MKP: “Yaşasın Partimizin 3. Kongresi“

Güncel Haber Gündem Perspektif

Posta ile elimize ulaşan MKP 3. Kongre Belgelerini, sosyalist basın sorumluluğu ile yayınlıyoruz. Yazıları MKP MK Perpektif yazısı ve 3.Kongre Kararları olarak 2 ayrı kategoride her gün yeni bölümleri vererek yayınlayacağız. Devrimci Demokrasi Yayın Kurulu

*****

MKP 3.KONGRE BELGELERİ /1 (MKP MK Perspektif yazısı )
Enternasyonal Proletarya, Emekçi halklarımız, Yoldaşlar, Kaypakkaya Geleneğinin çeperindeki Yoldaşlar, Dostlar !
Partimiz MKP, Tarihsel toplumsal gelişmeler ışığında içinden geçtiğimiz sürece, müdahalesinin temelini güncelleme ihtiyacı duydu. Bu yerküredeki ve ortaya çıktığımız coğrafyada ki ülkelerimiz Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ da devrimin objektif şartlarını koşullayan yapısal ve aktüel değişim ve gelişimi kavrayan, karşılayan teorisini derinleştirme için koşulların dezavantajlarınıda göze alan bir cesaretle sorunların üzerine gitmeyi hedefledi.
Günlük mücadelenin görevlerinin baskısı ile ileriye doğru atılım yapmanın önündeki temel sorunlarda ki kavrayış ve öngördüğümüz, sunduğumuz çözüm proğram, strateji, taktik ve örgütsel şekillenmenin gelişmeleri karşılamayan, yetersiz kalan durumun yarattığı baskı noktasında acil ve stratejik olana güçlerimizi yönlendirme, yoğunlaştırmayı tercih ettik.

Önümüze koyduğumuz hedefi Kongre ile karşılama kararımızı ülke şartlarında gerçekleştirmek için, sınırlı olan güçlerimizle bu görevin altından kalkabilmek için nisbeten uzn bir hazırlık ve finalin bekaası açısından bazı fedakarlıklar yapmak zorunda kaldık. Kongrenin güvenliği ve sağlıklı sonuçlandırılabilmesinin yolu güçlerimizin bir bölümü ile ilişkilerimizi dondurma, sürecin güncel olarak yüklediği görevlerin bazı gereklerinden uzak durma, kitlemizin bu yöndeki beklenti ve haklı eleştirilerini en kısa zamanda yanıtlamak sözü ile bir süre için askıda tutma ve bu tedbirlerden kaynaklı kısmen güvensizlikleri göze almamız gerekti. Bugün herhangi bir ‘’kaza’’ya uğramadan Kongre hedefimize ulaşmış bulunuyoruz. Bu açıklamamız ve Kongre kararlarımız verilmiş sözlerimizin ilk adımıdır. 3.Kongremiz gündemine aldığı temel sorunların altından kalkabilmek için kimi başka gündem olması gereken sorun ve konuları bundan sonra ki süreçte daha ileri mücadele mevziileri ve biriktirdiği güçlerle karşılama yoluna gitme kararlılığındadır.
3.Kongre kararlarımızın kamuoyuna sunulması elimizdeki olanak ve araçlarla yaygın okunması ve anlaşılmasının sağlanması çabası içinde olacağız. Zamanın akışı içinde 3.Kongre kararlarımızda ifadesini bulan teorik temel e ulaşmamızı koşullayan araştırma-inceleme ve yine kararlara paralel gündem yazılarımızı yayınlayarak örgütlü kitlemiz ve dışımızda ki geniş kesimlerce kavranmasına katkı sunacağız.
3.Kongremizin kararları ile geleceğe yürüyüşümüze tuttuğumuz projeksiyon; öz güven ve yenilenme bilinci ile Bilimsel Diyalektik Materyalizmin örsünde dövülen ve dökülen çeliğin yarattığı aydınlıktır.
„Şimdi biz, herkesin gözü önünde yükseklere bir bayrak çekiyoruz. Bu bayrak, proletaryanın kızıl bayrağı olacaksa, onun kızıllığını bozan bütün lekeler, ciddi ve titiz bir çabayla silinip atılmalıdır.“ İbrahim Kaypakkaya

Partinin Yeniden İnşaa’sı Sorunu !
1- Emperyalist kapitalist sistemin yok edilmesi ve tüm halk kitlelerinin kurtuluşu için yürütülen mücadele de proletaryanın kumanda merkezi ve eşsiz aracı olan komünist partisine ihtiyaç vardır. Proletarya partisinin önderliği olmadan, devrim zafere ulaşamaz, kitleler kölelikten kurtulamaz. Komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaş önderliğinde perspektifi oluşturulmuş devrimci sınıf mücadelesi çizgisi bu genel anlayış ve ilkeye bağlı şekillenmiştir. Patinin komünist özünü yozlaştıran her türden eğilim ve sapmalara karşı durmanın önemi buradan gelir. Sınıf savaşımında parti sorunu daima merkezi halkayı oluşturmuştur. Uluslararası komünist hareket önderlik ve örgütlenme, teori, pratik ve siyasi çizgiyi kapsayan parti sorunu üzerine büyük bir birikim ve tartışmalarda tarihi mirasa sahiptir.
İşçi sınıf ve burjuvazinin iki büyük sınıf olarak ayrıştığı modern toplumda kendisi için sınıf olmaya adım atmış proletarya için kendi partisini oluşturma süreci de tarihi olarak şekillenmiştir. Bu olgu yerel değil, genel niteliktir. Proletarya kendisini köleleştiren düzeni yıkıp egemen bir sınıf olarak örgütlenmesi gerekliliğini tarihi ve toplumsal maddi temeliyle açıklayan Komünist Manifesto ilan edildiğinde 1848 Avrupa burjuva demokratik devrimleri sürecinde işçi sınıfının bağımsız bir sınıf olarak tarihin sahnesindeki yerini almasının koşuları oluşmuştur. K. Marks, F. Engels Avrupa’da komünist partilerin örgütlenmesinde teorik ve pratik olarak önderlik ettiler. 19’ncu yüz yıl bitmeden komünist örgütlenmeler Osmanlı’nın egemenliği altında olan Balkanlar’da, Bulgaristan, Makedonya’da dahil doğu Avrupa’ya doğru yayıldı. Proletaryanın dünya genelinde bağımsız sınıf partileriyle ortaya çıkmaları ise 1917 Sosyalist Sovyet Devrimi’nden sonra ve devrimin etkisiyle gerçekleşir. Emperyalist savaş kapitalist cephede gedik açılmasına yol açmış, Rusya’da devrimci proletarya zafer kazanmıştır. Devrim tüm bilinçli kitlelerin gözünü Sovyetlere çevirmiştir. Daha önce Osmanlı’da çeşitli çeşitli sosyalist örgütlenmeler vardır. Komünizm fikri ve sınıf mücadelesinin etkisinden muaf değildir. Fakat 1970’li yılların başına kadar komünizm adına söylenen ve yapılanlar hakkında tek sorumlu olan TKP ise 10 Eylül 1920’de Bakü’de Suphi önderliğinde bir dizi komünistle birlikte kurulmuştur. Sovyetlerin yardımını alan ve komünizmin ilkelerine sadık biçimde kuruluşu ilan edilen, akabinde Türkiye’ye çalışmaya dönen M. Suphi ve önder kadroları faşist Kemalist güçler tarafından imha edildikten sonra TKP halk kitlelerinin devrim ihtiyacına cevap verebilecek bir parti olmaktan çıktı, bu niteliği hiçbir zaman kazanamamıştır. Bilakis TKP revizyonist-oportünist fikirlerin (reformist, sosyal-şoven, parlamnetarizm) ana yatağı olmuştur. 1951 tutuklamalarından sonra 1970’li yıllara kadar fiilen tasfiye olsa da, 1960’lı yıllarda artan işçi, emekçi, köylü ve gençlik eylemleri, sınıf mücadelesinin güçlenen zemini üzerinde kabaran kitle eylemleri, yeni politik güçlerin itici gücü olmuş fakat bu taze güçler burjuva fikirlerin yön verdiği TKP’nin ve ondan kopan eski kadroların hatalı eski düşüncelerinden kendini kurtaramamışlardır. Yükselmeye devam eden kitle kabarışı, reformist-parlamentarist Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile oyalanmaya çalışılsa da arayış içinde olan halk kitleleri ve devrimci fikirlerle tanışan öncü kuvvetler önündeki eskimiş, posası çıkmış engelleri aşıp gelişmiştir. Halk kitlelerinin sömürü ve baskıdan kurtulma gereksinimleri ve burjuva fikirler ile zehirlenmiş eski TKP kadroları, TİP, sarı sendikaların mevcut düzen sınırlarını aşmayan duruşları arasındaki karşıtlık 1970’lerin başından itibaren çok çeşitli örgütlerin doğuşuyla sonuçlandı. Nesnel şartlara uygun kitlelerin devrimci gereksinimlerine önderlik eden bir partinin olmaması birleşmesi zorunlu güçlerin çeşitli parçalara ayrılmasının önünü açtı. Silahlı mücadeleye yönelen küçük-burjuva devrimci yapılar sınıf mücadelesinin yükseldiği bu tarihi dönemin ürünü oldukları gibi Maoist Komünist Partisi’nin önceli Türkiye Komünist Partisi(Marksist-Leninist)’in doğuşunu da bu bahsi geçen toplumsal şartlarda gerçekleşmiştir.
Halk kitlelerinin kurtuluşu için ihtiyaç duyulan proletarya partisinin yaratılması yöneliminin özü önderimiz İbrahim Kaypakkaya’nın teorik ve pratik mirasında görülebilir. Partinin Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao Zedung’un düşüncelerinde geliştirilen evrensel bilimsel komünizm teorisinin, diyalektik tarihi materyalizmin Türkiye devrimine uyarlanması esasıyla şekillendirilmesi, devrimci zor yolu ile proletarya diktatörlüğünün kurulması amacının temelleri 24 Nisan 1972’de Kaypakkaya yoldaş tarafından atıldı. Dönemin sınıf hareketini etkisi altına alan egemen burjuva düşüncenin her türlüsüne karşı verilmiş ideolojik mücadelenin anlamı partinin proletaryanın davasına sadık biçimde yaratılması amacında saklıdır. Elbette gerçek anlamda bir komünist partisi olsaydı, ayrı bir parti oluşturma faaliyeti içine de girilmezdi. Ayrıca parti kuruluşları – ismi ne olursa olsun – gerçek bir parti yaratıldığı anlamına asla gelmez. Maoist parti ilk yenilgisini Maoist çizginin Türkiye’deki yaratıcısı İbrahim Kaypakkaya’nın katledilmesi ile almıştır. Köklü bir mücadele geleneği yaratılmasına rağmen partide hiçbir zaman
önderlik sorunu açılamamıştır. Dolaysız olarak önderlik sorununun varlığı, parti krizinin varlığının kronik niteliğini göstermektedir.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan toplumsal gerçekliğine diyalektik tarihi materyalizmi uygulamak iddiasıyla kızıl bayrağı omuzlayan proletarya partisinin önderlik sorununu aşamaması elbette bedellerini ağırlaştırmış, ama mücadelesini engelleyememiştir. Fakat bu olgu onun gelişip serpilmesini engelleyen belirleyici ana faktördür. Yaşamın oluşumu nasıl ki cansız dünya tarihinden kopuk bir biçimde ele alınamaz ise, parti ve önderlik ilişkisi, parti ve sınıf savaşımı ilişkisi birbirinden kopuk ele alınamaz. Doğuşundaki devrimci fikirlere gerçekten bağlı ve tutarlı hareket edilip edilmediğinin anlaşılması için her hangi bir partide olduğu gibi bizde de tüm süreçlerin bütünlüklü olarak göz önünde bulundurulması gerekir. Konumuz tarihimizi değerlendirme olmadığı için geçiyoruz. Esas meselemiz parti inşaa sorunlarına odaklanmak için bu çerçeve ile sınırlı kalan değerlendirmeler ile yetineceğiz.

Kuruluşundan neredeyse yarım yüzyıl geçmiş ve hala parti krizinden kurtulmuş değiliz. Sadece bizde değil kendini Kaypakkaya çizgisinin devamcısı gören – Yeni Demokrasi, Özgür Gelecek, Halkın Günlüğü çizgileri – gibi diğer yapılarda parti krizinden kurtulmuş değiller. Yani sorun hem her örgüt bakımından “iç” hem de aynı ideolojik siyasi hattan ve aynı tarihi köklere dayanmaları bakımından ise daha çoklu ve geniş bir sorundur. Daha geniş çerçevesi ile düşünüldüğünde devrimin kaderini belirleyen önemde çelişkileri barındıran bir meseledir. Çünkü her tutarlı komünist halk kitlelerinin birleşecekleri bir partinin inşasından yanadır.

Doğru Fikir ve Yöntemlerden Şaşmamalıyız
2- Bilindiği gibi komünist çizginin üstüne beton dökme tertibiyle 2014 yılında karşı karşıya kaldığımız darbeci likidatörlerin sağ yönelimine karşı durduk. Tasfiyeciliğin önlenmesi ve güçlerin toparlanarak devrimci amaç uğruna seferber edilmesi için tarihi önemde çabalar gösterildi. Bu mücadelenin önemi partinin gözle görülür belli gelişmeler göstermesiyle anlaşılacaktır.
Revizyonist-oportünist darbeciliğe karşı mücadele yürütülürken en büyük sorunun ne olduğunu sormadan edemezdik. “Partinin genel çizgisi doğrudur ve ortaya çıkan sonuçlarda etkisi yoktur” gibi hatalı anlayışların varlığına karşı Marksizm, Leninizm, Maoizm bilimine sırtını dönmüş öznelci darbeciliği besleyen nedenlerin ideolojik, siyasi, politik ve yanı sıra toplumsal ve tarihi köklerinin açığa çıkarılmasının gerekli olduğu doğru fikri arasındaki çelişki bir fikir farklılığından ziyade, gerçek durumun ne olduğunun açığa çıkarılması ve doğru anlayışla üstesinden gelinmesi tutumunu belirleyen bir farklılıktır. Bu farklılık ise son derece önemlidir.
Toplumsal nesnel durumun gerisinde kalmanın politik, ideolojik çizgide partinin önüne sorunlar doğurmasının yanı sıra gerçeklikten kopmuş sübjektif düşünce ve tarza sahip olan küçük-burjuva düşünüşte olanlara fırsatlar sunduğu gerçeği tüm yoldaşlarca aynı hızla kavranamadığı, gerçi geç fark edildiğinde gerekli çalışmalarla bu boşluk doldurulmadığı zaman bu tutumlar atıllığı besledi ve kendiliğindenciliğe kapı aralanmış oldu. Demek ki revizyonist bir sapmaya karşı durulması yeterli değil, aynı zamanda mevcut tayin edici çelişkilerin çözümünü aydınlatmak da gereklidir.
Parti tarihindeki en derin ideolojik ve politik kırılmanın ve savrulmanın yaşandığı 2014 yılı ve sürecinde proletaryanın devrimci siyasal hedeflerine sadık parti gücü tarafından canla başla bir mücadele yürütüldü, yoldaşlarımız büyük zorluklara katlandılar. Tarihi önemi olan bu mücadele ısrarı ve duruşa rağmen partinin inşa sorunu bu iş için kısa sayılmayacak bir zaman geçmesine rağmen henüz başarılmış değildir. İşte bu sorunun üstesinden gelmek zorundayız.

devam edecek…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.