük bir havuz var kalırsa, o zaman virüs aynı zamanda yapanlar arasında dolaşmasına devam edebilmek şekilde değiştirilmesi nüfus yukarıdaki dolaşmaya devam kapasitesine sahiptir edilir aşı. Evet, aşılananlar arasında bulaşma olasılığı daha düşüktür, ancak sıfır değildir ve tam olarak aşılananların hastalandığı çığır açan vakalar kaydedilmektedir. Yani, New York Yankees’in bütün bir kulüp binası, beyzbol takımı, tam olarak aşılanmışken bile enfekte olduğunda olduğu gibi, viral yükleri bir bulaşma eşiğine yükseliyor.

COVID’in deneyini ancak, çalıştığı „laboratuvar“ sayısını hızla düşürerek kapatabiliriz. Bu yüzden herkesi aşılayın, makul maske talimatlarını uygulayın, gerektiğinde ücretli sokağa çıkma yasağı uygulayın ve temaslı takibi, hastalık ücreti ve tehlike ödemesi ve kira moratoryumlarını takip edin. Başka bir deyişle, sosyal adalet, patojenlerin ortaya çıkmasını engellemekten, pandemi olarak yayılanları kontrol etmeye kadar, başarılı epidemiyolojik müdahalenin temel bir parçasıdır.

Adalet, Sağın gözlerini devireceği (ya da daha kötüsü, yok edeceği) bir yan proje değildir. Gerçek, kapitalist modeli gerçek zamanlı olarak reddetmektir. Küresel Kuzey, ekvator boyunca kamulaştırmacı üretimin zararını tecrit edebileceğini iddia edemez. Hasar, salgın hastalıklar ve iklim değişikliği, her yerde aynı anda ortaya çıkıyor. Bu tür tehlikeler ancak herhangi bir hastanın sağlığının herkesin sağlığına bağlı olduğu fikrine dayanan dayanışma eylemleriyle ele alınabilir.

Sizin gibi epidemiyologlar, birkaç yıldır ölümcül patojenlerin neden olduğu COVID-19 gibi zoonotik hastalıkların ortaya çıkan tehditleri konusunda uyarıyordu. Yine de, COVID-19 salgını dünyayı vurduğunda, en gelişmiş ülkeler bile bu zorlukla yüzleşmek için yeterli donanıma sahip değildi. İktidarın bilimsel uyarıları ciddiye almadığı için mi?

İlk bakışta bilim, gerçekliğin doğasını sistematik bir şekilde yakalamaya odaklanır. Bu gerçeklik, bilimin siyasi gücün desteklenmesinde büyük ölçüde göz ardı edilen rolünü içerir. Gezegenin ve yıldızların dinamiklerinde tanrıların mantığı bulunduğunda, fizik bile yerel rahiplere ve lordlara diz çöktü. Batı’da Galileo [Galilei], [Rene] Descartes, [Isaac] Newton ve [Charles] Darwin -omuzlarında durduğumuz devler- hapis ya da dışlanma tehdidi üzerine eğildiler. Belki de bu yüzden uzağı göremiyoruz, yüzümüzde ölü olarak bize bakan bulaşıcı hastalıklar da dahil.

Ancak bu sadece bir siyasi disiplin meselesi değildi. Coğrafyacı Jason Moore ve diğer dünya-sistemleri teorisyenlerinden, Portekizlilerin 1419’da Madeira’nın Afrika açıklarındaki “meta sınırına” gelişinden, politik ekonomide yeni karşılaşılan emek gücünü organize etmenin araçlarını sunan özel bir bilimsel uygulamanın hızlandığını öğreniyoruz. ve sermaye birikimi için kıta dışı doğanın kodunun çözülmesi (ve yeniden kodlanması). O zamandan beri, kapitalizmin müteakip yinelemelerinin her birinin kurulmasına ve hizmet edilmesine yardımcı olmak için düzenli olarak yeni bilimler ortaya çıktı: merkantilist, köle ticareti, tekel, fabrika, çok uluslu, finans, neoliberal, biyoteknoloji, bilgi, gözetim ve bunların kombinasyonları, hepsi sırayla ticaret yapmaya çalışıyor. bilimin ağırlığına bağlı.

Epidemiyoloji, sömürgeci yayılmada kilit bir rol oynayarak, küresel Güney’i, hinterland kenarlarından bölgesel ve küresel aşamalara birçok patojenin yayılmasına yardımcı olan kamulaştırma için güvenli hale getirdi: diğerleri arasında sıtma, sığır vebası, tripanozomiyaz, leishmaniasis ve HIV. Avrupalılar bu arada grip, tifüs, çiçek hastalığı, kızamık ve kolera yaydı

Çok az şey değişti, ancak zaman ve mekandaki ölçek. Bugün, New York’taki EcoHealth Alliance gibi kar amacı gütmeyen kuruluşlar, sermayenin yerli gruplara ve küçük gruplara finanse ettiği ormansızlaşma ve kalkınmadan kaynaklanan yeni salgın dalgasını suçlamak için kurumsal bağışçılardan ve ABD Savunma Bakanlığı’ndan milyonlarca yardım alıyor. çiftçiler. Bu iki grup genellikle şirket ve finans tarafından yönetilen arazi gasplarına karşı son direnişi temsil ediyor. Yeni patojenler artık en derin ormanlara yayılabilir, kentsel çevre boyunca hızla yerel bir bölgesel başkente yayılabilir ve birkaç hafta içinde Miami Beach’te kokteyller için uçağa binebilir.

Burada varmak istediğim şey, egemen düzenin neden kendi ürettiği salgınları temizlemeye yardım etmek için her zaman ödediği bilimlerden gelen uyarıları dikkate alması gerektiğidir? Her felaket filminin başında görmezden gelinen bilim adamları olan birkaç serseri huysuz neden burjuvazinin gücünün kaynağını baltalasın? “Herkes” bulaşıcı hastalıkların küresel bir Güney sorunu olduğunu biliyor. Ekvator boyunca bırakılacak beyaz ve zenginleri zenginleştirmenin maliyetinin bir parçası, yılda milyonlarca ölüme yol açıyor. “Sürpriz”, küresel kapitalist sisteme temel bir direktif olarak yerleştirilmiştir.

COVID-19 kökenlerinin alan teorisi

COVID-19 ilk olarak Çin’de görüldü ve daha sonra tüm dünyaya yayıldı. Virüsün başlangıçta Wuhan deniz ürünleri pazarından yayıldığı teorisi için güçlü bir dava yapıldı. Ancak virüsün Wuhan’daki bir viroloji laboratuvarından sızdığına dair başka bir argüman veya iddia da var. Yeni koronavirüsün kökenleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Wuhan’ın Huanan Deniz Ürünleri Toptan Satış Pazarında COVID-19 kökenleri için durum zayıf. Pazardaki pozitif örneklerin sadece yüzde 40’ı vahşi yaşamın barındırıldığı pazar sokaklarında bulundu. Orijinal insan enfektelilerinin dörtte biri pazarı hiç ziyaret etmedi veya doğrudan maruz kalmış göründü. Ortaya çıkan genetik kanıtların bir kısmı, bunun yerine COVID-19’un Wuhan salgınından yıllar önce insanlarda dolaşımda olma olasılığını destekliyor gibi görünüyor . COVID-19’un kökenine dair bu tür bir alan teorisinin destekçisiyim.

Bu hipotezler dizisi, virüsün, orta ve güney Çin’deki tecavüze uğramış at nalı yarasa popülasyonlarından – daha önce bahsettiğimiz arazi kullanım kökenleri doğrultusunda – ve geleneksel çiftlik hayvanları, vahşi hayvanların yerel popülasyonlarına sirkülasyon sırasında ortaya çıktığını öne sürüyor. yiyecek hayvanları ve onlara bakan emek. Şu anda bile, çeşitli koronavirüsler yarasa olmayan türler üzerinde milyonlarca değilse de binlerce deney yürütüyor ve bu süreçte insan bağışıklık sistemini nasıl kıracaklarını öğreniyorlar. COVID-19, Wuhan’a giderken birkaç yıl boyunca bunu yapmış olabilir.

Alternatif bir hipotez var. Laboratuar kaçak teorisi varsaymaktadır bir SARS benzeri gerginlik uzak olmayan Huanan Market’ten Wuhan iki hükümet biyogüvenlik laboratuvarlarından birinin arka kapıdan dışarı kaçtı. Kuramın göz ardı edebileceğimiz bazı korkunç gauche versiyonları var. Trumpistler ve onların ABD’deki liberal muhalifleri Çin’i ezmeyi seviyor. Ve sonra Asyalı Amerikalıların neden burada sokaklarda dövüldüğünü anlayamıyorum. Ancak hipotezin daha güvenilir versiyonları var. Çeşitli sorunlarına (ve vaatlerine) işaret ederek daha iyi sürümlerden birini açtım. Ancak DSÖ’nün kendi liderliğinin reddettiği son DSÖ raporuna karşı, aşırı olasılık alanının ötesinde bir laboratuvar sızıntısı olduğunu düşünmüyorum.

2013 yılında, Princeton Üniversitesi’nden bir ekip, 11 Eylül’den bu yana inşa edilen geniş yeni biyogüvenlik laboratuvarları dalgasını ve daha önce yüzyılın ünlü virüslerinin ilki olan H5N1’i haritalandırdı. Ekip, dünyanın en ölümcül patojenleri üzerinde çalışan binlerce BSL-3 [biyogüvenlik seviyesi] ve -4 laboratuvarının, genellikle çok az düzenlemeyle, Wuhan, Pune dahil dünyanın bazı büyük şehirlerinde veya yakınında inşa edildiğini gösterdi. ve Bhopal. Böyle artan bir fırsat verildiğinde, böyle nadir bir olayın riski kaçınılmazlığa doğru eğilir. Bu, Wuhan’da olanın bir laboratuvar sızıntısı olduğu anlamına gelmez. Bu, COVID-19’un kökenlerine ilişkin alan teorisinin bir savunucusu olmaya devam etsem bile laboratuvar sızıntısı teorisinin gerçekten daha fazla araştırmaya değer bir olasılık olduğu anlamına geliyor.

‚Neoliberal sınırlardan‘ yayılma

“Bazı patojenler doğrudan üretim merkezlerinden ortaya çıkıyorlar. Salmonella ve Campylobacter gibi gıda kaynaklı bakteriler akla gelmektedir. Ancak COVID-19 gibi pek çok kişi sermaye üretiminin sınırlarında ortaya çıkıyor.” Bunu açıklayabilir misin?

Patojenler türe, yere ve emtiaya bağlı olarak farklı şekillerde ortaya çıkar. Ancak şimdi hepsi, yeni patojenlerin kıtalar arası doğasını açıklayan aynı çevresel hasar ve küresel kamulaştırma ağı içinde birbirine bağlı. Çin’de SARS. Orta Doğu’da [Batı Asya] MERS [Orta Doğu solunum sendromu]. Brezilya’da Zika. Avrupa’da H5Nx. Kuzey Amerika’da domuz gribi. Ve bu sadece tarımı sanayileştirmek değil. Baraj ve sulama inşaatları Hindistan’da ve başka yerlerde sıtma salgınlarını tetikliyor.

Sömürücü kapitalizm, bir üretim döngüsüne girmemiş olan son yağmur ormanları ve savanlara, gerçekten her yerde yolunu buluyor. Ve küresel sermaye direniş bulduğunda, devleti direnen yerli [halk] ve küçük toprak sahiplerinden bıktırır. Yeşil Av Operasyonu [Chattisgarh’da] ve Odisha tepelerindeki boksit akla geliyor. Sonuç olarak dünya, bu bölgesel üretim devrelerinin bir papatya zinciriyle çevrilidir. Her devre tipik olarak en derin ormandan, kentsel çevre sürekliliği boyunca yerel bir bölgesel başkente kadar uzanır. Monokültür tarım, madencilik ve tomruk yol boyunca devreyi oyuyor. Orada yaşayan insanlar, ucuz emeğe itilir veya proleterleştirilir.

Coğrafyacıların “neoliberal sınır” dediği kalkınmaya tabi olan orman kenarlarında, yeni zoonotik patojenler, daha önce marjinalize edilmiş vahşi konakçı rezervuarlarından ve daha önce tanımladığımız gibi, yerel çiftlik hayvanlarına, vahşi gıda hayvanlarına ve çiftlik işçilerine veya güreşçilere yayılıyor onları kim eğlendirir. Nipah virüsü [enfeksiyon], koronavirüs [enfeksiyonlar] ve Ebola gibi bazı hastalıklar bu bozulma noktalarında yayılıyor. Bu patojenleri seçkin birkaç konakçıya marjinalleştiren önceki ekolojiler fişten çekilir ve ardından patojenlerin daha önce sahip olmadıkları üretim devresi yoluyla yeni çıkışları olacak şekilde yeniden bağlanır. Patojenler bölgesel bir başkente ve bir kısmı da dünyaya doğru yol alırlar.

Diğer patojenler, üretim devresinin diğer ucunda ortaya çıkar, örneğin, kentsel merkezleri besleyen dış halka mega çiftlikleri. Böylece, örneğin, gıda kaynaklı bakteriler veya kuş gribi, insanlara yayılmadan önce, kentsel tüketicileri beslemek için yetiştirilen binlerce kümes hayvanı ve besi hayvanı arasında gezinebilir, bazen de ahırdan ahıra sonsuzlukta toplanır. 1959’dan itibaren kuş gribinde düşükten yükseğe son teslim süresi belgelenen 39 geçişten ikisi hariç tümü ticari kümes hayvanı operasyonlarında meydana geldi, tipik olarak on veya yüz binlerce kuş. Yoğun operasyonlar, dolaşımdaki kuş ve domuz gribi ile o kadar dolup taşmaktadır ki, artık yeni suşlar için kendi rezervuarları olarak hizmet etmektedirler. Yabani su kuşları popülasyonları artık tek kaynak değil.

COVID-19’un kökenleri, üretim döngülerimizin bu iki ucunun, orman ve endüstriyel çiftliğin bir karışımıdır. Coronavirüsler tüm dünyada yarasalar tarafından barındırılıyor. Ancak Çin’de barınan at nalı yarasaların türleri, başarılı bir şekilde tür atladıktan sonra insanları daha da kötü etkiliyor. Yakın zamana kadar bu bir sorun değildi. Bu yarasaların yaşadığı ortam temel olarak değişti.

Mao [Zedong] sonrası ekonomik liberalizasyonu üzerine Çin, kendi halkını kendi doğal kaynaklarıyla beslemek amacıyla BRICS [Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika] kalkınma rotasını üstlendi. Milyonlarca insan yoksulluktan kurtarıldı. Geride milyonlar kaldı. Pro ya da aleyhte, bu kursu almakla, Çin tarım işletmeciliği ve giderek daha fazla sermayeleşen vahşi gıda sektörü, bu yarasa popülasyonlarının çoğunun bulunduğu orta ve güney Çin’in manzarasını kesti. Ebola’da olduğu gibi, bu emtia sınırındaki yarasalar, çiftlik hayvanları, vahşi gıda hayvanları, çiftçiler ve madenciler arasındaki arayüzler genişledi ve çeşitli SARS benzeri koronavirüslerin trafiğini artırdı.

Pandeminin sistemik nedenleri

Ana görüş, her yeni virüs saldırısını, toplumsal yaşamın altında yatan sistemik nedenlerden bağımsız, tamamen biyolojik bir fenomen olarak ele alır. Ancak siz ve meslektaşlarınız bu sistemik nedenler hakkında çok şey yazdınız. Kapitalizm öncesi dönemde de patojenler vardı. Neden “kapitalizm çağı”na “pandemi çağı” diyorsunuz?

Sistemi beğenirseniz veya ondan faydalanırsanız, verdiği zarar için sistemi suçlamazsınız. Kurbanları suçluyorsun ya da düşmanı suçluyorsun ya da insan olmayanı suçluyorsun. COVID-19 durumunda, iktidardakiler üçünü de suçladı. Devletin yeterli konut sağlamadaki başarısızlığı yerine, kalabalık yaşayan yoksulları suçlayın. Çin’i (veya Pakistan’ı veya Maoistleri veya Müslümanları) suçlayın. Ya da virüsün kendisini suçlayın.

Geçen elbette enfeksiyona neden olur, ancak bunlarla nedenselliği iğneleme nesne katılan iktidardakiler sağlar ve onlara hizmet Epidemiyologlar, geniş bir siyasi ekonomi tartışılmasını engellemek için alanın içinde nedensellik-o setleri fırsatlar ve engelleri bir patojen yüzler. Sonunda, patojenler, suyun buzdaki çatlaklardan aktığı şekilde yayılır. Güç altyapısı, toplumsal buzdaki çatlakların kaç tane ve nerede ortaya çıkacağına dair kararlara toplu olarak ulaşır. Ve yoksadece bir veba yılı sırasında veya bir seçim döngüsü boyunca, ancak onlarca yıl geriye gidiyor. İyi finanse edilmiş bir ulusal sağlık hizmetiniz var mı (inşası on yıllar alır ve bakımı milyarlarca rupi alır)? Nüfusunuzun temiz suya ve besleyici gıdaya erişimi var mı? Bir afet olduğunda insanların barınabileceği ve fatura ödeme derdine düşmeyeceği sosyal hizmetleriniz var mı? Farmasötik olmayan müdahalelere ne tür bir erişiminiz var? Çin, Vietnam, Yeni Zelanda, Küba, Uruguay ve Tayvan – hepsi çok farklı siyasi sistemler – başlangıçta salgınlarını aşı olmadan yenmeyi başardılar. Hindistan, ABD ve Brezilya’nın izlediği neoliberal veya inkarcı rotayı mı izledi? Bu, mevcut salgınını açıklıyor mu?

Evet, salgınlar daha önce de oldu. Gerçekten de, insanlar medeniyete başladığından beri, göçmen bir yaşamdan daha akut enfeksiyonları destekleyecek kadar büyük nüfus konsantrasyonlarına sahip kasabalara taşındığımızda, bulaşıcı hastalıklar ana ölüm kaynağı olmuştur. Ancak daha önce insan toplulukları arasında hastalıkların dolaşması, kapitalizmin şimdi yeni salgınlara neden olmadığı anlamına gelmez.

Patojenlerin de insanlar gibi geçmişleri vardır. Kökenleri, diasporik göçleri, klasik dönemleri, Karanlık Çağları ve Sanayi Devrimleri vardır. Ve insan patojenleri kendi yarattığımız bir dünyada evrimleşip yayıldıkça, bu dönemler genellikle bizimkiyle çakışıyor. Örneğin, tarihinin büyük bir bölümünde kolera bakterisi, canlı beslenme planktonunu Ganj deltasında yaptı. İnsanlık ancak bir kez kentleşti ve daha sonra 19. yüzyıl ulaşımıyla iç içe geçti, kolera dünya şehirlerine ulaşmayı başardı. Belediyeler kanalizasyonlarını attıkları yerden içme suyu çekmeye başladığında, bakteri marjinal bir böcekten kükreyen bir başarıya dönüşebildi.

Bilimsel anlayışımıza ve tıp teknolojisindeki en son gelişmelere rağmen, insanlık kendisini korkunç bir epidemiyolojik uçurumun içinde buluyor. Ve toplumlar olarak kendimizi nasıl organize ettiğimizle ilgili her şeye sahiptir. Kurumlarımız, tasarladığımız herhangi bir biyomedikal yenilikten daha önemli bir profilaksidir, ne kadar önemli olursa olsunlar.

Şu anda, dünyanın baskın paradigması olan neoliberal kapitalizm, yönetişimin şirket üretkenliğini desteklemek için sınırlandırılması lehine, örneğin kolera kontrolüne yardımcı olan su arıtımı gibi kamusal müşterekleri geri almak etrafında örgütleniyor. Bu, ulusal düzeyde olduğu kadar hükümetler arası düzeyde de yapılıyor. Dünya Bankası ve IMF [Uluslararası Para Fonu] kredi kabul eden ülkelerden, iç destekleri azaltan ve çok uluslu şirketlerin girmesine izin veren ve kemer sıkma bütçeleri lehine halk sağlığı harcamalarını azaltan yapısal düzenlemeye girmelerini talep ediyor. Çok uluslu şirketlerin tasmasından kurtulmak, toprağa nesiller boyu milyonlarca insanı besleyen yenileyici bir ekmek sepeti olarak değil, ihracata dayalı bir kâr kaynağı olarak muamele etmeye yol açar.

Dolayısıyla, mevcut mega çiftlikler ve besi çiftlikleri geçmişteki salgınları açıklamasa bile, bu, mevcut grubumuzdan sorumlu olmadıkları anlamına gelmez. Bu, Romalılar bunun için asla savaşmadıkları için petrolün bugün savaş nedeni olmadığını tartışmaya benziyor. Kendi tarihsel yörüngelerimizi kabul ediyoruz. Patojenlerimizinkileri de kabul edebilmeliyiz. Ve şu anda, bilimsel literatürün gösterdiği gibi, kapitalistler kâr için ekolojilerimizi mahvetmeye öncülük ederken, daha fazla ve daha hızlı yayılan daha belgelenmiş salgınlar üretiyoruz.

biyoekonomik savaş

Büyük Çiftlik Büyük Grip Yapıyor kitabınız  cesurca şu ifadeyi veriyor: “Büyük Gıda, grip ile stratejik bir ittifaka girdi… yurtiçinde ve yurtdışında devlet gücü tarafından desteklenen tarım işletmeciliği, şimdi griple olduğu kadar griple de çalışıyor.” Ayrıca “tarım ticaretinin halk sağlığı ile savaş halinde olduğunu” da belirtiyorsunuz. Detaylandırabilir misin?

Çirkin açıklamalar! Ve yine de tamamen savunulabilir.

Tarım ticareti, birçok yeni patojenin ortaya çıkmasını kasıtlı olarak sağlamadı, ancak bunu orman kenarında arazi gaspının ve kentsel dış halkada mega çiftlikler inşa etmenin bir yan etkisi olarak yaptı. Tamamen vurgunculuk etrafında mühendislik üretiminde, tarım ticareti, en ölümcül (ve en bulaşıcı) patojenlerin seçildiği araçları tasarladı.

Büyük popülasyonlar ve genetik olarak benzer kümes hayvanları ve çiftlik hayvanlarının yüksek konsantrasyonları bir araya getirilmiş, çiftlik hayvanlarının bağışıklık sistemlerini baskılamaktadır. Bu tür bir çıktı, aynı zamanda, bir iletim eşiğine kadar en hızlı şekilde çoğalan patojenlerin, bir ahırdaki veya besi alanındaki tüm hayvanları en hızlı şekilde yakmasına ve yol boyunca en kötü hasara neden olmasına izin verir. Tamamen Big Ag’ın dayattığı koşullarla, daha ölümcül suşlar daha az öldürücü suşları yendi.

Bir salgından sonra bile hasar devam ediyor. Çiftlik hayvanları çiftlikte üremediğinden (çoğu üreme, hızlı büyüme gibi pazar özellikleri için büyükanne ve büyükbaba düzeyinde açık denizdedir) bir salgından kurtulan herhangi bir hayvan, bir sonraki neslin ataları olarak hizmet edemez. Yani, yem hayvanları çiftlikte üremediğinden, dolaşımdaki bir patojene yanıt olarak gerçek zamanlı olarak bağışıklık direnci geliştirilemez. Endüstriyel tarım, hayvanları korumak için aşılara ve antimikrobiyallere bağlıdır. İnsanlığın bu yıl kendini keşfettiği gibi, aşıların geliştirilmesi, salgınlar gelip gittikten çok sonra, genellikle aylar hatta yıllar alır. Büyük ölçüde kozmetik amaçlı kullanılan antimikrobiyaller, insanlara yayılan bakterilerde ilaç direncini seçebilir. Kısacası, hayvancılık üretiminin endüstriyel modeli hakkında biyogüvenli hiçbir şey yoktur.

Şimdi, tarım ticaretinin bu salgınları kasıtlı olarak üretmediğini, ancak kesinlikle kendi yarattığı krizlerden yararlandığını söyledim. Bir kümes hayvanları veya çiftlik hayvanları salgını araziye sıçradığında, en büyük zararı büyük ölçüde çeşitli yargı alanlarındaki hükümetler, çiftlik işçisi, vergi mükellefi, tüketici ve yerel vahşi yaşam görüyor. Salgının hesabını her zaman bir başkası alır. Tarım işletmeciliği bu zararı dışsallaştırabiliyorsa neden operasyonlarını değiştirsin? Salgının maliyetleri şirket bilançolarına geri dönmeden, endüstriyel model yoluna devam ediyor.

Serpinti ihmalden kötü niyete dönüşür. Bir tür biyoekonomik savaşta, patojenler endüstriyel çiftliklerden veya işleme tesislerinden küçük ölçekli işletmelere yayıldığında, virüs tarım ticaretinin daha küçük rakiplerine zarar verebilir. ABD’den Tayland’a belgelendiği gibi, böyle bir yayılma gerçekleştiğinde, hükümetlerin biyogüvenliği sıkılaştıran sanayi sektörü talepleri toprağın kanunu haline getiriliyor. Genellikle sadece en büyük şirketler bu tür uygulamaları karşılayabilir: örneğin, açık hava sürülerinin yasaklanması veya her bir kümes hayvanına mikroçip uygulanması. Big Ag’ın daha küçük rakiplerini yok eden hastalıklar, salgınlar arasında onları sakatlamak için kullanılıyor.

Bu anlamda, grip ve diğer patojenler için dünyanın en güçlü avukatlarından bazıları çalışıyor. Tarım ticareti modeli korunduğu, hatta bir salgın durumunda genişletildiği için hem yerel hem de küresel sahnede patojen başarısını geri almak için hiçbir şey yapılmamaktadır. Bu anlamda tarım ticareti temelde halk sağlığı ile savaş halindedir. Yeni ölümcül patojenlerin ortaya çıkması ve kemer sıkma bütçeleri ve yapısal düzenlemelerle halk sağlığı altyapısının geri alınmasıyla birlikte, tarım işletmeciliği bu savaşı kazanıyor.

GD ürünler ve monokültürler

Genetiği değiştirilmiş (GM) mahsullerin ve monokültürlerin tanıtımının Hindistan’da birçok şampiyonu var. Monsanto ülkede sahneye çoktan girdi. Tarımın şirketleştirilmesi yönünün yanı sıra, bağışıklık yangınlarının ortadan kaldırılması açısından genetik monokültürlerin büyümesiyle ilgili soruna dikkat çektiniz. Patojenlerin yayılması ve yayılması açısından zorluklar nelerdir?

Monokültür çiftlik hayvanlarının temsil ettiği epidemiyolojik hasar, özellikle bu hayvanları beslemek için üretilen milyonlarca dönümlük enerji israfı da dahil olmak üzere mahsullerde de bulunur. Monokültür, mahsul zararlılarının ve yabani otların bir bölgeyi süpürmesine izin verir. Şirketler, çiftçileri, şirketlerin kendi ürettiği bir sorunu geri püskürtmeye çalışmak için gelirlerinin neredeyse tamamını pestisit ve herbisitlere ödemelerini gerektiren, bir girdi başka bir girdiye yol açan başka bir girdiye yol açan üretim mandallarına zorlar.

Ekinlerin ve hayvanların daha mozaik bir manzarası, bu tür zararlılara ve patojenlere karşı bir tür doğal barikat işlevi görebilir. Bu, hiçbir zaman salgın veya istila olmadığı anlamına gelmez, ancak iyi yönetilen tarımsal biyolojik çeşitlilikler, uzayda ve zamanda genişler, kısa bir çoğaltma saatindeki herhangi bir öldürücü patojen veya haşerenin zamanında çözemeyeceği kombinasyonel bulmacalar oluşturur. Çoğu zaman sadece „daha zayıf“ patojenler, bu tür bulmacaların getirdiği gecikmeleri karşılayabilir ve bu da onları daha ölümcül varyantları kutulayan bir tür doğal aşı görevi görmelerine yol açar.

Zorluk tamamen yönetişim ve şirketlerin sindirmeyi veya para kazanmayı amaçladığı çiftçi özerkliği düzeyindedir. Tefeci entegratörleri ve son alıcıları kovabilen kırsal topluluklar, hem ihtiyaç duyulan girdi türlerini hem de hala gerekli olanların fiyatlarını azaltan kooperatifleri destekleyebilir. Hükümetler ve yerel çiftçi birlikleri tarafından birlikte bölgesel planlama, çiftlik kapısının çok ötesinde patojenleri ve zararlıları en iyi şekilde kontrol etmek için gereken mozaikleri birlikte yürürlüğe koyabilir ve ince ayar yapabilir.

Ekolojist Richard Levins, agroekolojik Küba’daki çabaları anlatırken, çiftçiliğin ölçeğinin bir bölgenin sosyal ihtiyaçlarına, ekolojik ve topografik gerçeklerine ve kaynak kullanılabilirliğine göre nasıl uyarlanabileceğini anlatıyor. Nehir kıyısındaki tamponlar ve ağaçlandırma ve bitkileri örtüp mahsulleri tuzağa düşürmek, nakit mahsulleri ve gıda hayvanlarını minimum maliyetle besleyen ve koruyan ekosistem hizmetlerinin doğal olarak ortaya çıkmasını teşvik edebilir. Temiz su. Zararlılarla beslenen kuşlar. Sağlıklı topraklar. Bölgesel planlama, çiftçileri izole ekonomik aktörlerden, yalnızca ortak kaderde bulunabilecek ortak bir kamusal alanın katılımcıları haline getirir.

Yol boyunca, bölgesel bir gıda sistemi ayrıca, dünyanın diğer tarafındaki çok uluslu merkezlere çekilmek yerine bölgede gelir dolaşımını sürdürmeye yardımcı olan daha çeşitli tarımsal meslekleri (örneğin, yerel mezbahalar ve gıda işleme) seçer. . En kötü patojenlerin ortaya çıkmasını durdurmak için en pratik müdahaleleri uygulamak için gereken topluluk kontrolü, aynı zamanda kırsal alanların tarım ticareti kurban bölgelerinden başka bir şey olarak ele alınmasını da engeller.

Hindistan bunu nasıl yapacağını zaten biliyor. Bu tür çabalar uzun zamandır Hindistan tarihinin bir parçasıdır. Onlar Hindistan’ın bugününün bir parçası. Rajasthan’da yerel bir gönüllü kuruluş olan Tarun Bharat Sangh, bin köye ulaşan bir havza restorasyon programı başlattı. Kuruluş , yeraltı suyunu yeniden dolduran , orman büyümesini iyileştiren ve sulama ve vahşi yaşam, hayvancılık ve ev içi kullanım için suyu koruyan geleneksel çamur bariyerleri olan johad’ları yeniden inşa etti . Köy konseyleri tarafından koordine edilen çabalar, 1940’lardan beri kuru olan Arvari nehrinin yanı sıra yerli kuş popülasyonlarını da restore etti.

‚Soya cumhuriyetleri‘

“Ekolojiler ve siyasi sınırlar arasında esnek bir şekilde yerleşik bir dizi çok uluslu temelli emtia ülkesinin yol boyunca nasıl yeni epidemiyolojiler ürettiği” üzerine bir çalışma yaptınız. Lütfen çok uluslu şirketlerin bu konudaki rolü ile ilgili detayları ve örnekleri bizimle paylaşın.

Hükümetler hala arazi edinimi ve ticaret erişimini yönetiyor, ancak paralel olarak yeni bir bölgesellik ortaya çıkıyor. Bazı tarım işletmeleri, ülke sınırlarını aşmak için operasyonları yeniden yapılandırıyor. Örneğin, Bolivya, Paraguay, Arjantin ve Brezilya’da dizilmiş bir dizi “soya fasulyesi cumhuriyeti” var, sanki bu ülkelerin hükümetlerinin kendi sınırları ötesindeki karar alma süreçlerinde yalnızca teğetsel girdileri varmış gibi. Beslemek için midesini ters çeviren bir denizyıldızı gibi, şirketler de kendilerini var eden ulusların sınırlarını aşıyor. Yeni coğrafyaya şirket yönetim yapısında, sermayeleştirmede, taşeronlukta, tedarik zinciri ikamelerinde, kiralamada ve ulusötesi arazi havuzunda değişiklikler eşlik ediyor. Mesafeler milden çok parayla ölçülür.

Bu garip geometriler, operasyonların ve emek havuzlarının mekansal organizasyonunu yeniden yönlendiriyor. Peyzajın yüzü elbette değişir. Brezilya’da, büyük ölçekli pestisit ağırlıklı, ihracata yönelik soya fasulyesi, şeker kamışı ve mısır ve meralarda sığırlar, emtia üretiminde genişlemeye yol açarken, pirinç, fasulye ve manyok gibi küçük ölçekli temel ürünler daraldı. Ama bu sadece ekinlerde ve hayvancılıkta bir değişiklik değil. Peyzajla ilgili kararlar, çiftçilik yaptıkları yerde yaşayan yerel küçük çiftçilerden, yalnızca yurtdışındaki yatırımcılara bağlı olan ve yalnızca zaman zaman yerel koşullara duyarlı olan bölgesel şirket yöneticilerine aktarılıyor.

Epidemiyologların bu yerlerde hastalıkların ortaya çıkmasıyla ilgili vizyonunda çok belirgin olan kırsal-kentsel ayrımı da alt üst oluyor. Evet, küçük toprak sahipleri topraklarına erişimini kaybettikçe, nüfusta kırsal alanlardan kentsel gecekondulara doğru uzun süredir belgelenmiş bir kayma var. Bu dünya genelinde devam ediyor. Ama işin içinde başka koşullar var. Artık sadece şirketlerin ödediği ücretlerle çiftçiliğe bağlanan yeni emek, aynı zamanda kırsal alanlara giriyor ve küresel tarım ürünleri için hem yerel pazarlar hem de bölgesel merkezler olarak hizmet veren kırsal kasabaların hızlı büyümesini sağlıyor.

Sonuç olarak, birçok yeni insan patojeninin ortaya çıktığı orman hastalığı dinamikleri artık yalnızca hinterlandlarla sınırlı değildir. Metalaştırılmış orman kenarı bu merkezlere (ve ardından emtia zincirindeki daha büyük bölgesel başkentlere) bağlı olduğundan, yeni patojenler artık en derin ormanlardan küresel seyahat ve ticaret ağına doğrudan bir atışa sahiptir. Daha önce de değindiğimiz gibi, Ebola, sarı humma ve koronavirüsler, daha önce olmadığı şekilde bir anda pandemi olma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor.

Diğer yönde, tipik olarak bir kentsel hastalık olduğu düşünülen dang humması, şehir sınırlarının çok ötesindeki karakteristik alanlara sabitlenmiş gibi görünüyor ve Ho-Chi Minh Şehri’nin kentsel ve kırsal çevrelerinde, örneğin 50-100 km’ye kadar salgınları beraberinde getiriyor. Genel olarak kentsel Aedes aegypti sivrisinek, çeşitli insan enfeksiyonlarının bir vektörü, Peru Amazon’unun en büyük şehri olan Iquitos’u çevreleyen kırsal alanlarda 19 km’ye kadar bulundu. Başka bir ekip, orta-batı Filipinler’in yedi büyük adasında, özellikle yoğun limanlarda, bu sivrisinek türlerinde düşük genetik yapı buldu ve bu da çok sayıda çapraz göç olduğunu gösteriyor. Kargo gönderileri, hem Peru’da hem de Filipinler’de birincil yayılma şekli olarak ortaya çıktı.

ABD, küresel domuz gribi ihracatçısı

2009’da domuz gribi (H1N1) patlak verdiğinde buna NAFTA gribi adını vermiştiniz. Bu özel durum hakkında ve ayrıca bu tür ticaretin virüslere neden olma ve yaymadaki rolü hakkında konuşabilir misiniz?

Neoliberalizmin serbest ticaret baskısı altında, küresel sermaye devreleri mesafe ve bağlantı açısından çoğalır. Peyzaj üretimi giderek daha fazla ilişkisel coğrafyalar tarafından tanımlanmaktadır; burada yerel bir peyzajda olup bitenler, dünyanın yarısında ormansızlaşma ve kalkınmayı yönlendiren finansmanı sağlayan ülkelerdeki sermaye birikimine bağlıdır.

Bu tür devreler, patojenlerin evrimi ve yayılması üzerine damgasını vuruyor. Evrimsel biyologlardan oluşan bir ekip, tüm domuz gribi evrim ağaçlarından sayılarak ülkeden ülkeye uzaysal sıçramaları çıkarabildi: tüm genomik segmentler, tüm soylar, bir konumdan diğerine. Ekip, kümes hayvanlarının ve domuzların aksine , domuzlarının çoğu yurt içinden satın alındığından Çin’in küresel sahnede önemli bir domuz gribi kaynağı olmadığını gösterdi . Öte yandan, dünyanın önde gelen domuz ihracatçısı olan ABD, aynı zamanda dünyanın önde gelen domuz gribi ihracatçısıdır.

NAFTA bölgesel bir örnek sundu. Serbest ticaret anlaşması ABD, Meksika ve Kanada arasındaki ekonomik sınırları kaldırdı. ABD tarım şirketleri, Meksika yerli şirketlerini işsiz bırakmanın bir yolu olarak, mali bir kayıpla Meksika pazarına ucuz et (ve diğer gıda emtiaları) atmaya başladı. Bu, Meksika’da hayvancılık sektörünün yapılanma şeklini değiştirdi. Meksika operasyonları ya beyaz bayrağı sallayabilir ve operasyonlarını Amerikan çokuluslu şirketlerine satabilir ya da çokuluslu şirketlerle rekabet edebilecek kadar büyüyecek kadar büyüyebilir. Smithfield gibi ABD şirketleri kendi domuzlarını Meksika’ya göndermeye ve orada da yoğun domuz çiftlikleri kurmaya başladılar.

Aynı teknikle, evrimsel biyologlardan oluşan ekip, bu yeni tarımdan domuz gribine dönüşen şeyin ortaya çıkmasına yol açan göç olaylarını takip ederek, ABD ve Kanada’yı göstererek, Meksika Devletlerinde bu yeni gribin birden fazla genomik segmentini tohumladı. Jalisco, Puebla ve Sonora dahil domuz konsantrasyonları. Başka bir deyişle, 2009’da önerdiğim bir NAFTA gribi fikri, daha sonra virüsün kendisinin genetik dizileri tarafından desteklendi.

Bu eğilimleri genelleştirebiliriz. Bu tür sermaye devreleri, dünya çapında zoonotik ve gıda kaynaklı patojenlerin yayılmasına yardımcı olarak canlı hayvanlar, ürünler, işlenmiş gıdalar ve germplazmlarda artan bir ticaret hacmini desteklemektedir. Artan mesafeli gıda hayvanlarının ülkeden ülkeye taşınması, patojenlerin değiş tokuş ettiği genetik bölümlerin çeşitliliğini genişletti, hastalıkların evrimsel olanaklarını keşfetme hızını ve kombinasyonlarını artırdı. Genetiklerindeki varyasyon ne kadar büyük olursa, patojenler o kadar hızlı gelişir. Ve daha olası ölümcül varyantlar üzerinde birleşir.

Yerli grupları suçlamak

Çin’de COVID-19 salgını başladığından beri, dünyanın dört bir yanından ırkçılık ve yabancı düşmanlığı raporları geldi. Ardından Trump, koronavirüsü “Çin virüsü” olarak adlandırdı. Birçok kişi virüsün yayılmasının nedeninin „kültürsüz“ Çinli vahşi et yeme alışkanlığı olduğunu iddia ediyor. Afrika ülkelerinde yeni patojenler yayıldığında benzer klişeleşmiş görüşler var. “Yerli nüfusların ve onların sözde ‚kirli kültürel uygulamalarının‘ virüsün yayılmasından nasıl sorumlu tutulduğunu” yazdınız. Bu konuda konuşabilir misin?

Elbette, bununla konuşabilirim. Sermayenin tarımsal kalkınma – ve madencilik ve ağaç kesimi – için yağmur ormanlarının ve savanların sonuncusuna tecavüzü, tam kapsamlı kamulaştırma ile tanımlanır. İnsan dışı popülasyonlar, habitatlarının kaybı nedeniyle değil, aynı zamanda etleri, organları ve derileri için kapana kısılan hayvanların sınıflandırmasındaki genişleme nedeniyle azalmaktadır. Tercih edilen hayvanların azalan popülasyonları, alternatif kaynakların sömürülmesine ve türlere göre doğal temel türlerin yok olmasına yol açar.

Evet, yarasalar, pangolinler, misk kedileri, rakun köpekleri, bambu fareleri ve benzerleri Çin’de geleneksel tıp ve üst düzey restoranlar için avlanmakta, kaçırılmakta ve yetiştirilmektedir. Ama bu sadece bir Çin işi değil. Birçok yeni tür arasında devekuşları, kirpiler, timsahlar çiftliklerde yetiştirilmekte ve dünya çapında ticareti yapılmaktadır. Daha geleneksel tarımı destekleyen aynı finansmanın bir kısmı artık giderek resmileşen bu vahşi gıda sektörünü destekliyor. Kendimize şu soruyu sormalıyız, “egzotik gıda” sektörü, Wuhan’daki en büyük pazarda daha geleneksel hayvanların yanında ürünlerini satabilecek bir konuma nasıl geldi? Hayvanlar bir kamyonun arkasında veya bir ara sokakta satılmıyordu.

Başka yerlerde, yerel ormancılık veya madenciliğin yerini çok uluslu operasyonlar aldığında, yerel geçimlik çalı etinin yeni ihracat ekonomileri için işe alınan işçi çetelerini beslemek için aniden bir pazar ekonomisine dönüştüğü defalarca belgelenmiştir. Yani, uzun lafın kısası, vahşi yiyecekler sadece kültürel bir şey değildir. Şu anda ölçek ekonomileri üzerinde çalışan kazançlı bir pazar.

Ancak, en kötü ormansızlaşmada yer alan bazı çok uluslu şirketler tarafından ödenen Batılı çevre STK’ları [sivil toplum kuruluşları], politika ve kanun uygulamalarını yerli gruplara ve küçük çiftçilere yönlendirmek için kültürel boyuta odaklanıyor. Bu gruplar genellikle çok uluslu toprak gaspına karşı kalan son muhalefeti temsil eder. Onları pandemiler için suçlamak, hayırsever kapitalizmde gerçekten yeni bir düşüş. Geçen yıl COVID-19 hakkında çok fazla dikkat çeken New York STK EcoHealth Alliance, çalışmalarını tam olarak böyle bir strateji üzerine yoğunlaştırıyor.

‚Ölü epidemiyologlar‘

Son kitabınız “Ölü Epidemiyologlar: COVID-19’un Kökenleri Üzerine”, pandeminin kökeninin ardındaki nedenlere dair derinlemesine ve alternatif bir okuma sunuyor. Bu kitap, pandemilerin en iyi politik-ekonomik ekolojisi olmasının yanı sıra, ana akım epidemiyologları Ölü Epidemiyologlar olarak adlandırarak eleştiriyor. Salgının kökeninin arkasındaki yapısal nedenleri anlamadaki başarısızlıklarından mı bahsediyorsunuz?

Birçok epidemiyolog zeki ve çalışkandır ve tehlikeli ve gerekli işlerle meşguldür. Kendi makalelerim bu çoğu zaman nankör araştırmadan alıntılarla dolu. Ne yazık ki, birçok kuruluş bilimcisi, fon kaynaklarının geride bıraktığı pislikleri temizleme işine de dahil oluyor. Şirketlerden onlara hizmet eden hükümetlere kadar, güç merkezleri, gelişmemiş alanların sonunu yoksul insanlardan ve vahşi ekolojilerden almaya kararlı. Yeni hastalıkların ortaya çıkmasındaki hızlanma da dahil olmak üzere sonuçta ortaya çıkan hasar, sanki bir salgın bölgesel veya pandemik olduğunda herhangi bir bireysel epidemiyologun bu konuda yapabileceği bir şey varmış gibi ele almak için epidemiyologlara bırakılmıştır.

Hem bu salgınları durdurmak hem de efendilerine ve efendilerine hizmet etmek amacıyla, az önce değindiğimiz gibi kuruluş bilim adamları, yerli grupları ve küçük çiftçileri ve onların arazi kullanım uygulamalarını suçlamaya yöneliyorlar. Yani, bilim adamları zayıf ve güçsüz olanı aşağı doğru yumrukluyorlar. Bazen, EcoHealth Alliance örneğinde olduğu gibi, alaycı bir şekilde açık bir stratejidir. Ancak çoğu epidemiyolog, yalnızca sermayenin arazi kullanımı değişikliklerini yönlendiren devrelerini değil, aynı zamanda matematiksel modellemelerinin bu öncüller tarafından nasıl sızdığını da yapılandıran politik ekonomilerin farkında değiller.

Yani, evet, profesyonel hayatta kalma meselesi olarak bu yapısal nedenleri anlamakta ve özümsemekte başarısız oluyorlar.

Bilim bu şekilde olmak zorunda değil. Bilimsel yöntem, yalnızca hipotezlerin test edildiği araçlara atıfta bulunur. Sormayı seçtiğimiz sorularla konuşmuyor. Temsili örnekleme ve en son istatistiksel analizler kullanılarak ölümcül patojenleri seçen arazi kullanımı değişikliklerini belirli şirketlerin veya endüstriyel sektörlerin yönlendirip yönlendirmediği test edilebilir. İnsanlar için böyle bir bilimi durduran metodolojik hiçbir şey yoktur. Bu hatlar boyunca çok az proje finanse edilebilir. Paraya sahip olanlar, kazançlarının haksız yere kazanılıp kazanılmadığını veya bir gün er ya da geç bir milyar insanı öldürebilecek salgınlara yol açıp açmadığını öğrenmek istemiyorlar.

Çürüyen halk sağlığı sistemi

Neoliberal kapitalizm, COVID-19’u yalnızca süpersonik hızda dünyaya yaymakla kalmadı, aynı zamanda genel nüfus üzerindeki etkisini de ağırlaştırdı. Pek çok seçkin kişi, sağlık sisteminin özelleştirilmesinin ve halk sağlığı sisteminin parçalanmasının, kemer sıkma önlemlerinin ve son on yıllarda izlenen diğer neoliberal önlemlerin pandeminin etkisini ağırlaştırdığını savunuyor. Güçlü bir halk sağlığı sistemine sahip olmak ne kadar önemlidir?

Hindistan’dan ABD’ye ve giderek dünya çapında, halk sağlığı ya ihmal ediliyor ya da doktor ile tıbbi ziyareti karşılayabilecek kişiler arasındaki bireysel ilişkiye bağlı olarak para kazanılıyor. Tabii ki, bu tür ziyaretleri karşılayamayan milyonlar, yalnızca COVID-19 ve piyasa demografisini ve özelleştirmenin iş modelini umursamayan diğer virüslerin açık hedefleri haline geliyor.

O zaman bile, bireysel veya aile sağlığı hizmetlerine erişim kritik olsa bile, gerekli olan yeterli değildir. Halk sağlığı, federal yetki alanından mahalle ve köye kadar nüfus düzeyinde birlikte çalışan kurumların ortaya çıkan mülkiyetidir. Çeşitli resmi ve gayri resmi kolektifler, hasta birinin parası ne olursa olsun çatlaklardan kayıp gitmemesi için örtüşen şekillerde operasyonel hale getirilmelidir. Yine, bu durumda epidemiyolojiler ve onlara bağlı ekonomiler arasındaki metabolik yarığı iyileştirmeliyiz. İnsanların refahı, kendimizi toplumsal olarak yeniden üretebileceğimiz araçlara dönüştürülmelidir. Demek istediğim, tam da insan hakları burjuva liberallerinin diğer ideolojilerin saygı duymasını talep ettiği ama burada kendilerini takip edemedikleri var. Buna ek olarak, tek başına tamamen pragmatik terimlerle, sağlık kaderimiz iç içe geçmiş durumda. Yoksullar salgınlardan sıklıkla daha kötü etkilense bile, bulaşıcı hastalıklar bulaşıcıdır ve gerçekte para kazanan bireysel sağlık neoliberalleri tamamen nüfus sağlığına bağlıdır.

Bu anlayışla, Çin ve Yeni Zelanda, Vietnam ve İzlanda gibi birbirinden çok farklı ülkeler, ne kadar kusurlu olurlarsa olsunlar, COVID-19 salgınlarını birkaç hafta içinde durdurabildiler veya salgının ilk etapta yerel olarak başlamasını engellediler. . Yönetişimdeki önceliklerinin başında kâr ve üretkenlik yerine görünüşte temsil ettikleri insanların refahını koymuşlar sanki. Demek istediğim, kanıt pudingin içinde. Kiviler farklı hayatlar yaşıyor. Taraftarların ragbi maçlarına maskesiz katılmaya başlaması neredeyse bir yıl önceydi, buna gücü yeten Amerikalılar ise bir yıldan fazla bir süredir “özgürler diyarında” evlerinde kapana kısılmış durumdaydı. Büyük fotoğraf, neoliberale dönüşen bu rejimler, sanki bu tür bir karşılıklı yardım bir ulus devletin temeli değil de yabancı bir kavrammış gibi, tüketici rollerinin ötesinde insanların ihtiyaçlarına ilgi göstermeyi bıraktı. Bunun yerine, toplu cenaze ateşleriyle kararan gökyüzünün altında, milyarderlerin her şeyden önce laik devatalar gibi hizmet aldığını görüyoruz.

D senin gibi epidemiyolojistlerin araştırma ecades tarım, kapitalizmin temel yönü metalaştırılması, ölümcül patojenlerin açısından felaket sonuçlara yol açar hayvanlardan taşan ve insan hayatını tehlikeye olduğunu kanıtlamıştır. Tarımın metalaşması yerine ortaya koyacağınız pratik ve alternatif öneriler nelerdir?

Keşke öyle olsaydı. Gerçekte, yerleşik bilim, metalaştırma, arazi kullanımı ve hastalık ekolojisi arasındaki ilişkiyi incelemekten kaçınmak için önemli ölçüde zaman ve çaba harcadı . Bilim finansmanı, devletin ve özel kaynakların, hastalıkların ortaya çıkmasındaki rolleri için sorumluluk almaktan korunması etrafında organize edilmiştir.

Bu dikkate değer. Kapitalizm bugün birincil toplumsal örgütlenme tarzıdır, ancak bir doğa bilimci onu test edilebilir bir neden olarak ortaya koysaydı, bazı bükülmüş nesnellik kavramını ihlal ediyor olurdu. Bilim buna göre hareket eder. Örneğin iklim araştırmacıları arasında, filozof Lorraine Code, egemen epistemik bireyciliğin yaygın hareketini tanımladı. Bilim adamlarının tamamı, sanki büyük dünyadan izole edilmişiz gibi bilimin en iyi şekilde uygulandığı sonucuna varmak üzere eğitilmiştir. Michael Doan, [Lorraine] Code’un çalışmasını takip etti ve bilim adamları arasında kolektif eyleme karşı olan ilgili bir yanıt şüpheciliği buldu.

Ama sonunda diğer yönde iş var. Ekibimiz, en kötü salgınlara neden olan arazi kullanımı değişiklikleri için yerli grupları ve küçük çiftçileri suçlayan Tek Sağlık’ın ötesine geçmeyi önerdi. New York, Londra ve Hong Kong gibi yerleri en kötü hastalık noktaları haline getiren sermaye devrelerini birleştiren bir Yapısal Tek Sağlık öneriyoruz. Hastalıkların yayılmasını sağlayan ormansızlaşma ve kalkınmayı finanse eden bu sermaye merkezleridir.

Diğerleri bu tür araştırma soruları üzerinde birleştiler. Ekolojik ekonomist M. Graziano Ceddia, emtia ürünlerinde artan kârın ormansızlaşmanın ana itici gücü olduğunu gösterdi. Mahsul ve yerel ayara bağlı olarak, yatırımcı servetindeki yüzde 1’lik bir artış, Latin Amerika ve Güneydoğu Asya’daki ormanlar pahasına emtia üretiminde yüzde 2,4 ila 10 arasındaki artışlarla ilişkilidir. Hastalık ekolojisti Luis Chaves, yerel sahiplenme ve birikimdeki bu tür değişiklikleri kutanöz leishmaniasis gibi vektör kaynaklı hastalıklar da dahil olmak üzere hastalık sonuçlarıyla ilişkilendirdi.

Ama bu bir araştırma meselesinden daha fazlası. Küçük çiftçilerin hayvanlarını ve mahsullerini yetiştirirken yaptıklarının çoğu, bizi yeni bulaşıcı hastalıklardan korumak için tam olarak ihtiyacımız olan şeydir. Agroekoloji, tarımı, ihtiyaç duyduğumuz birçok ekosistem hizmetini neredeyse ücretsiz olarak sağlayan doğal bir ekonomiye geri döndürür. Tarımsal biyolojik çeşitlilikler, endüstriyel monokromlarda olduğu gibi, haşerelerin veya patojenlerin çözülmesini önlemek için yeniden tanıtılırsa, çiftçilerin çok fazla antimikrobiyal, böcek ilacı ve mantar ilacına ihtiyacı yoktur, araziye izin verilen tek çeşit veya tür.

Küçük çiftliklerdeki diğer günlük uygulamalar koruma sağlar. Endüstriyel üretim altında, çiftlik hayvanları çiftlikte çoğalamaz. Tüm üreme, daha büyük göğüsler ve daha hızlı büyüme gibi süpermarket dostu özellikler için büyükanne ve büyükbaba düzeyinde açık denizde gerçekleştirilir. Bu nedenle, bir patojen bir kümes hayvanını silip süpürdüğünde, hala ayakta duran birkaç kuş dışında, hayatta kalmalarına izin veren bazı immünogenetik tuhaflıklara sahip olabilecek bu kuşlar, hala dolaşanlara karşı bağışıklığı olan bir sonraki nesil için progenitörler olarak kullanılamazlar. patojen. Buna karşılık, agroekolojik bir çiftlikteki çiftlik hayvanları ve kümes hayvanları, doğal olarak çiftlikte ürer.

Başka bir deyişle, bir hasta tarafından herhangi bir ilaca ihtiyaç duyulmadan çok önce sağlığı manzaralara aşılayan daha probiyotik bir ekolojiye geri dönmemiz gerekiyor. Ancak bu sadece bir toprak ve üreme meselesi değildir. Bu tür müdahaleler, toplulukların kendilerini sosyal olarak yeniden üretebilecekleri araçlarda tam bir değişimi gerektirir. Karar vermeyi kim kontrol ediyor? Gelir büyük ölçüde topluluklar içinde tutulabilir mi? Çiftçi özerkliği, topluluk sosyo-ekonomik esnekliği, döngüsel ekonomiler, topluluk arazi tröstleri, entegre kooperatif tedarik ağları, gıda adaleti, tazminatlar ve derin tarihsel ırk, sınıf ve cinsiyet travmasını tersine çevirme temeldir. Sadece toplum yaşamına, iyi beslenmeye ve temiz suya değil, aynı zamanda en başta pandemik suşların ortaya çıkmasını durdurmak için.

Modern tarımın kalbindeki hastalıkları ve iklim hasarını tetikleyen ekoloji ve ekonomi arasındaki uçurumu iyileştirmek, araziye farklı bir politik felsefenin damgasını vurmayı içerir.

İnsanlığın mevcut salgından öğrenmesi gereken dersler nelerdir ve gelecekteki zorluklarla yüzleşmeye nasıl hazırlanmalı?

Halihazırda bazı pratik müdahaleler önerdiğim için, bu özeti kısa tutacağım. Çok uluslu modelde hayvancılık üretimini sanayileştirme sürecinde, aralarında dolaşan patojenleri sanayileştirdik. Bu nedenle, kapımızın içinde olan ölümcül patojen kuyruğunu durdurmak için, bildiğimiz şekliyle tarım ticaretine son vermemiz gerekiyor. İnsanlık, kendisini her zaman bağlı olacağı ekolojiye yeniden entegre etmelidir. Vahşi yaşam rezervuarları arasında daha ölümcül patojenlerin dolaştığı ormanları ve savanları koruyun. Ormanların bizim için doğal ardışıklıklarında çalışmasına izin verin, ekolojik ilişkilerin karmaşıklığında patojenleri doldurarak bozmaktan kaçınmalıyız. Hayatta kalmak için hala doğadan kaynak alabiliriz. Ama doğaya el koymaktan, yok oluşumuza kadar emekli olmalıyız.

Gelecek taşa yazılmamış, ama hepimizi tarihi anı, istediği cesaret, şevk ve ustalıkla karşılamaya çağırıyor. Sadece serbest bıraktığımız jeolojik güçlere değil, aynı zamanda prensip olarak sosyopatik olan zenginlere ve onların iyi ücretli kölelerine, bağımlı olduğumuz gezegenin pahasına kapitalizmi teşvik etmeye ve korumaya hazır. İsyana hazır mıyız?

Kaynak:https://mronline.org/2021/06/18/rob-wallace-on-the-political-economy-of-pandemics/

Dünya, Güncel Haber, Gündem, Makaleler
‚Çatışma‘ ‚Barış‘ ve ‚Soykırım‘ Üzerine: Filistin ve İsrail’de Yeni Dil Zamanı

Ramzy Baroud

Filistin’deki Siyonist İsrail sömürgeciliğinin yalanlar, yarı gerçekler ve kasıtlı yanlış beyanlardan oluşan sonsuz gibi görünen binasını yıkmak kolay olmayacak. Ancak bu başarının alternatifi olamaz.

25 Mayıs’ta ünlü Amerikalı aktör Mark Ruffalo, İsrail’in Gazze’de ’soykırım‘ işlediğini öne sürdüğü için bir tweet attı .

Ruffalo, „Son İsrail/Hamas savaşı sırasında İsrail’in ’soykırım‘ işlediğini öne süren paylaşımlar için düşündüm ve özür dilemek istedim“ diyen Ruffalo, „Bu doğru değil, kışkırtıcı, saygısız ve Yahudi düşmanlığını haklı çıkarmak için kullanılıyor. , burada ve yurtdışında. Şimdi abartıdan kaçınma zamanı.“https://platform.twitter.com/embed/Tweet.html?creatorScreenName=RamzyBaroud&dnt=true&embedId=twitter-widget-1&features=eyJ0ZndfZXhwZXJpbWVudHNfY29va2llX2V4cGlyYXRpb24iOnsiYnVja2V0IjoxMjA5NjAwLCJ2ZXJzaW9uIjpudWxsfSwidGZ3X2hvcml6b25fdHdlZXRfZW1iZWRfOTU1NSI6eyJidWNrZXQiOiJodGUiLCJ2ZXJzaW9uIjpudWxsfSwidGZ3X3R3ZWV0X2VtYmVkX2NsaWNrYWJpbGl0eV8xMjEwMiI6eyJidWNrZXQiOiJjb250cm9sIiwidmVyc2lvbiI6bnVsbH19&frame=false&hideCard=false&hideThread=false&id=1397023731722113032&lang=en&origin=https%3A%2F%2Fwww.mintpressnews.com%2Fon-conflict-peace-and-genocide-time-for-new-language-on-palestine-and-israel%2F277708%2F&sessionId=13dc23938ab1e7718b24de250888dbd4c43cb08e&siteScreenName=MintPressNews&theme=light&widgetsVersion=82e1070%3A1619632193066&width=500px

Ancak Ruffalo’nun daha önceki değerlendirmeleri gerçekten de “doğru, kışkırtıcı ve saygısız” değil miydi? Ve İsrail’in kuşatılmış, yoksullaştırılmış Gazze’ye karşı savaşını soykırımla bir tutmak, ‚abartma‘ sınıflandırmasına uyuyor mu?

Anlamsız sosyal medya tartışmalarından kaçınmak için, ‚Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne başvurmanız yeterlidir. 1948 Sözleşmesi’nin 2. maddesine göre soykırımın yasal tanımı şu şekildedir:

Ulusal, etnik, ırksal veya dini bir grubu tamamen veya kısmen yok etme niyetiyle işlenen aşağıdaki eylemlerden herhangi biri, örneğin (a) Grubun üyelerini öldürmek; (b) Grup üyelerine ciddi bedensel veya zihinsel zarar vermek; (c) Grubun fiziksel olarak tamamen veya kısmen yok olmasına yol açacağı hesaplanarak grubun yaşam koşullarını kasten uygulamak…

Cenevre merkezli insan hakları grubu Euro-Med Monitor, İsrail’in Gazze’ye yönelik son savaşını tasvir ederken şunları bildirdi :

İsrail güçleri doğrudan 31 geniş aileyi hedef aldı. 21 vakada bu ailelerin evleri, sakinleri içerideyken bombalandı. Bu baskınlar, 44’ü çocuk ve 28’i kadın olmak üzere 98 sivilin öldürülmesiyle sonuçlandı. Kurbanlar arasında bir adam ve karısı ve çocukları, anneler ve çocukları veya çocuk kardeşleri vardı. Dört ya da üç çocuğuyla birlikte öldürülen yedi anne vardı. Bu evlerin ve binaların bombalanması, İsrail güçlerinin sivillerin içeride olduğunu bilmesine rağmen herhangi bir uyarı yapılmadan gerçekleşti.”

Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre , 28 Mayıs itibariyle Gazze’de 254 Filistinli öldürüldü ve 1.948 İsrail’in son 11 günlük saldırısında yaralandı . Trajik olmasına rağmen, bu sayı önceki savaşların kayıplarıyla karşılaştırıldığında nispeten küçüktür. Örneğin, 2014 yazında İsrail’in 51 gün süren Gazze savaşında 2.200’den fazla Filistinli öldü ve 17.000’den fazla kişi yaralandı. Benzer şekilde, Han Yunus’taki 21 kişilik Abu Jame ailesi gibi tüm aileler de telef oldu.. Bu soykırım değil mi? Aynı mantık, Mart 2018 ile Aralık 2019 arasında kuşatma altındaki Gazze’yi İsrail’den ayıran tel örgüde 300’den fazla silahsız protestocunun öldürülmesi için de geçerli. sayısız trajediye yol açan, soykırım olarak adlandırılmayı da hak eden bir toplu cezalandırma eylemidir.

İsrail’in Filistinlilere karşı dil bir yana, şiddet içeren davranışlarındaki soykırımın birçok unsurunu tespit etmek için hukuk uzmanı olmaya gerek yok. İsrail’in şiddet içeren siyasi söylemi ile sahadaki eşit derecede şiddet içeren eylemi arasında açık ve yadsınamaz bir ilişki var. Potansiyel olarak İsrail’in bir sonraki başbakanı olan ve Savunma Bakanı olarak görev yapan Naftali Bennett, Temmuz 2013’te şunları söyledi :

Hayatımda çok sayıda Arap öldürdüm ve bunda bir sorun yok.”

Bu bağlamı göz önünde bulundurarak ve Ruffalo’nun ahlaki pozisyonunda geri adım atmayı neden gerekli bulduğuna bakılmaksızın İsrail, İsrail’in yerli, yerli sakinlerine karşı aktif bir soykırım ve etnik temizlik politikası yürütmeye devam eden pişmanlık duymayan bir insan hakları ihlalcisidir Filistin.

Dil önemlidir ve bu özel ‚çatışma’da en önemlisi odur, çünkü İsrail, gerçekleri yanlış temsil etmedeki başarısı ve kendisi hakkındaki genel gerçeği nedeniyle, uzun süredir eylemlerinden dolayı her türlü sorumluluktan kaçmayı başarmıştır . Ana akım medya ve akademideki pek çok müttefiki ve destekçisi sayesinde Tel Aviv, kendisini askeri bir işgalci ve apartheid rejiminden bir “ demokrasi vahası „na, aslında “ Orta Doğu’daki tek demokrasiye “ dönüştürdü.

Bu makale, yanlış anlaşılan ana akım medyanın İsrail tasvirinin tamamına meydan okumaya çalışmayacaktır. Bunun için ciltler dolusu kitap gerekiyor ve İsrailli Profesör Ilan Pappé’nin ‚ İsrail Hakkında On Mit’i önemli bir başlangıç ​​noktası. Ancak bu makale, sahada neler olup bittiğine dair daha adil bir anlayış geliştirmenin bir ön koşulu olarak Filistin-İsrail sözlüğüne girmesi gereken bazı temel tanımları sunmaya çalışacaktır.Overton Penceresi Neden İsrail-Filistin’de Aniden Değişti?İsrail ve Filistin üzerindeki Overton penceresi hızla değişiyor. Nedenini anlamak için akademisyenler, uzmanlar ve insan hakları gruplarıyla konuştuk.MintPress News|Alan Macleod|4 Haz

Bir Askeri Meslek – Bir ‚Çatışma‘ Değil

Oldukça sık, ana akım Batı medyası Filistin ve İsrail’deki duruma bir ‚ çatışma ‚ ve bu sözde çatışmanın çeşitli spesifik unsurlarına bir ‚ tartışma ‚ olarak atıfta bulunur . Örneğin, ‚Filistin-İsrail çatışması‘ ve ‚tartışmalı Doğu Kudüs şehri‘.

Açık bir gerçek olması gereken şu ki, kuşatılmış, işgal edilmiş insanlar işgalcileriyle bir ‚çatışma’ya girmezler. Ayrıca, iki tarafın herhangi bir konuda eşit derecede zorlayıcı iddiaları olduğunda bir ‚anlaşmazlık‘ olur. Doğu Kudüs’ün Filistinli aileleri evlerinden çıkmaya zorlandıklarında ve bu aileler de Yahudi aşırılık yanlılarına teslim edildiğinde, ortada hiçbir ‚anlaşmazlık‘ yoktur. Aşırılık yanlıları hırsızdır ve Filistinliler kurbandır. Bu bir fikir meselesi değil. Uluslararası toplumun kendisi bunu söylüyor .

‚Çatışma‘ genel bir terimdir. Saldırganın – bu durumda İsrail’in – aklanması bir yana, tüm meseleleri yoruma açık bırakıyor. Amerikalı izleyicilere İsrail’i sevmek ve Araplardan ve Müslümanlardan nefret etmek aşılandığından , İsrail’le olan ‚çatışmasında‘ İsrail’in yanında yer almak tek mantıklı seçenek haline geliyor.

İsrail etmiştir sürekli olarak Pappe koyar bunu, ‚aşırı şiddet, devlet onaylı ırkçılığı kullanarak, Filistin vatan kalan zaten gasp edildi Haziran 1967 yılından bu yana tarihi Filistin’in toplam büyüklüğünün% 22 askeri işgalini ve artan soykırım ‚ onlarca yıl önce.

Gönderen perspektifinden uluslararası hukuk, terimini askeri işgal ‚, hiç ‚tartışmalı‘, vb ‚yasadışı Yahudi yerleşim‘ ve ‚Doğu Kudüs’ü işgal‘. Washington uluslararası hukuku görmezden gelmeye karar vermiş olsa ve ana akım ABD medyası terminolojiyi İsrail’i saldırgan değil kurban olarak sunacak şekilde manipüle etmeyi seçmiş olsa bile, bunlar basit gerçeklerdir .

‚Barış‘ olmadan ‚Süreç‘

‚Barış süreci‘ terimi, onlarca yıl önce Amerikalı diplomatlar tarafından ortaya atıldı. Bu orta ve 1970’lerin boyunca kullanıma sunulduğunda, Devlet, Henry Kissinger, bir zamanın ABD Dışişleri zahmetli tamamen Cairo dışlarken, sonunda, Arap siyasi cephesini parçalamaktadır ve umuduyla Mısır ve İsrail arasında anlaşma sağlamak „Arap-İsrail çatışması“.

Kissinger’ın mantığı İsrail için hayati olduğunu kanıtladı, çünkü ’süreç‘ Birleşmiş Milletler tarafından yıllardır tarif edilen sabit kriterlere göre adaleti sağlamayı amaçlamadı. Artık referans çerçevesi yoktu. Varsa, tarihsel olarak İsrail’in öncelikleriyle neredeyse tamamen örtüşen Washington’un siyasi öncelikleriydi. Bariz Amerikan önyargısına rağmen, ABD kendisine hak etmeyen “ dürüst barış komisyoncusu ” unvanını verdi .

Bu yaklaşım, 1978’de Camp David Anlaşmalarının yazılmasında başarılı bir şekilde kullanıldı . Anlaşmaların en büyük başarılarından biri, sözde ‚Arap-İsrail çatışmasının‘ yerini sözde ‚Filistin-İsrail çatışması‘ almasıdır. .

Şimdi, denenmiş ve gerçek, ‚barış süreci‘ 1993’te yeniden kullanılmış ve Oslo Anlaşmaları ile sonuçlanmıştır . Yaklaşık otuz yıl boyunca ABD , İsrail’e yılda 3-4 milyar dolar, çoğunlukla askeri yardım pompalamasına – ve bunu yapmaya devam etmesine – rağmen, kendi kendine ilan ettiği kimlik bilgilerini bir barışçıl olarak ilan etmeye devam etti.

Öte yandan, Filistinlilerin gösterebileceği çok az şey var. Barış sağlanamadı; adalet sağlanamadı; Filistin topraklarının bir karışı bile iade edilmedi ve tek bir Filistinli mültecinin eve dönmesine izin verilmedi. Bununla birlikte, Amerikalı ve Avrupalı ​​yetkililer ve büyük bir medya aygıtı, ‚barış süreci’nin Filistin için savaş ve yıkımdan başka bir şey getirmediğini ve İsrail’in yasadışı mülk edinmeye devam etmesine izin verdiği gerçeğini pek dikkate almadan bir ‚barış süreci‘ hakkında konuşmaya devam etti ve Filistin topraklarının kolonizasyonu.

Direniş, Ulusal Kurtuluş – ‚Terörizm‘ ve ‚Devlet İnşası‘ Değil

‚Barış süreci‘ Filistin’de ölümden, kargaşadan ve toprak hırsızlığının normalleşmesinden fazlasını getirdi. Aynı zamanda, bu güne kadar yürürlükte kalan kendi dilini de oluşturmuştur. Yeni sözlüğe göre, Filistinliler ‚ılımlı‘ ve ‚aşırılık yanlıları‘ olarak ikiye ayrılıyor. ‚Ilımlılar‘, Amerikan liderliğindeki ‚barış sürecine‘, ‚barış müzakerelerine‘ inanıyor ve gıpta edilen ‚barışı‘ elde etmek için ‚acı verici tavizler‘ vermeye hazır. Öte yandan, ‚aşırılık yanlıları‘ ‚karanlık‘ siyasi gündemlerini tatmin etmek için ‚terörizmi‘ kullanan ‚ İran destekli ‚, siyasi olarak ‚radikal‘ bir gruptur.

Ama durum bu mu? Oslo Anlaşmalarının imzalanmasından bu yana, Müslümanlar ve Hıristiyanlar, İslamcılar ve laikler ve özellikle sosyalistler dahil olmak üzere Filistin toplumunun birçok kesimi, Filistinlilere ihanet olarak algıladıkları, liderlikleri tarafından üstlenilen haksız siyasi ‚uzlaşmalara‘ direndiler. temel haklar. Bu arada, ‚ılımlılar‘ büyük ölçüde Filistinlileri hiçbir demokratik yetki olmaksızın yönettiler. Bu küçük ama güçlü grup , Filistin’de benzeri görülmemiş bir siyasi ve mali yozlaşma kültürü getirdi .  Filistinli siyasi muhaliflere ne zaman uygunsa onlara karşı işkence uyguladılar.  Washington, „ılımlı“ Filistin Yönetimi’nin iç karartıcı insan hakları sicilini eleştirmek için çok az şey söylemekle kalmadı, aynı zamanda „şiddeti kışkırtanlar“ ve „terörist altyapıları“ üzerindeki baskılarından dolayı da onu alkışladı.

‚Direniş‘ gibi bir terim – muqawama – Filistin ulusal söyleminden yavaş ama dikkatli bir şekilde çıkarıldı. ‚Kurtuluş‘ terimi de çatışmacı ve düşmanca olarak algılandı. Bunun yerine, eski Filistin Başbakanı Salam Fayyad ve diğerleri tarafından savunulan ‚ devlet inşası ‚ gibi kavramlar yaygınlaşmaya başladı. Filistin’in hala işgal altındaki bir ülke olması ve ‚devlet inşasının‘ ancak ‚kurtuluş’un ilk kez güvence altına alınmasıyla başarılabileceği gerçeği, ‚bağış yapan ülkeler‘ için önemli görünmüyordu. Bu ülkelerin – özellikle Ortadoğu’daki Amerikan siyasi gündemine bağlı olan ABD müttefiklerinin – öncelikleri, ‚barış süreci‘ yanılsamasını sürdürmek ve Filistin Yönetimi polisi ile İsrail ordusu arasındaki ‚ güvenlik koordinasyonunun kesintisiz olarak sürdürülmesini ‚ sağlamaktı .

Sözde ‚güvenlik koordinasyonu‘, elbette, Filistin direnişini kırmak, Filistinli siyasi muhalifleri yakalamak ve işgal altındaki ülkelerdeki yasadışı Yahudi yerleşimlerinin veya kolonilerinin güvenliğini sağlamak için ABD tarafından finanse edilen İsrail-PA ortak çabalarına atıfta bulunuyor. Batı Bankası.‚Çim Biçmek‘ Artık Yok: Filistin Direnişi Denklemi Nasıl Değiştirdi?Barış süreci değil Filistin direnişi, İsrail’i Filistinlilere karşı savaşı kazanamayacakları yeni bir çıkmaza sokuyor.

Gazze’de Savaş ve Evet, Soykırım – ‚İsrail-Hamas Çatışması‘ Değil

‚Demokrasi‘ kelimesi yeni Oslo dilinde sürekli olarak kullanıldı. Tabii ki, asıl anlamına hizmet etmesi amaçlanmamıştı. Bunun yerine, ‚barış süreci‘ yanılsamasını mükemmel hale getirmenin pastası üzerine krema oldu. Bu, en azından Filistinlilerin çoğu için açıktı. Aynı zamanda, 1994’teki kuruluşundan bu yana FY’yi tekelinde tutan Filistin fraksiyonu El Fetih’in halk oylamasını İslami fraksiyon Hamas’a kaptırdığı Ocak 2006’da da tüm dünya aşikar hale geldi .

Hamas ve diğer Filistinli gruplar Oslo Anlaşmalarını reddetti ve reddetmeye devam ediyor. Filistin Yasama Konseyi’nin (PLC) kendisi Oslo’nun bir ürünü olduğu için, 2006’daki yasama seçimlerine katılımları pek çok kişiyi şaşırttı. Uluslararası izleme grupları tarafından demokratik ve şeffaf olarak sınıflandırılan seçimlerde kazandıkları zafer , ABD-İsrail-PA siyasi hesaplarını alt üst etti.

Bakın, İsrail ve müttefikleri tarafından uzun süredir ‚aşırılıkçı‘ ve ‚terörist‘ olarak algılanan grup, Filistin’in potansiyel liderleri haline geldi! Oslo spin doktorları, Filistin demokrasisini engellemek ve statükoya başarılı bir geri dönüşü sağlamak için, Filistin’in seçilmemiş, demokratik olmayan liderler tarafından temsil edildiği anlamına gelse bile, aşırı hıza girmek zorunda kaldılar. Maalesef yaklaşık 15 yıldır durum böyle.

Bu arada Hamas’ın kalesi Gazze Şeridi’ne de bir ders verilmesi gerekiyordu, bu nedenle yoksul bölgeye yaklaşık 15 yıldır uygulanan kuşatma . Gazze kuşatmasının Hamas’ın roketleriyle ya da İsrail’in „güvenlik“ ihtiyaçlarıyla, „kendini savunma“ hakkıyla ve Gazze’nin „terörist altyapısını“ yok etme konusundaki sözde „haklı“ arzusuyla pek ilgisi yok. Gerçekten de Hamas’ın Gazze’deki popülaritesi Filistin’in başka hiçbir yerinde benzersiz olsa da, El Fetih’in orada da güçlü bir seçmen kitlesi var. Dahası, Şerit’teki Filistin direnişi sadece Hamas tarafından değil, aynı zamanda İslami Cihat, Filistin’in Kurtuluşu için Sosyalist Halk Cephesi (PFLP) ve diğer sosyalist ve laik gruplar gibi diğer ideolojik ve siyasi gruplar tarafından da savunulmaktadır. .

‚Çatışmayı‘ İsrail ile Hamas arasındaki bir ’savaş‘ olarak yanlış tanıtmak, Hamas’ı Ortadoğu ve hatta Afganistan’daki militan gruplarla eşitlemeyi başaran İsrail propagandası için çok önemlidir. Ancak Hamas, IŞİD, El Kaide veya Taliban değildir. Aslında, bu grupların hiçbiri zaten benzer değil. Hamas, büyük ölçüde Filistin siyasi bağlamında faaliyet gösteren bir Filistin İslami milliyetçi hareketidir. Hamas üzerine mükemmel bir kitap, Daud Abdullah’ın yakın zamanda yayınlanan Dünyayı Etkilemek adlı kitabıdır . Abdullah’ın kitabı, haklı olarak Hamas’ı ideolojik inançlarına dayanan, ancak ulusal, bölgesel ve uluslararası jeopolitik değişimlere uyum sağlama yeteneği bakımından esnek ve pragmatik olan rasyonel bir siyasi aktör olarak sunuyor.

Fakat İsrail’in Gazze’deki Filistin direnişini yanlış tanımlamaktan ne kazancı var? Yanlışlıkla Hamas’ı diğer Amerikan karşıtı gruplarla ilişkilendirmeye yönelik propaganda kampanyasını tatmin etmenin yanı sıra, Filistin halkını tamamen insanlıktan çıkarıyor ve İsrail’i Amerikan küresel sözde ‚teröre karşı savaşta‘ bir ortak olarak sunuyor. İsrailli neofaşist ve aşırı milliyetçi politikacılar o zaman insanlığın kurtarıcısı olurlar, şiddet içeren ırkçı dilleri affedilir ve aktif ’soykırımları‘ bir ‚meşru müdafaa‘ eylemi veya en iyi ihtimalle sadece bir ‚çatışma‘ durumu olarak görülür.

Mağdur Olarak Zalim

Ana akım medyanın tuhaf mantığına göre, Filistinliler İsrail askerleri tarafından nadiren ‚öldürülüyor‘, bunun yerine çeşitli ‚tartışmalardan kaynaklanan‘ ‚çatışmalarda‘ ‚ölüyorlar‘. İsrail, Filistin topraklarını ’sömürgeleştirmez‘; sadece „ilhak eder“, „el koyar“ ve „yakalar“ vb. 

n, işgal altındaki Doğu Kudüs’teki Şeyh Cerrah mahallesinde yaşananlar, etnik temizliğe yol açan doğrudan mülk hırsızlığı değil, daha çok bir ‚mülkiyet anlaşmazlığı’dır.

Liste uzayıp gidiyor.

Gerçekte dil, 1948’de İsrail devletinin Filistinli evlerinin ve köylerinin yıkıntılarından inşa edilmesinden çok önce, her zaman Siyonist sömürgeciliğin bir parçası olmuştur. Siyonistlere göre Filistin, ‚insansız bir ülke ‚ idi. toprağı olmayan bir halk‘ Bu sömürgeciler asla ‚yasadışı yerleşimciler‘ değil, sıkı çalışma ve azimle ‚çölü çiçek açmayı‘ ve kendilerini ‚Arap ordularına karşı savunmayı‘ başaran ‚atalarının anavatanlarına‘ ‚yahudi geri dönenler’di. ‚, ‚yenilmez bir ordu‘ kurmaları gerekiyordu.

Filistin’deki Siyonist İsrail sömürgeciliğinin yalanlar, yarı gerçekler ve kasıtlı yanlış beyanlardan oluşan sonsuz gibi görünen binasını yıkmak kolay olmayacak. Ancak bu başarının bir alternatifi olamaz çünkü İsrail yerleşimci sömürgeciliğini ve Filistin’in buna karşı direnişini doğru, doğru ve cesur bir şekilde anlamadan ve tasvir etmeden İsrail, kendisini kurban olarak sunarken Filistinlileri ezmeye devam edecektir.

Kaynak:https://www.mintpressnews.com/on-conflict-peace-and-genocide-time-for-new-language-on-palestine-and-israel/277708/

Translate »