Makaleler

Geçmişin Mirası, Günün Görevleri, Geleceğin Kazanılmasının Yükü Bizim Omuzlarımızdadır

Genel olarak zor aygıtıyla donanmış ve yeri geldiğinde hiçbir gaddarlıktan kaçınmayan sömürücülerin devlet düzenine karşı mücadele etmenin zorlukları büyüktür kuşkusuz, ama faşist diktatörlüğün olduğu her hangi bir ülkede kuşkusuz sınıf savaşımının şartları çok daha zordur ve proleter devrimciler başta olmak üzere tutarlı biçimde demokrasiden yana olan her kesin ciddi bedelleri göğüslemeye hazır olması gerektiği gerçeği tarihi tecrübelerde yeterince bilinmektedir. Dikkat çekilen koşulların zorluğu, çetinliği ile sınıf mücadelesinin yürütülmesi sorunluluğu arasında diyalektik karşıtlık vardır; bu karşıtlık özünde mevcut faşist ve gerici statükonun korunması için egemen sınıfın elindeki tüm gücü kullanmak suretiyle ileriye doğru toplumsal hareketi engelleme iradesi ile yeni bir geleceği ifade eden sosyalist bir perspektife sahip proletaryanın sınıf mücadelesi yürüten toplumsal ileriye doğru hareketinin iradesi arasındadır. Tamda bu nedenle çürümüş, yozlaşmış bir sınıf olarak burjuvazinin Hitler, Musolini, Franko ve Japon faşizmleri ile dünya işçi sınıfı ve emekçi halkları ve uluslarına kudurmuşluk ve vahşet örnekleriyle saldırdıklarında geleceği ve yeniyi temsil eden yüce komünizm davasının önder gücü proletarya sınıfının en bilinçli ve sınanmış kadın ve erkek evlatları komünistler modern çağın unutulmaz en büyük kahramanlıklarıyla faşizmi yenilgiye, devrimcileri zafere götüren mücadelelere önderlik ettiler. Günümüzün politik siyasi şartlarında kopkoyu bir faşizm ile ayrılan ve çok daha zor olan amansız saldırılar altında kahramanca mücadele yürüten dünya proletaryasının büyük devrimci tarihinin mirasçısı olan hiçbir proleter devrimci şartların elverişsizliği, artan devlet baskısının yarattığı sonuçlar konusunda mazerete sığınmaması gerektiğini öncelikle bilmeli.

Türkiye’de başından itibaren faşist devlet diktatörlüğünün her türden baskısı ve şiddet ve ezme yöntemlerine karşı yürütülen sınıf mücadelesi mevcut toplumsal, siyasal koşullarda çok daha sertleşmiş benzer engellemeler ve sert saldırılara maruz kalmaktadır. Dün olduğu gibi bugünde devrimcilerin işi hiçte kolay değildir, ama zorluklar cesaret kırıcı olamaz. Çünkü faşizmin egemen olduğu devlet düzeninde şekillenmiş, acılara katlanmış, ama bin bir türlü engel ve çetin şartlara karşı mücadeleyi yürütmüş devrimci gelenekten geliyoruz. Bugün proleter devrimcileri cesaretle ileri atılan ve yaşamlarını feda etmekten çekinmeyen devrimci kuşakların devamcıları, onların yükselttiği kızıl bayrağı taşıma iddiasında olduklarını bilirler. Geçmişin mirası ile günün somut görevleri ve gelecek çelişkili görülebilir, ama geleceğin komünizm perspektifi geçmiş kuşakların kahramanca savaşımıyla günün yaşayan kuşaklarına devredilmiştir. İleriye akan toplumsal gerçeklik, ileriye doğru dönen çark kapitalizmin yüceltilmesi sonucunu değil de komünizm gerekliliğine doğru dönüyorsa – ki bu çürütülemez toplumsal gerçektir o halde bu ileriye doğru dönen çarkın hızlandırılması görevi her bir ülkede bilinçli proletaryanın omuzlarındadır. 

Cesaretle çalışmak sınıf bilincini içselleştirmiş her devrimcide cisimleşmiş erdem ve irade ifadesidir. Halkın kanını emen, canını alan, egemenlerin korkutarak sindirerek, ezerek yönettiği ezilen ve sömürülen yığınların bilinçli öğelerinin korku perdesini yırtan sınıf cesaretiyle öne çıkması ve en vahşi azgın saldırılara cesurca meydan okumaları bir tesadüf olmayıp, komünizm fikri ve eyleminin yarattığı geleceğin insanının tavrı, geleceğin toplumunun bugünden yaratılmasının somut ifadesidir. Korkunun tek tek bireylerin iradesinde aşılmasıyla sınırlı değil, işçi sınıfının, bir bütün halk kitlelerinin sınıf tavrının ete kemiğe bürünmesidir. 

Bu düşünce ile kendisine bakan her tutarlı devrimci şayet şartların gerektirdiği cesur adımları atmakta bir an olsun tereddüt geçirmişse, kendisini özeleştiri tartısına koymak durumundadır. Çünkü sosyalizm için sınıf savaşımı her bilinçlenmiş proleter devrimciden duraksamadan kararlıca mücadele talep eder.

Faşist baskı rejimi başta olmak üzere sosyal gerçeklik olduğu görülmeli ki onunla baş edebilmenin araçları doğru konulabilsin. Sadece araçların doğru belirlenmesi için değil, doğru hedeflerin saptanması için de bu gereklidir. Enternasyonal proletaryanın ve Komünist Enternasyonal’in ölümsüz önderlerinden Georgi Dimitrov “Gerçek olduğu gibi görülmelidir. Gerçek bazı defalar, bilhassa güçlükler veya başarısızlıklar olduğu zaman hiç hoş değildir. Olayları istediğiniz şekilde var saymayı değil de, oldukları gibi görmelisiniz.” (1) sözünde ifade edildiği gibi gerçeklerden şaşmamalıyız. Evet zorluklar olduğu gibi başarısızlıklarımızda vardır bunu kabul etmeli ve onların üstesinden gelmeliyiz. Eğer uygun toplumsal şartlar var, çelişkiler keskin olmasına rağmen yerimizde sayıyor, gelişme kaydedemiyorsak sorunu kendimizde aramalıyız sınıf düşmanına karşı cesaretle savaşmanın gizemi de bu halkada yatmaktadır. 

Sorun sadece kadroların yetersizliği ve sınırlılığına bağlanarak açıklanamaz. Sorunun özü esas olarak azami ve asgari hedefler doğrultusunda yeterli çaba ve kararlılığın gösterilememesi, var olan insan kaynağının geliştirilmesi, görevler verilerek, yeteneklerine uygun yere yerleştirilememesi, yeni insanlara ulaşmanın yeteri derecede bilinmemesi, en önemlisi de parti örgütlenmesi sorunlarında işe başlamanın becerilememesidir. Tüm bunlar önemli meselelerdir. Kendi etrafımızda dönüp duruyorsak kendimizi acımasızca ameliyat masasına yatırmalı, bedenimizi, ruhumuzu hasta eden ne varsa kesip atmalıyız. V. İ. Lenin’in çok iyi bilinen şu sözü unutulmamalı “Çalışacak insan olmadığını söylüyorsunuz. Bu doğru değildir. İnsan vardır, fakat siz onları aramıyorsunuz, bulmuyorsunuz, onları uygun işe koymuyorsunuz” Evet çalışacak insana uygun iş verilebilmesi ancak azami ve asgari programla işçi sınıfına ve müttefiklerine neyi yaratmaları gerektiğini açıklayan, kendisini örgütlemiş, sağlam, cesaretle çalışan bilinçli insanlar tarafından yapılabilir.

Başa dönersek elverişsiz politik atmosfer, sistem baskısı, tasfiyecilik, reformizm etkisi gibi etkenler sınıf savaşımının geliştirilmesi önünde engel değildir, olamazda. Yeter ki bilimsel perspektifle, kararlıca ve cesaretle çalışan bilinçli proleter öncüler olsun. Unutulmasın ki bugün sınıf mücadelesinin deneyimsiz neferi olan her yeni insan pratiğin eğitici öğretmenliği altında yarının deneyimli insanı olacaktır. Devrim büyük bir davadır; onun için büyük şeylere katlanmaya değerdir. Kahramanlıklarla dolu sosyalizm mücadelesinin kızıl bayrağını taşıyanlar günün cesur savaşçıları olarak kendilerine devredilen mirası yeniden yaratmayı bileceklerinden kuşku duyulamaz. Proleter devrimciler bu bilimsel güçle çalışmalıdır.     

(1)    Georgi Dimitrov, Gençlik için notlar, Sayfa: 112, Evrensel Basım Yayın)         

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Translate »