Güncel Haber, Gündem, Makaleler, Perspektif

Maoist Komünistlerin Ulusal Sorun Çözümüne İlişkin Perspektifleri (1)

(Kongre tartışma yazılarından)

Ozan Emre

Tarihi deneyimler göstermiştir ki, ulusal sorunun çözüme kavuşmadığı her yerde ulusal sorun proletarya hareketinin çok önemli tartışma ve siyasal, politik gündemini oluşturmuştur. Bu olguyu ulusal sorunun hiç gündeminden düşmediği Türkiye devrimci sınıf hareketinin tartışmalarından da anlamak mümkündür.

Batı Avrupa ve Rusya’da en güçlü döneminde olduğu 20’nci yüzyıl uluslararası proletarya hareketi ulusların kendi kaderini tayin hakkının koşulsuz tanınması -Ki bu ezilen ulusun özgürce ayrılma ve kendi devletini kurma hakkıdır – üzerinde dönen tartışmaların kapsamlı olmasının yanında, bundan hiçte az önemli olmayan ve hiçte az yer kaplamayan diğer tartışma konusu ise aynı devlet sınırları içinde ezen ve ezilen uluslardan proletaryanın ortak mücadelesinin örgütlenme sorununun nasıl olması gerektiği üzerindedir. Çeşitli ezilen ulusların olduğu devlet sınırlarında proletarya nasıl örgütlenmeliydi?!

Burjuvaziye karşı proletaryanın zafere giden mücadele çizgisinde tayin edici olan çeşitli uluslardan proletaryanın sınıf birliğinin sağlanması hangi yolla mümkündü? Bu meselede Avusturya’da “ulusal kültürel özerklik” anlayışıyla açığa çıkan Springer ve O. Bavver ekolü ve Rusya’da Avusturya komünistlerinin ulusal programını takip eden Bund ve Polonya sosyalist partisi, Kafkasya sosyal demokrasisi içinde Menşevik unsurlarda karakterize olan milliyetçi düşünce meseleye bakışta bir yönünü oluştururken, diğer yönü ise uluslararası komünist hareketin enternasyonal temeli üzerinde gelişen ve pratikte Bolşeviklerin tüm Rusya’da zafere taşıdığı Leninist düşünce olarak ezen ve ezilen uluslardan proleterlerin örgütlenme meselesinde uzlaşmaz iki farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bir düşünce her ulusun proleterlerinin ulusal dar görüşlülük kulvarında bir birinden ayrı her birinin başka yöne gitmesi, tamamen bir birinden bağımsız hareket edilmesi üzerine oturtulmuş, her ulusun proleter komünist örgütlerinin bir birinden ayrı mücadelesini benimseyen milliyetçi bir programdı. Bir diğer düşünce ise; çeşitli uluslardan proleterleri enternasyonalizm temelinde, ezen ve ezilen ulusların proleter komünist örgütlerini tüm Rusya proletaryasının önder gücü olarak RSDİP’te bir tek partide toplayan Leninist ulusal programdı.

Birincisi ulusal dar görüşlülüğü, milliyetçiliği, ikincisi ise ulusal sorun çözümünde proletarya enternasyonalizmi temelinde örgütlenmenin esas alınmasına dayanan işçi sınıfının ortak mücadelesini temsil etmektedir. Leninist Bolşevik program, ezilen ulusların özgürce ayrılma ve kendi devletini kurma hakkını koşulsuz tanırken, esas gücün çeşitli ezilen ulusların proleterlerinin ezen ulus pozisyonundaki Rus proleterleri ile tüm ezilen ulusların proleterlerinin de bir birleriyle ortak amaç olan kapitalizme karşı savaş hattında birleştirilmesine, ayrılmasının büyük anlamının hala Türkiye devrimci hareketi tarafından kavranabildiği söylenemez.

Avusturya’da ne olmuştu; ulusal sorunda dünya ölçeğindeki büyük gelişmeler yüz yıl öncesindeki konuya dair tartışma ve deneyimleri önemsizleştirmez.

Her şeyden önce Avusturya’nın birliği, Avusturya devletinin birliği düşüncesini (ÖDP, TKP ve türevlerinin ulusal sorunda Türkiye’nin birliği, Türk devletinin birliğini merkeze koymaları gibi) merkeze koyan ve toprağa dayalı özerkliği dışlayan (Bu milliyetçi görüşlerin Lenin ve Stalin’in görüşlerinin, RSDİP’in ulusal programının tam zıttıdır) ve “ulusal-kültürel özerkliği” ulusal sorunun çözümünde esas olan o. Bavver ve Springer’in teorilerine dayanan Avusturya sosyal demokrat partisinin yanlış yola saptığını tarihi toplumsal pratik göstermiştir. Milliyetçilikle lekelenmiş düşüncenin çeşitli ulusların proleterlerinin birliğini sağlayamayacağına dair ders alınması gereken bir örnek oluşturmuşlardır.

Avusturya sosyal demokrat partisi, daha 1897’den sonra (Wimberg parti kongresi) parçalanmaya başlamıştı.

Ulusal özerkliği kabul eden Bürn parti kongresinden (1899) sonra parçalanma daha da belirginleşmişti. “Sonunda işler o dereceye vardı ki, şimdi tek bir uluslararası parti yerine içlerinde Alman-Sosyal Demokrasisi ile en küçük bir ilişkisi olmasını istemeyen Çek Sosyal-Demokrat Partisi’nin de bulunduğu altı ulusal parti var” (1*) diyen Stalin “ulusal-kültürel özerklik” formülünün işçi sınıfı hareketinin birliğini yıkan ve milliyetlere göre ayrılmasına yol açan olumsuz niteliğine dikkat çekmektedir.

Stalin’in Avusturya’da 1897’den sonra bir birinden bağımsız altı parti dedikleri Alman, Çek, Polonyalı, Ukrayna, (Ruten) İtalyan ve Güney Slav Sosyal Demokrat partilerdir.

O dönem Avusturya’nın egemenliği altında olan altı ulusal etkenler çeşitliliği mevcuttu. Özcesi milliyetçi düşüncelerle “ulusal-kültürel özerklik” programı ulusal sorunun çözümünde işe yaramadığı gibi, daha önce bu ulusal faktörlerden proleterlerin birlikte örgütlerini tek bir Sosyal-Demokrat partide (KP’dir) birleştirmiş olan işçi sınıfı hareketi Avusturya’da altı ayrı sosyal demokrat parti olarak hareket edecek şekilde bir birinden ayrılmışlardır.

Rusya’da aynı dönemde benzer şekilde Avusturya komünist hareketine bulaşmış milliyetçi düşünce akımını takip eden Bund ve Kafkasya’da proleter hareket içindeki milliyetçi eğilimlere karşı Lenin ve Stalin’in ideolojik mücadelesinin işaret ettiği doğrultu isabetle doğrulanmıştır. Tüm Rusya’da ulusal sosyal demokrat partilerin özerkliği güvencelenerek proletaryayı tek bir çatı altında toplayabilen RSDİP’in enternasyonal Marksist örgütlenme bayrağı altında kalmak istemeyen Bund’çu sosyalistler keza birleşmeye hiç yanaşmayan Polonya sosyalist partisi örnekleri proletaryanın gücünü bölen milliyetçi akımın temsilcileri olarak tarihe geçtiler. Doğru anlaşılması bakımından belirtelim, ulusal sosyal-demokrat partilerinden Rusya devlet sınırlarında Rus sosyal demokrasisi dışında, milli baskı altında olan uluslardan proleterlerin komünist partileri anlaşılmalı. Örneğin Polonyalı, Letonyalı, Estonyalı komünistlerin partileri gibi.

Proleter sınıf hareketi tarihi göstermektedir ki, ulusal sorunun çözümünde bilimsel programa sahip olmayan proleterlerin isimleri ne olursa olsun aynı devlet sınırları içinde ezilen ulusların işçileri ile ezen ulusun işçilerini aynı amaç doğrultusunda birleştirmeyi başaramamışlardır. “Ulusal-kültürel özerklik” gibi Marksist olmayan programa sahip akım Avusturya’da çeşitli etnik yapılardan proleter komünist örgütlerin ortak mücadelesini parçalamıştır. Avusturya akımıyla uyumlu milliyetçilikle hareket eden Bund proleter enternasyonalizmi bir kenara atmış, tüm Rusya proletaryasından bağımsız kendi başına hareket etmeyi seçmiştir.

Ulusal sorun programında ulusların kaderini özgürce tayin etme görüşünde olan Leninist çizgi ise tüm Rusya’da ezen ulus olarak Rus proletaryası ile ezilen ulusların proletaryasının birliğinin kurulmasının başarılmasıyla doğruluğunu kanıtlamıştır. RSDİP kendisinden önce kurulan Polonya, Litvanya, Letonya gibi ezilen ulusların komünist partileri de dahil tüm Rusya’daki ezilen milliyetlerden işçilerin komünist örgütleriyle (Sosyal-Demokrasisiyle) enternasyonalizm ilkesine bağlı birleşmeyi başarmamış olsaydı tüm Rusya’da sosyalist devrim hayal olurdu. Lenin ve Stalin’in Bund’çularla polemik ve ideolojik tartışmaları komünistler ile milliyetçi burjuva bir ulusal hareket arasındaki bir tartışma olmadığı, komünizm hareketi içinde küçük-burjuva oportünizme ulusal meselede burjuva milliyetçi akımın etkisine giren akıma karşı bir iç tartışma olduğu gözden kaçırılmaktadır. Bu nedenle azınlık durumunda Rusya’da yayılan Yayudi işçi ve emekçilerin bir sosyal-demokrat örgüte (Bund) sahip olmasının nasıl caiz gösterilebildiği üzerine de pek düşünülmemektedir.

Böylesi hatalı ve yüzeysel bakış açısı ulusal sorunda proletaryanın ve enternasyonal örgütlenme meselesinin gözden kaçırılmasına hizmet etmektedir. Dahası tüm Rusya’da onlarca azınlık ve uluslar proletaryasının tek bir Rus işçilerinin sosyal demokrat partisiyle örgütlendiği, ezilen uluslarda sosyal demokrat partilerin olmadığı sosyalizm tarihi konusundaki cahilliğide gösteren düşünceyle hareket edebilmektedirler.

Ulusal sorunun çözümünde ulusların özgürce ayrılma ve kendi devletini kurma (UKKTH denilen) hakkı nasıl vazgeçilemez dayanak noktası ise, çeşitli milliyetlerden işçilerin uluslararası birleşmesi -örneğin Türkiye sınırlarında ezen ulustan Türk, ezilen ulustan Kürt işçi ve emekçilerinin yanı sıra azınlık milliyetlerden işçilerin birleşmesi ilkesinde ulusal sorunun çözümünde bir diğer zorunlu dayanak noktasıdır.

Ulusal çelişkinin çözümünde ezen ve ezilen ulusların işçilerinin birleşmesi, örgütlenme sorununun açıklığa kavuşturulması ve enternasyonalizm ilkesine bağlı şekilde proleterlerin birleşmesi görevinin bir kenara atılması ve sadece yüzeysel olacak biçimde UKKTH’ndan söz edilmesi ulusal sorunun çözümünde zorunlu dayanaklardan kopmaktır.

Demek oluyor ki, ulusal meselenin çözümünde proleter komünist hareketin zorunlu dayanak noktaları programsal olarak özgürce ayrılma hakkının tanınması, diğeri ise enternasyonalizm temeli üstünde çeşitli milliyetlerden işçileri birleştirecek, aynı amaç doğrultusunda savaştıracak kurulmuş bir örgüt biçiminin olması zorunlu iki noktadır. İkisinden biri olmazsa proletaryanın sınıf çıkarı savunulamaz.

Gerek batı Avrupa gerekse de Rusya’da ulusal çelişkiyi proletaryanın davası açısından önemsiz bulan, küçümseyen, hatta karşı çıkanlar veyahutta Avusturya’lı sosyal-şovenler gibi Avusturya’nın devlet birliği”nden hateket edip “ulusal-kültürel özerklik” önerenlere karşı Lenin ve Stalin bir ilke olarak ulusların devlet biçiminde örgütlenmek üzere ayrılma hakkını -UKKTH’nı- koydular. Peki Avusturya’da altı (6) ayrı ulusal sosyal demokrat (komünist) partiye ayrılmış, milliyetlere göre ayrı ayrı hareket etmenin düpe düz bir olgu olarak sınıf hareketinde baş ağrıttığı ve Yahudi milliyetçiliği bataklığına batmış Bund’un RSDİP’den ayrılmasına karşı Lenin tarafından, Rus komünistleri tarafından ileri sürülen örgüt biçimi ve ilkesi neydi?

Rusya’da Leninist örgüt biçimi anlaşılmaz ise ulusal sorunda çözümün bu dayanak noktası kavranamaz.

İşçilerin milliyetler bakımından sunurlanmasına örnek teşkil eden Avusturya’da ortak örgütlenme biçiminden ayrılarak ayrı ayrı hareket eden altı ayrı etnik yapıya mensup altı ayrı dönemin komünist partileri, keza Polonya’da sosyalist parti (PSP) Rusya’da RSDİP’den ayrılmış Bund’la komünist hareket içinde somutluk kazanmış ulusal dar görüşlülük ve milliyetçiliğe karşı Rusya komünist hareketinin örgütlenme biçiminin oturduğu enternasyonal anlayışı çıkış yolu olarak gösteren Stalin’i, “Böyle bir duruma karşı tek çıkar yol enternasyonalizm ilkelerine dayanan örgütlenmedir.

Rusya’nın bütün milliyetler işçilerinin hemen tek ve birleşmiş topluluklar içinde toplanması bu toplulukların tek bir parti içinde birleştirilmesi- Görev işte budur.

Partinin bu kuruluş biçiminin bölgelerin tek bir bütün içindeki parti, içindeki geniş bir özerkliği dışlamadığı, ama içerdiği kolay anlaşılır” (2*)

Türkiye’de komünistlerin ezici çoğunluğunun üstüne eğilmekten kaçındığı bu Marksist örgütlenme biçiminin ruhuna ve özüne sonuna kadar sadık kaldıklarını kanıtlayan Leninist parti, ulusal sorunda enternasyonalist ilke temelinde hareket ederek Rusya’daki bütün milliyetler işçileriyle, onların komünist örgütleriyle birleşebilmiş ve ulusal sorunda proletaryanın çözüm yolunu zafere taşınmasında önderlik etmiştir.

RSDİP örgütlenme biçiminde ezilen ulusların işçi sınıfının komünist örgütlerine (Sosyal-Demokrat partilerine) geniş özerklik tanıyan ve bu ulusal komünist parçaları kendi içinde, yani tek partide toplamayı, birleştirmeyi başarmış uluslararası bir partiydi. Milliyetçiliğe batmış Bund sahip olduğu bu geniş özerkliği yeterli görmeyerek işçileri milliyete göre sınırlamayı ve tamamen bağımsız hareket etmeyi seçerek RSDİP’ten ayrılmıştır. Fakat ezilen bütün ulusların işçilerinin şu yada bu düzeyde toplaştığı komünist örgütlerin hepsine pratikte sadık kalarak RSDİP içinde tüm ulusların proleterleriyle güçlerini birleştirmişlerdir. Almanya, Avusturya ve Rusya’nın sömürgesi durumunda olan Polonya’da RSDİP’ten önce kurulan Polonya Sosyal Demokrat Partisi ve Letonya Sosyal Demokrat Partisi keza Kafkasya sosyal demokrat örgütler gibi ezilen uluslar proleterlerinin geniş özerklik tanıyan örgütlenme biçimine uygun olarak RSDİP içinde birleşmiş oldukları ve ortak örgütlenmeyi başardıklarını tarih bize söylemektedir.

Stalin’in “Rusya’nın bütün milliyetler işçilerinin hemen tek ve birleşmiş toplulukların tek bir parti içinde birleştirilmesi -görev işte budur” çıkış yolu olarak gösterdiği örgütlenme biçimi budur. Çoklu komünist partilerin tek bir partide birleştirilmesi!.

RSDİP’ten önce yada sonra ortaya çıkmış tüm Rusya’da çeşitli ulusların ayrı ayrı duran komünist partileri tek bir parti RSDİP içinde birleştirilmiştir. Enternasyonalizm ilkesine dayanan ve ulusal sorunun çözümünde proletaryanın dayanak noktası olan bu örgütlenme biçiminin tüm Rusya’da sosyalist devrimin zaferini olanaklı kılan komünistlerin örgütlenme biçimi ve çizgisi olduğu unutulmamalıdır. Bu bakış açısı ezilen uluslar proleterlerinin bir örgütte toplanmasını -örneğin Polonya yada Litvanya, Letonyalı işçilerin ülkelerinde komünist bit örgütte toplanmasını dışlamadığı aksine işçilerin bir örgütte toplanmasının savunulduğu, ama aynı devlet sınırları içinde çeşitli uluslardan işçilerin ayrı ayrı birbirinden tamamen bağımsız partiler (Bund’un RSDİP’ten tamamen bağımsız hareket etmek için ayrılması gibi) olarak hareket etmesinin dışlandığı gözden kaçırılmamalı.  Bu anlamda enternasyonalizme aykırı olan ezilen milliyetler işçilerinin komünist partisi kurması değildir, bu partilerin işçileri milliyete göre sınırlamasıdır. Tüm uluslardan işçileriyle birleşmenin biricik yolu olan tek bir parti içinde birleştirilmesinin reddedilerek ulusal dar düşünce ile kendi başına bağımsız hareket edilmesidir.

Enternasyonalizme aykırı olan her hangi bir ezilen ulusun işçilerinin komünist partisine sahip olması değil, (asıl bu hakkı dışlamak enternasyonalizmi yok saymaktır) bu örgütün ayrı hareket etmesidir. Aksi taktirde tüm Rusya’da Yayudi işçiler arasında olan Yahudi Yadistçe dilinde yayınlara sahip, kongre, konferanslarını yapan ve bir merkeze sahip bir örgüt olarak Bund’un (RSDİP’den önce kurulmuştur) geniş özerklik tanınan bir biçimle RSDİP’le birleşmesi mümkün olamazdı. Aynı şey Polonya, Letonya ve Kafkasyalı komünist örgütler içinde geçerlidir. Keza Polonya’da iki farklı sosyalist partiden sadece Roza Lüxemburg’un önderlerinden biri olduğu Polonya Sosyalist-Demokrat Partisi ile RSDİP birleşebilmiştir.

Polonya’lı komünistler Almanya’nın egemenliğindeki Polonya parçasında ise Alman komünist hareketiyle birleşmişlerdir. Geniş özerkliği yeterli görmeyip tamamen bağımsız hareket etmek için gerek RSDİP’den ayrılan, tekrar birleşen ve yeniden ayrılan Bund örneği, gerekse de RSDİP ile birleşmeye hiç yanaşmayan Polonya sosyalist partisi (PSP) örneği Lenin ve Stalin tarafından milliyete göre ayrı örgütlenme olarak tanımlanmış, enternasyonalizm karşıtı dar milliyetçilik örneklerine konu olmuşlardır. Milliyete göre ayrı hareket edilmesi yolunu tutan dar milliyetçi “sosyalistlerin” tüm Rusya proletaryasının ortak sosyalizm davasının baltalanmasına bu partilerin Bund ve PSP’nin tutumu örnek gösterilmiştir.

Enternasyonal proleter çizgiyi temsil eden Lenin yoldaşın reddettiği milliyetlere göre örgütlenme biçiminin gözden kaçırılması veyahutta yeterince kavranmaması kaçınılmaz olarak kişiyi bir çok ezilen ulusun olduğu devlet sınırları içinde çeşitli milliyetler işçilerinin komünist örgütlere sahip olmadıkları, sadece egemen ulus işçilerinin komünist örgütüyle örgütlendikleri yanlış sonuca götürür.

Kapitalist meta üretimi ve dolaşımının belli bir oranda geliştiği modern toplumlarda böyle bir dar örgütlenmede eşitsiz bakış açısıyla çeşitli milliyetler işçilerinin sosyalizm ortak davasında örgütlenemeyeceği çok açıktır. Oysa ezen yada ezilen uluslarda olsun işçiler ne kadar çabuk ne kadar sağlam ve Marksist enternasyonalizm bayrağını yukarı kaldırırlarsa Rusya’da olduğu gibi tüm uluslardan işçilerin birleşmiş topluluklarının tek bir partide birleştirilmesi o kadar hızlı ve sağlam olacaktır.  Lenin örgütlenmedeki, dahası tüm Rusya’da çeşitli uluslar işçilerinin bir birinden bağımsız ayrı hareket eden, kaçınılmaz olarak sadece kendi dar ulusal sınırlarıyla meşgul olmaktan kurtulamayan ulusal komünist partileri Stalin’in “milliyetler işçilerinin birleşmiş toplulukları” dediği partileri -RSDİP’de birleştirmesidir. RSDİP’den önce kurulan Polonya, Litvanya komünist partileri Bund yada farklı tarihlerde oluşmuş Estonya, Letonya, Ukrayna, Finlandiya proleterlerinin bir birinden bağımsız komünist partileri birleşmeyi değil de, her biri ayrı yöne bağımsız hareket etmeyi seçseydi ve RSDİP’de birleşmeyi reddetselerdi tüm Rusya’da 1917 Ekim Sosyalist Devriminin zaferi, çeşitli milliyetler işçilerinin gönüllü birliği üzerine kurulan proletarya diktatörlüğü devlet sistemi gerçekleşmezdi. Lenin’in ulusal sorun programı ve çeşitli uluslardan proleterlerin ortak örgütlenme biçimi aynı zamanda çeşitli ulusların proletaryasının sosyalist uluslar devletlerinin eşit birliğinde ifadesi olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin de örgütlenme temelini oluşturur. Sovyetlerde devletlerin birliğine ulaşan yolun partilerin birliğinden geçtiğini Türkiye’deki sınıf hareketi kavrayamamıştır.

Ulusal sorun çözümünde geniş bölgesel-özerklik formülünden devletlerin federatif birliği formülüne Ekim Sosyalist Devriminden hemen sonra geçen Rusya komünistleri 1918’de federatif örgütlenmeyi proletaryanın örgütlenmesine uygun görmüş ve 1919 RKP 8’nci kongresinde programına almıştır.

Bu plan ulusal meselenin çözümünde “Tam birlik yolundaki geçiş biçimlerinden biri olarak Sovyet tipi üzerine örgütlenmiş devletlerin federatif birliğini” (3*) içermektedir. Bu görüş ilk kez Leninin “Emekçi ve sönürülen halkların bildirgesi” başlıklı önerisinde (1918) dile getirildi.

“Rusya sovyetler cumhuriyeti, özgür ulusların özgür birliği temelinde ulusal sovyet cumhuriyetlerinin federasyonu olarak kurulur” (4*) görüşler doğrultusunda gerçekleşmiştir. 1922 yılında 8 sovyet cumhuriyeti ve özerk bölge cumhuriyetlerden oluşacak Sovyetler kurulmuştur. Zamanla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerinin sayısı artmıştır.

1930’lu yıllarda eşit haklara sahip sovyetik sosyalist cumhuriyetlerin özgürce katıldıkları federal devlette; Rusya sovyet sosyalist federatif cumhuriyeti, Ukrayna SSC, Beyaz Rusya SSC, Azerbaycan SSC, Gürcistan SSC, Ermenistan SSC, Tacikistan SSC, Kazakistan SSC, Kırgızistan SSC, Korelifin SSC, Moldovya SSC, Letonya SSC, Estonya SSC olmak üzere 16 sosyalist cumhuriyet vardı.

Sovyetler Birliği devlet örgütlenmesinde çeşitli ulusların birlik cumhuriyetleri yanı sıra, özerk cumhuriyetler ve özerk bölgeler vardır. Yerel devlet iktidarı organları; bölgeler, özerk bölgeler, ilçeler, reyonlar, kentler, kırsal topluluklar başkanlığı emekçi temsilcileri sovyetleri aracılığıyla yönetilmiştir.

Yasama yetkisinin SSCB yüksek Sovyetinde olduğu organ birlik sovyeti ve milliyetler sovyeti denilen iki meclisten kurulur. Meclisler son derece demokratik bir sistemle oluşturulmaktadır.

Birlik sovyeti seçim bölgelerinde 300.000 kişiye bir temsilci düşecek biçimde seçilir.

Ulusları temsil eden milliyetler sovyeti ise yurttaşlar tarafından federe ve özerk cumhuriyetler, özerk bölgeler, ulusal işçiler toprakları çerçevesinde federe cumhuriyet başına 25, özerk cumhuriyet başına 11, özerk bölge başına 5 ve ulusal ilçe başına 1 temsilci düşecek şekilde seçilir. Dört yıllık süreyle seçilen bu temsilciler milliyetler sovyetlerini temsil etmektedirler. Birlik sovyeti ile milliyetler eşit haklara sahiptirler ve SSCB yüksek sovyetini oluştururlar. Daha geniş bilgi için sovyet anayasasına bakılabilinir. (5*)

Anlaşıldığı üzere ulusal sorunun çözümü federe cumhuriyeti, özerk cumhuriyeti, özerk bölge, ulusal ilçe şeklinde en küçük ulusal etkenlere varana denk eşit bir örgütlenmeye ve temsiliyete gidilmiştir. Bütün bu ulusal bileşenlerin komünist örgütleri vardır. Rus merkezli tek komünist parti gibi bir anlayış ve örgütsel biçim hiçbir zaman Rus komünistlerinin gündeminde olmamıştır. Örneğin Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kapsamında örgütlenmiş Abaza özerk sovyet sosyalist cumhuriyeti, Acaristan özerk sovyet sosyalist cumhuriyeti Güney Osetya özerk bölgesi bulunduğu gibi Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan, Beyaz Rusya, Türkmenistan, Kırgızistan gibi sovyet sosyalist cumhuriyetlerinin her birinin kapsamında olan toplam sayıları onlarca ifade edilecek özerk sovyet cumhuriyetleri, özerk bölgeler, ulusal ilçeler mevcuttur. Bütün bu ulusal etkenlerden oluşan emekçi halklar bahçesinde her bir ulusal etken kendi yerel komünist örgütlenmeleriyle temsil edilmekteydi.

Yukarıda sayılan herbir federe sosyalist cumhuriyetin SSCB anayasası ile uyum içinde ayrıca kendi anayasası vardır. Birlikten çıkma hakkına sahiptirler. Kendileri onaylamadan ülke sınırlarına kimse dokunamazdı. Bütün federe cumhuriyetlerle aynı haklara sahiptirler. Ayrıca maliye, ekonomi, beslenme, çalışma, denetleme, eğitim ve kültür görevlerini kendileri yapmaktaydı. Orda, dış ticaret, donanma, ulaştırma, posta görevleri ise merkezi federal sosyalist devlet tarihi de yürütülmekteydi.

Federe cumhuriyetler, özerk cumhuriyetler ve daha küçük ulusal bileşenler, ulusal komünist partiler aracılığıyla yönetilmektedir. Özcesi bu ulusların her birinin komünist partileri, kendi başkentleri, güvenlik birimleri, anayasaları, hukuk sistemleri, yasama faaliyetleri birer devlet olarak kurulmuş toplumsal birimlerdir. “Sovyetler Birliğinde 60 ulus ulusal grup olduğu” (6*) dikkate alındığında ulusların kendi dillerinde örgütlenmeden, kendilerini temsil etmeden birleşmenin olanaksız olacağı kendiliğinden anlaşılır.

Tarihte benzeri olmayacak biçimde Sovyetlerde ulusların kardeşçe bir birlerine tek kurşun sıkmadan, kanlı bir boğazlaşmaya meydan vermeden yaşamasının “sırrı” Leninist ulusal sorun çözüm programındaki bilimsel özdedir.

Sovyet cumhuriyetlerinin kuruluşunda henüz işin başındayken büyük Rus şovenizminin parti üyeleri üzerindeki etkilerine dikkatleri çeken sosyal-şoven etkilerin kırılması ve geçmişin kalıntılarından kurtulmak için 1923 yılındaki 12’nci kongresinde RKP dikkat çekici kararlarından bir bölüm:

“Kongre pratik önlemler olarak merkez komitesine;

A) Ulusal cumhuriyetlerde partinin yerel militanlarından oluşan yüksek tipte Marksist çevreler örgütlemeye;

B) Ulusal dillerde öğretisel Marksist yazının geliştirilmesine;

C) Doğu Halkları Üniversitesinin ve bu kuruluşun çevredeki şubelerinin pekiştirilmesine;

D) Ulusal komünist partilerinin merkez komitelerine bağlı olarak, ülke militanlarından meydana gelmiş öğretici grupların kurulmasına;

E) Ulusal dillerde komünist yığın yazınının geliştirilmesine;

F) Cumhuriyetlerdeki parti eğitim çalışmasının pekiştirilmesine;

J) Cumhuriyetlerde gençler arasındaki çalışmaların pekiştirilmesine girişmek için vekalet verir” (7*)

Ulusal baskının ortadan kaldırılması ve ulusların işçi ve emekçilerin karşılıklı güveni ve kardeşçe birliğinin yurdu olan Sovyetlerin, sosyalizmin ulusal sorunda çözümü bu temele dayanır.

Devrimden önce yaratılan proleterlerin örgütsel birleşme biçimindeki eşit ve demokratik muhteva, devrimle birlikte çeşitli uluslar devletlerin proletaryanın sınıf iktidarıyla federal birliğine dönüşmüştür. Rusya’da komünist hareket sadece 1917 sovyet sosyalist devriminden sonra ulusal komünist partileri MK’ları gibi yönetici organlar sistemine sahip olmadı, devrimden önce de ulusal komünist partilerin MK’leri yönetici parti organları sistemine sahipti. Enternasyonal örgütlenme biçimi Ekim Sosyalist Devriminden sonra ulusların federal sosyalist cumhuriyetler birliği şeklinde örgütlenmesiyle, bu örgütlenmeye uygun olarak federal cumhuriyetlerin her birinde söz konusu ülkenin komünist partisi ve merkez komitesi örgütlenmesine sahipti. Bütün ulusal etkenlerin kendi dilleri ve özgürleşmeleriyle örgütlenmesi ulusal meselede sosyalizmin eşitlikçi ruhudur ve bu sovyetlerde pratikleştirilmiştir. Sanıldığı gibi partinin sovyetlerdeki yönetimi sadece SBKP (B) MK’dan ibaret değildi, bu yönetici merkez komitenin dayandığı çeşitli ulusal komünist partilerinin MK’leri yönetici organları sistemi vardı. SBKP (B) merkez komitesinin çalışmaları üzerine 18’nci parti kongresine sunulan raporda (10 Mart 1939) partinin mevcut yönetici ve alt organların durumunu anlamamızı kolaylaştıracak açıklıkta yönetici organlar sistemi hakkında şöyle diyor:

“Şimdi (10 Mart 1939 kastediliyor) yönetici parti organları sistemi içinde SBKP (B) MK’si başta olmak üzere 11 merkez komitesi, 6 bölge komitesi, 104 yöre komitesi, 30 çevre komitesi, 212 ik komitesi, 336 kentsel reyon komitesi, 3478 kırsal reyon komitesi ve 113.060 temel parti örgütü var” (8*)

Açık olarak sosyalist devletin örgütlenme biçiminin çeşitli ulusların birliğinin dayandığı temeli açıklamış bulunuyoruz. Sosyalist Sovyetler Birliği proletarya diktatörlüğü devlet sistemi olarak ulusal komünist partilerinin merkez komitelerinin oluşturduğu yönetici parti organları sistemi içinde binlerce parti örgütüyle yönetilmekteydi. Rus merkezli tek komünist partisiyle değil, Rusya devlet sınırlarındaki çeşitli tüm ulusların komünist partilerinin birliğinden oluşmuş proleterlerin eşit ve demokratik yönetim sistemi.

Ulusal sorunun olduğu Türkiye’de devrimci sınıf hareketi sovyet sosyalist devriminin örgütlenme ilkelerini ve biçimini benimsemek durumundadır. Egemen ulus tek merkezli, tek örgütle çeşitli ulusal etkenlerin dikkate alınmasını dışlayarak çeşitli milliyetler proleterlerinin birliğinin sağlanamayacağının görülmesi ve kavranması yürünmesi gerekli olan ilk adımı olacaktır.

Kürt ve Türk proleterlerinin birliğinin ancak örgütlenme biçiminde eşit haklara, örgütlenme özgürlüğüne sahip olduğunu kavramaktan geçtiği açık değilmidir?

Sınıf savaşımı tarihi deneyiminden doğru sonuçların çıkarılması günün ve geleceğin kazanılması, yürünmesi gereken rotada araçların biçimi ve işlevi bakımından hayati önemdedir.

Sovyet Sosyalist Ekim Devriminin enternasyonal tecrübelerinden öğrenmek gayesi ile üzerine dikkatle eğiliyoruz.

Leninin ulusal sorun çözümünde yükseklere kaldırdığı Marksizm bayrağına tutunmak Türkiye’de proletaryanın ulusal sorun çözümünde dayanması gerekli perspektiftir. Marksist ulusal sorun çözümünden uzaklaşan Türkiye devrimci hareketinin daha detaylı değerlendirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

devam edecek…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.

Translate »